Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

20 Nisan 2014

 

3 Ekim 2006

Sol eli kaşınanlar

Kaç gündür sıkı sıkıya gündemi takip ediyorum ki, arada sırada da olsa siyasi gündeme ilişkin yazı yazabileyim…

Olmuyor ama…

Başbakanın Amerika’daki temaslarını, Cumhurbaşkanının, Genelkurmay başkanının laiklik konusundaki “irtica var” çıkışlarını, Papa’nın İslam dinini şiddet ile özdeşleştirmesini, Türkiye’nin AB üyeliği konusundaki son gelişmeleri, hepsini ama hepsini inanın yakından takip ediyorum!
Ama sıra yazmaya gelince ezberim bozuluyor…

Çünkü biliyorum ki sokaktaki, evlerdeki gündem yani halkın gündemi çok farklı…

Halkın gündeminde “sol el kaşıntısı” var.

Halk arasında bir inanış vardır: Sağ el kaşınınca para gelir ama sol el kaşınınca elden para çıkar…
Bu aralar memleketimde o kadar çok sol eli kaşınan var ki… Üstelik de sağ el hiç kaşınmadan…

Hal böyle olunca üstüne bir de “tepemde kara bulutlar dolaşıyor” inancı ekleniyor…

Nasıl mı?

Ahmet memur adam, 3 çocuğu var (Ama işçi Ali’yi de unutmamak gerekiyor, zira onun da dört çocuğu var)… Hepsi okullu… Bu aralar kara kara düşünüyorlar. Malum okullar açıldı, güç bela da olsa kayıtlar yapıldı, kıyafetler, defterler vb. alındı ama hala sol elleri kaşınıyor…

Zira çocukları devlet okulunda okumasına rağmen eğitime katkı payını(!) ödemeleri gerekiyor.

Gerçi bazı okullar insaflı(!) davranıyorlarmış. Aynı okulda birden çok çocuğu olan ailelerden her bir çocuk için alacakları malum katkıdan bir miktar indirim yapıyorlarmış…

Şebnem, genç bir kadın… Yeni evli, henüz minicik bir kızı var. Allaha şükür(!) kocası işsiz değil. Evine ekmek giriyor, kira parasını ödeyebiliyor. Yani Şebnem öyle söylüyor.

Gerçi canı her çektiği şeyi alamıyor ama olsun. Çok gereksinimi olan eşyalar için kafasında bir öncelik sıralaması yaparak taksitle alış veriş yapıyor.

Ama Şebnem bu aralar biraz sıkıntılı:
Bir süredir midesinden dayanılmaz ağrılar çekiyor. Başlangıçta pek umursamıyor ama komşusu mide kanseri olunca panik yapıyor. Doğruca en yakınındaki büyük bir devlet hastanesinin yolunu tutuyor…

Üstelik gün daha yeni ışırken…
Sabahın köründe yani…

Hadi daha açık yazalım, sabah saat 05.30’da…
Ama maalesef kendinden önce davrananlar var, muayene olabilmek için sırada bekleyenler kuyruğu almış başını gidiyor…

Şebnem, her şeye rağmen yine de umutla sıranın kendisine gelmesini bekliyor.

Eee, ne de olsa “umut fakirin ekmeğidir” diye boş yere dememişler…

İlginçtir, Şebnem sırada beklerken sürekli, sol eli kaşınıyor… Genç kadının dudakları arasından,
-Sabah sabah hayırdır inşallah, sözcükleri dökülüyor.

Saatler ilerleyip de muayene olabilmek için numara kalmadığını öğrendiğinde içinde biraz düş kırıklığı, biraz umutsuzluk elindeki sağlık karnesine bakıyor.
Yani bu kez genç kadın boş yere umut ediyor…

Sonrası malum; evinin yolunu tutuyor… Günün ilerleyen saatlerinde de özel hastanenin yolunu…
Eee, ne de olsa her işin başı sağlık… Bir defalık da olsa olanaklarını zorlamalı değil mi?

Özel hastanedeki muayenesinin sonucunda doktoru, ilaç reçetesini yazdıktan sonra,
-Endeskopi çekilmeniz lazım, deyince dünya başına yıkılıyor.
Zira onun için de ayrı bir ücret ödemesi gerekiyor…

Şebnem’in artık sol eli kaşınmıyor. Çünkü o endeskopiyi zaten kendi olanakları ile çektiremeyecek, tıpkı onun gibi çaresizlik içinde kıvranan binlerce hasta gibi…

Evet, benim gündemim daha farklı(!)
Gündemimde, ailelerin, okullar açıldı diye kara kara düşünmeden, çocuklarını okula gönderebilme umudu yok mu(?) sorusu var.
Hastane kapılarında eziyet çekilmeden sağlık hizmeti alınamaz mı(?) sorusu var.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

muammer
4 Ekim 2006 14:25

türkiyenin büyük bir bölümünün durumunu çok güzel kısa ve dikkat çekici şekilde anlattınız da anlayamayan yada anlamak istemeyenlere bu bile anlatamaz.saygılar

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI