Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

6 Ekim 2009

Siz Adam Olmazsınız

Hepimizin değilse bile, birçoğumuzun babası veya bir aile büyüğü, çocukluğumuzda veya ilk gençliğimizde şu lafı bize defalarca söylemiştir: " sen adam olmazsın." Bir Anadolu klasiği haline gelmiş olan bu laf söylendikçe kendimize olan güvenimiz azalmış, bizde suçluluk duygusu gelişmiş veya bu sözü bir daha duymamak için kapasitemizin üzerinde çaba göstermişizdir ve kendimizi tanıma sürecimiz yaralanmıştır.

Aslında kendimizi tanıma sürecini sağlıklı bir şekilde yaşamamız, diğer inananlarla sağlıklı ilişkiler geliştirmemizin olmazsa olmaz temel şartlarından biridir.

"Ben kimim" ya da "nasıl biri olmak istiyorum" soruları bireyi geliştiren sorular olmasının yanında içinde zorluklar ve tehlikeler barındıran sorular.

Evet, bireyin kendini tanıma çabasına girmesi hem zor hem de sancılı bir süreç… İnsanın "ben kimim," "ben ne yapıyorum," " nasıl biri olmalıyım" diye sormaya başlaması bile; içinde özeleştiri olgusunu da taşıdığı için kişinin egosunu yaralar. Öyle de olsa, insanın kendisini geliştirecek dinamikleri ortaya çıkarabilmesi, sağlıklı, tutarlı bir kişilik edinmesi için bu süreci yaşaması gerekli ve zorunlu diye düşünüyorum.

Bu durum bizim diğer bireyler ile kuracağımız ilişkilerin veya diğer bireyler hakkındaki değerlendirmemizin sağlıklı ve tutarlı olmasını da belirleyecek bir çaba. Çaba ve süreç sözcüklerini özellikle kullanıyorum, çünkü bireyin kendisini irdeleme ve tanıma süreci sonu olan ve bitecek bir süreç değil. Tüm ömrümüzü kapsayan bir süreç. Hatta bazen ölümümüzden sonra bile başkalar tarafından bizim yaptıklarımızı ve yeryüzünde bıraktıklarımızı analiz etmek anlamında da devam ettirilecek bir süreç…

Eğer birey kendisi hakkında temel bilgilere sahip değilse ve kendi kişiliğinin analizini asgari düzeyde bile olsa yapmadıysa, diğerini,(bu çocuğu olabilir, sevgilisi olabilir) nasıl doğru ve sağlıklı bir şekilde değerlendirebilir? Veya nasıl diğer bireyler ile tutarlı ve sağlıklı ilişkiler geliştirebilir? Böyle bir bireyin, diğerinin dinamiklerini, acılarını, başarısızlıklarını, umutlarını, başarılarını sağlıklı bir şekilde anlayıp değerlendirebilmesi mümkün mü? Böyle bir birey gerçekten diğeri ile empati kurabilir mi? Burada söylenebilecek tek şey belki sadece anladığını sanır.

Büyüklerimiz, babalarımız "ben kimim", "ben nasıl biriyim," " benim de yanlışlarım oldu mu?" "çıkmazlarımın, başarısızlıklarımın nedenleri nelerdi" veya "kendi potansiyelim ölçüsünde gerekli ve yeteri kadar uğraşı gösterdim mi? " sorularının cevabını sağlıklı bir şekilde arama çabasına girselerdi; çocuklarına "sen adam olamazsın" dediklerinde aslında bizzat kendilerinin yenilgilerine, yanlışlarına, çıkmazlarına, yanılgılarına, başarısızlıklarına işaret ettiklerini ve bu tespitin öznesinin kendileri olduğunu fark ederlerdi.

Bence "adam" olmak her şeyden önce insanın kendisi üzerinde kafa yorması, başarılarının, başarısızlıklarının nedenlerini öğrenmeye, umutlarını, beklentilerini, düş kırıklıklarını, özlemlerini tespit etmeye çalışmasıyla başlayabilecek bir süreç.

Şunu söylemek çok abartılı olmaz diye düşünüyorum. Kendimizi tanımak ve değiştirmek, dünyayı tanımak ve değiştirmekten daha zor ve karmaşık bir süreç. Bireyin kendini arama, tanıma çabasına girmesi, aslından diğerini, başkalarını da araması ve tanımasını da işaret ettiği için sarsıcı ve binbir türlü sıkıntıyı barındıran bir süreç. Fakat sağlıklı ve tutarlı bir birey olmak, nitelikli ve tutarlı ilişkiler kurabilmek için ille de yaşaması ve vazgeçilmemesi gereken bir süreç.

Bireyin kendini tanıması, sadece dışarıya yansıyan şekli durumunu irdelemesi ve buna göre sonuçlar çıkararak yaşanması gereken bir mesele değil. Bireyin asıl olarak kendi özünü irdelemesi ve bu irdeleme sonucu elde ettiği verilere göre yaşanması gereken bir süreç. Örnek vermek gerekirse, şeklen gösterilen bir saygının aslında, özde bir kıymeti harbiyesi yoktur.

Kuşkusuz hiyerarşik yapıda üst basmaklara tırmanmak, çok para kazanmak önemlidir ve başarının bir göstergesidir ama bence, birey kendini ne kadar iyi tanıyor, özünü ve dinamiklerini ne kadar iyi biliyorsa o kadar başarılıdır.

Yaşadığımız şu yeryüzünün aydınlaması, bireyin büyük başarılara imza atması, biraz da bireyin kendisi ile mücadele içinde kendini aşma, kendi sınırlarını zorlama çabasının bir sonucu. Böyle bir uğraşı içine girersek belki yaşam geçmişte yaptığımız küstahlıklarımız, vasatlıklarımız ve bayağılıklarımız için bizi bağışlar. Unutmayalım ki, diğerini, ötekini anlamaya çalışmadan itham etmek bayağılıktır, vasatlıktır.

Bu bayağılık ve vasatlıktan bir nebze olsun kurtulmak için kendimizle, yaşamla uğraşmaya, didişmeye cüret etmeliyiz. Nerede olursak olalım, nasıl olursak olalım, yaşadığımız şeyin nedeni ne olursa olsun; hayatın hiçbir alanında pes etmemek, umut ve ışık adına uğraşmak, daha çok uğraşmak, gene uğraşmak…

Kekelesek de, tökezlesek de; bıkmadan usanmadan, büyük bir azimle yaşama sevinci ve umut adına uğraşmak ve didinmek... Çünkü; hiçbir fikri ve bedeni faaliyet içinde bulunmadan mutluluğu, huzuru ve refahı yakalayabilmiş bir birey veya insan topluluğunun varlığını ne duydum, ne gördüm, ne de okudum.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Gulden Turan
23 Ekim 2009 13:40

adam olmaya çalışmak ve bunu sürdürmek aslında en çok çaba isteyen.Durmaksızın süren bir döngü içinde her an bu bilinçte nefes almak takdir edilesi olur doğrusu; ancak "! yaşam şartları !" dediğimiz noktada başlıyor ödün vermeler, yutkunmalar...sormak lazım:Neden?!

deyocan
17 Ekim 2009 18:55

Haydar Bey, sen de adam olmazsın:)

Serkan BARLAK
8 Ekim 2009 23:07

biraz daha psikoljik açıdan yaklaşırsak erickson'a göre insanın hayatı sekiz ana evrede şekillenir,her evrede benlik belli bir takım gelişimleri tamamlamakta, ve her evreye özgü psikososyal dönemeci atlatmaktadır. bence haydar beyin bahsettiği sorunsalı asıl kapsayan dönem 3-7 yaşlarına tekabül eden girişimcilik dönemidir. bu yaşlarda cinsel konuları ve kendi bedenini tanımaya başlayan çocuk, sonrasında bu merakını genişleterek bitmek bilmez bir öğrenme tutkusuna dönüştürür. çocuksu eylemleri, atılmaları, soru sormaları ve cinsel ilgileri yüzünden sık sık korkutulan, ceza gören çocuklarda giderek ağır suçluluk duyguları gelişir.Oluşan süperego böyle kişilerde çok ilkel, acımasız, çok katı olabilir.çocuk böylece aşırı ürkek,uysal bir hale gelebilir, artık küçük bir işten, basit bir sosyal iletişime kadar her türlü eyleme başlamak insana çok güç gelebilir. bu ketlenmişlik sadece bireylerde değil, ağır toplumsal, politik ve geleneksel baskılarla toplumsal düzeyde de girişim noksanlıkları görülebilir.

Semra Topal
8 Ekim 2009 14:09

Elif Şafak'ın ''Siyah Süt'' adlı kitabında her birinin yazarın kendi benliğinin bir parçası olan küçük kadınlar vardı ve bu küçük kadınlar yazarın kendi içindeki seslerini duymasını sağlamak için bazen tek tek orataya çıkıyorlardı,bazen de kendi deyimiyle ''içimden sesler korosu'' şeklinde hep bir ağızdan.Bende içimden sesler korosunun sesine kulak vermek istiyorum.Ama o kadar derindeler , okadar bastırmışım ki bu sesleri,dedinlerden yüzeye çıkaramıyorum.Son olarak şunu demek istiyorum ''sen adam olmazsın'' lafı bana hiç söylenmedi bugüne kadar.Ama bugünlerde bu lafı ben kendime söyler oldum.

Burcu Güler
7 Ekim 2009 10:44

Konuyla ilgili yaşanmışlığa dogru yol aldığımda aklıma gelen ilk şey şu oldu,Ortaokula giderken sınıfta kaldığımda babamın şu sözleri hiç kulağımdan çıkmamıştır bugüne kadar,senin okumakta gözün yok sen adam olmazsın iyi biyerlere gelemezsin deyip çocuk yaşta olan beni tekstil atolyesine verip geceyarılarına çalıştırması(bütüngün ayakta olmak kaydiyle),ve ben bu hırsla ve o dönemde hayatın çalışmanın ne demek olduğunu anladım,sonrasımı orta 2 ve lise dönemleri taktir-onur belgeleri doldu evimiz.Azim-hırs çok önemli...Yüreginize ve emeginize sağlık

Tüm Yorumlar (6)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI