Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

27 Mart 2017

 

22 Şubat 2010

Sürgüne Gönderdiğimiz Bir Duygu, Özlem

İtiraz etmek gibi, sanki özlemeyi de hayatımızdan çıkarmış gibiyiz. En küçük engelde hemen vazgeçiyoruz.

Belki özlemenin bir gereklilik olduğunu düşünmüyoruz veya ona yaşamsal bir önem atfetmiyoruz. Belki zaman kaybı olarak görüyoruz özlemeyi. Belki de…

Evet, sanki özlemi sürgüne göndermişiz gibi.

İnsan neyi özler veya neden özler? Her bireye ve bireyin içinde bulunduğu koşullara göre değişen binlerce cevabı olabilir bu sorunun.

Bence, insan en çok ömrünü özler… Hele de , hayal kırıklıkları çoksa.

İlk gençlik düşlerimizi özleriz, yüreğimiz sızlar, yalnızlığımız büyür.

Uzak ve soğuk ülkelerde, en çok, hiçbir zaman vedalaşamayacağımız ülkemizi, ülkemizin sesini özleriz. Ülkemizin sesi kulağımıza çalındı mı tereddütsüzce ve davetsiz yanına koşarız…

Bazen, çaresizlik ve yalnızlık ile boğuşurken, bizim için üzülecek, bizi teselli edecek birisini özleriz.

Öyle zamanlar vardır ki; özlem laf dinlemeyen yaramaz bir çocuk gibidir. Sevdiğiniz hiçbir açıklama yapmadan sizi terk etmiştir. Ya da ülkeniz alacakaranlığa gömülmüştür, rüzgar postal sesleri taşımaktadır varoşlara… 12 Eylül tutucu darbesi gibi. İkinci bir emre kadar yasaklanmıştır özlemek. Yapacak fazla bir şey yoktur. O büyük ve uğultulu ormanda yaprak bile kımıldamamaktadır. Göz yaşlarınıza sararsınız kanayan yüreğinizi.

Darbeciler, diktatörler, tutucular; özlemek fiilini silmeye çalışırlar yaşamdan. Bilirler çünkü, özleyen insan kolay kolay tahakkümü kabul etmez; sorgular, itiraz eder, değiştirmek, dönüştürmek ister.

Gelecek ile ilgili düşlerimiz, planlarımız varsa, özlemimiz de vardır ve ancak bu durumda, kendi duygularımıza ve hayallerimize bekçilik ederiz.

Özlemek biraz da tahammül etmektir. Özleyen, bu süreçte çektiği sıkıntılara, yalnızlığa, yokluğa güzel günler adına tahammül eder. Gerekiyorsa, bedel ödeyerek var olana, kendisine sunulana teslim olamamayı ve bunun içine sabretmeyi öğrenir.

Özlemeyi bilen, sevdiği uzak bir iklimde yaşıyor olsa da, sevgi adına beklemeyi bilir ve zaman kaybediyorum diye sevmediği birine asla teslim olmaz.

Bazen kelimeler yetersiz kalır özlemi anlatmaya; mesela çok sevdiğimiz birisini kaybettiğimizde…

Karlı, soğuk havalardan sonra, ufuktan beliren güneşe merhaba demektir özlem, hasret gidermektir, buram buram yalnızlık kokan bir otobüs garında,

Öyle zamanlar vardır ki, yalnızlığımızla kol kola girmektir, özlem.

Bazen de, zifiri karanlıkta bir demet ışıktır, özlem.

"Ruh ikizini" aramak, yeryüzünü güzelleştirmektir özlem.

Hasret kokan bir limanda, "birtanenizi", "sevdiğinizi" bekliyorsunuzdur.Yaşadığınız coşkulu günlerden konuşmayı özlemişsinizidir. Onun tenini, kokusunu özlemişsinizidir. Bana kalırsa, aslında beklediğiniz ve özlediğiniz "sevgiliniz" değil, sevginin bizzat kendisidir.

Şimdilerde özlemi sürgüne göndermişiz gibi. Yine de hiç özlemediğimizi söylemek de pek doğru değil gibime geliyor. Ama, bize değiştirme gücü veren, yaşamımızın içeriğini dolduran en önemli unsurlardan biri olan "özlemimize", özlemlerimize ve umudumuza yeterince ve gerektiği kadar sahip çıkıyor muyuz? İşte buna evet demek zor.

Ben, özlemin; hasretimizin, sevdamızın boğulduğu limanlara, avlulara, meydanlara bir gün döneceğine inanlardanım; ve özlemin, bizi hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmadığını, uğratmayacağını düşünenlerden….








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

SEMRA TOPAL
7 Nisan 2010 20:01

Geleceği özledim ben...yaşanmamış günlerimi ,özellikle de yaşanması muhtemel günlerimin içinde yaşayacağım en güzel günleri....
Özlemle beklerken o günleri , bedenimde sararan yaprakların yeşillenip , dallarımın çiçek açacağı hayaliyle bekliyorum.

özlem
10 Mart 2010 18:55

İnsanlar isimleriyle/isimlerini yaşar derler, doğru...:) teşekkürler, sözünü tuttuğun için de...

Pınar Özlem
10 Mart 2010 14:48

Özlemek için önce sahip olmak gerekir. İnsan ancak sahip olup da, daha sonra kaybettiği bir şeyi özleyebilir. Ki bu şey bir kişşi, bir nesne hatta bir duygu bile olabilir. Çocukluk masumiyetimizi, gençlik heyecanlarımızı özlememiz gibi... Dolayısıyla hayatı ne kadar dolu dolu yaşarsak, özlem duygusunu da o kadar derin yaşayacağız demektir.
Bana bunları düşündürdüğünüz için teşekkür ederim.

gulden
3 Mart 2010 16:07

İnsan en çok neyi özler peki?! Bazen kaybettiği ruhunu, bazen de yitip giden zamanı.Geri gelemeyecek an'ları.Özlem...Kaçınılmaz olan!Kulağına fısıldar çoğu zaman "Durma, Koş Peşinden!" Ama gidersen olmaz, adı özlem olmaz koşarsan.Beklemeye devam edersin umarsızca...

nurten özer
23 Şubat 2010 18:32

Tebrik ediyorum.. Yüreğine, eline, kalemine sağlık.Çok çok güzel anlaşmışsınız "ÖZLEM"i..

Tüm Yorumlar (9)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI