Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

23 Nisan 2014

 



15 Şubat 2008

’Hitabet sanatı’ çeşitleri...

GERÇEKTEN de Başbakan’ın dediği gibi "Öfke bir hitabet sanatı" mıdır?

Demek ki ne sanatlar var.

"Öfke bir hitabet sanatı" ise, o zaman öfkenin aşamaları da "hitabet sanatının icrası" sayılır ki, bunlar:

Küfür.

Sille.

Tekme.

Tokat.

Çifte...

Bir de buna "ümük sıkmayı"ı ilave edebiliriz.

*

"Hitabet sanatı" olarak küfür, hakikaten memleketimizde çok ileri bir seviyededir.

Misal:

"Düttürü düdük..."

Karşılığı bir başka kültürde olmadığı gibi, hitabet sanatının bu bulunmaz parçasının anlamını "öfke ile hitabet sanatçısı"nın kendisi de bilmez, kullandıktan sonra sorar:

"Anladın mı?.."

Yanıta göre iki şık vardır artık; yanıt "Evet" ise sorun kalmaz. Yok eğer "Hayır" ise hitabet sanatının bir başka aşamasına geçilir:

Çifte...

Çifte üçe ayrılır:

- İkili çifte...

- Katır çiftesi...

- Çifte...

İkili çifte; havaya zıpladıktan sonra iki bacak aynı anda yere paralel konuma getirilirken, vücut yan yatmış "V" harfi şeklindedir ve popo yerden 70 santim havadadır.

Hitabet sanatının bu şıkkı, sözel hitabet sanatı ile birlikte kullanılıp şu sesler çıkartılırsa daha da iyi olur:

"Uggggg..."

"Yeeeee..."

"Aaagggghhh..."

Bu hitabet sanatı başarıya ulaşamadığı takdirde, sanatın "Kıç üstü oturma" bölümüne girer ki, o durumda sanatçı oturduğu yerden ilk sözel hitabet sanatına dönmeyi deneyebilir:

"Düttürü düdük..."

Kısacası "Öfke bir hitabet sanatıdır" diyebilir miyiz?

Deriz...








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

HORLU
16 Şubat 2008 09:48

TEVFİK FİKRET'e zavallı diyen
karşı-Devrimci arkadaş..

O kadar edebiyat, tarih ve siyaset yoksunu olmalısınız ki;

baskıcı Abdülhamit yönetimine karşı mücadele eden aydın ve gerçek devrimci TEVFİK FİKRET'i küçümsemeye çalışıyorsun.
Azıl zavallı sizlersiniz.

Takma adınız(Devrimci) ile söyleminiz zıt.

Doğru
15 Şubat 2008 20:51

Aman, aman, aman... Bizim eküri karşı devrimci tanzimat edebiyatını da bilirmiş, "halk için sanat" akımının temsilcilerini de sayarmış..

Maşallah yavrum sana..

Ammaaaa.. Özgürlük ve medeniyet temalı eserler veren Tevfik Fikret'e zavallı demen sadece senin zavallılığındır canım.

Rıza Tevfik, Ali Kemal, Refik Halit Karay'ı daha çok seversin değil mi?

GÜLAYAY
15 Şubat 2008 18:50

ÖFKE, ergenlık dönemınde zor kontrol altına alınan bır duygudur...İNSAN olmaın erdemıyle ınsanı kamıl olmanın ilk basamagıdır öfke kontrolu...herkesın basbakanıyım dıyen bırının öfke degıl ÇÖZÜM üretmesı gerekir...SABIR SEVGI HOSGÖRÜ sergılemesı gerekır......bulundugu mevkı bunu gerektırır.

DEVRİMCİ
15 Şubat 2008 18:23

şimdi bu bekir Namık Kemal'i mi oynuyor, Şinasi'yi mi, Ziya Paşa'yı mı? Yoksa Âşiyan'dan üfüren zavallıyı mı???

krm
15 Şubat 2008 17:55

Anlasanız zaten koskoca Türkiye Cumhuriyetinin başbakanı olan bir insanın sokak ağzıyla ülkeyi yönetmesini hele hele bazı bakanların terbiyesizliğe varan cümlelerine göz yumamazdınız ve hatta bunun hoşunuza gitmesinden utanırdınız.

Tüm Yorumlar (13)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI