Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

21 Haziran 2010

Televizyon Yayıncılığı ve Sendikalar

Bir önceki yazımızda genel olarak görsel ve işitsel meydanının toplum üzerindeki etkilerine değinmiştik. Bu yazıda, görsel ve işitsel medyayı düzenlemeyi hedefleyen ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na sunulan Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısının ( "Tasarı") bazı düzenlemeleri irdelenecektir.

Tasarısının 19'uncu maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendine göre, sendikalar, meslek kuruluşları, birlikler, dernekler, vakıflar, mahalli idareler ve bunlar tarafından kurulan veya bunların doğrudan veya dolayalı olarak ortak oldukları şirketlere yayın lisansı verilmez ve bu kuruluşlar, medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara doğrudan veya dolaylı olarak ortak olamaz. Bu hükme göre; diğer bazı kuruluşların yanında i) sendikalar, ii) Barolar, Tabipler Birliği gibi meslek kuruluşları ve iii) belediyeler, radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmeti yapan medya hizmet sağlayıcısı şirket kuramıyor veya medya hizmet sağlayıcı şirketlere doğrudan veya dolaylı olarak ortak olamıyorlar. Mevcut durumda yürürlükte olan 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda da benzer bir hüküm bulunmaktadır.

Yani kısacası, özel sermaye dışında radyo ve televizyon yayıncılığı yapabilecek maddi parasal güce sahip olan sendikalar, belediyeler ve barolar gibi meslek örgütlerine bu alanda faaliyet gösterme imkanı tanınmıyor.

Özellikle toplumun büyük bir kısmını oluşturan çalışanların örgütleri olan işçi ve memur sendikalarını radyo ve televizyon yayıncılığı yapmaktan mahrum bırakmak, demokrasinin kanatlarından birini kırmak gibi bir şey.

Katılımcı demokrasi, çok sesli bir toplum ve bireylerin kendilerini ilgilendiren konularda karar verme süreçlerine katılabilmelerini gerektirir. Görsel ve işitsel medya bunun için çok önemli bir araçtır. Hal böyleyken, sadece sermaye sahiplerinin medyada faaliyet gösterebilmelerini öngören söz konusu madde sağlıklı bir toplum ve demokrasi için ciddi tehlikeler barındırmaktadır

Özellikle görsel ve işitsel medya aracılığı ile istenildiği taktirde, seyircinin görüşleri çarpıtılarak, seyircinin tek tipleşmesi veya seyircinin gerçeklikle ilgisi olmayan sanal bir duruma inanması sağlanabilir. Geçtiğimiz son yıllarda bunun bir çok örneğine tanık olduk. İşte domuz gribi vakası ve daha sonra yaşananlar. İşte İtalya'da Berlusconi'nin sahibi olduğu görsel ve işitsel medya gücünü kullanarak iktidara gelmesi. Bu örnekler daha da çoğaltılabilir.

İşte, bu tehlikeleri azaltmanın bir yolu da, her bir toplumsal grubun, sosyal sınıfın veya meslek grubunun kendi sorunlarını ve sorun çözücü eleştirilerini televizyon gibi görsel işitsel medya aracılığı ile geniş kitlelere ulaştırılmasını sağlayacak ortamın devlet tarafından oluşturulmasıdır. Yoğun olarak Anayasa değişikliklerinin tartışıldığı günümüzde, Türkiye Barolar Birliğinin bir televizyon kanalı veya radyosu olsaydı, birçok hukukçunun farklı bakışçıları yayınlanabilir ve tartışmalara büyük katkı sağlanırdı. Ya da domuz gribinin tartışıldığı dönemde, Türk Tabipler Birliğinin radyosu olsaydı, bu konuda farklı görüşler kamuoyuna daha sağlıklı olarak ulaşmaz mıydı? Ya da bu bağlamda belediyelerin yerel televizyon kanalları olsa ve kendi yerel kültürünü yaymak için yayın yapsalar fena mı olur?

Toplum ve birey üzerinde böyle büyük etkisi olan medya gücünün, sadece bir tek toplumsal grubun, yani sermaye sahiplerinin, elinde olması bize göre sağlıklı değildir. Zira bu grup kamuoyunu kendi çıkarları ve düşünceleri doğrultusunda yönlendirebilir ve böylece toplum ve bireyler ciddi zararlar görebilir. Bundan dolayı böyle bir kısıtlamayı kaldırıp, bu alanda çalışanların örgütleri sendikalar gibi örgütlerin faaliyet göstermelerine izin vermek kamu yararı açısında bakıldığında daha gerçekçi ve yaralı olduğu görülecektir.

Görsel ve işitsel medya hepimizin refahı, huzuru, mutluğu, sağlığı ve yaşama sevinci için çok önemli. Bundan dolayı, kamu yararı, ortak iyi ve teknolojik gelişmeler dikkate alınarak bu alandaki yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ayrıca, kamu yararı olmadığı sürece de, devletin bu alana müdahale etmemesi ve kısıtlama getirmemesinin daha doğru olacağı kanaatindeyiz.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

DOGANAY
19 Şubat 2012 13:40

FAŞİZMİN VE KONTURGERİLLA EMPERYALİZMİN TEMELİ AYLEDİR!

Faşizm ve konturgerilla emperyalizm ilk öncelik olarak ayle içinde örgütlenmeye başlar.Feodalizmde ayle bir birine yardımlaşma öğesini taşır.Ayle yapısı ne kadar
geniş olursa o kadar birlikte iş yaparak, hızlan işleri bitirmeye yarar.Bundan kaynaklıdır ki ayle çok çocuklu olur.Her hangi bir şey yaşandığında bir kardeş, kardeşler arasında yardımlaşma yaşanır.Bu yardılaşma sayesinde kendilerini güvende hisederler.Ayle bireyleri kendilerinin üretimden gelen gücünü ortaklaşarak daha fazla ekin elde ederler.Kısa zamanda elde etikleri ürünlerle, daha sonra birlikte bir başkasına çalışarak kendilerini idame ederler.Feodal sistemin son evresinde ise kadeşlerden bazıları kendi işlerini yaparken, bazılarıda bir başka işte çalışarak geçim kaynağını sağlar.Böylelikle hem yetkinleşme gelişir, hem de bir nevi ayle parçalanması gerçekleşir.Parçalanan ayle kapitalizme geçiş aşamasında, parçadan bütüne geçiş biçimindedir.Feodal toplumda ise bütünden, parçaya geçiş şeklindedir.Kapitalist toplum gün geçtikçe parçadan bütüne gidişi daha zayıflatır.Kapitalist toplum artık kişilerin yetenekleri üzerine gelişir.Yetkinleşen ve kapitalist sisteme hizmet eden kişiler özel konumda tutulur.Yani vaşileşen kapitalizm, kendisiylen özleşenlere daha törelaslı bir biçim kazanır.Konturgerilla evresinde ise artık ayle sadece görünüm açısından vardır.Ayle artık, bir kobra kadar zehirlidir.Bir timsah gibi kendi yavrusunu yedikten sonra oturup üzerinde ağlayacak kadar iki yüzlüdür.Konturgerilla emperyalizm döneminde kardeş, kardeşi nasıl konturgerilla emperyalizmin çarkına katarak daha fazla pay edinebilirim derdine düşer.Yani artık kardeşlik bağı, akrabalık bağı, dünyadaki pastadan dafazla pay alabilirim çırpınışlarına dönmüştür.Artık çocuğun ve kardeşimle daha fazla şey elde edebilirim değil, onun üzerinden daha nasıl kar edebilirim.Konturgerilla emperyalizmin vahşetine katılmak istemeyen yakınları için cezaevi, işkence ve ölüm olarak nüksetmektedir.Konturgerilla emperyalizmin vahşeti içine girenler ise konturgerilla emperyalizmin çocukları için kendi, iç organları uygun olması dahilinde iç organlarını vermeklen yükümlüdür.Vermeyenler ise hazırlanan pilanlarla tuzağın içine çekilerek, yaralanmaları sağlandığında ambulanslar veya hastenelerde iç organları alınarak öldürülüyorlar.Konturgerilla emperyazmin vaseti içine girmek istemeyen insani, evinde doğal gaz olnları, doğal gaz zehirlenmesiylen öldürüyorlar.Evinde doğal gaz olmayanlarıda, evde yakılan sobaların bacalarını tıkayarak zehirliyorlar.Konturgerilla empperyalizm toplu olarak yok etmek istemiyorsa, tirafik kazalarıylan veya yüksek bir yerden aşağı (çok katlı bir evden veya köprüden, dagdan vb. bir yeden) iterek öldürüyorlar.Konturgerilla emperyalizmde ayle ve arkadaşlıklar yalan, iki yüzlük üzerine kurulmuş bir gerçektir.

DOĞANAY

DOGANAY
19 Ağustos 2011 20:33

ALMANYA KABUS GÖRMEYE BAŞLASIN!
Ben 2002'de demiştim'ki 2011 19 Mayista Kütahyanın, simav ilçesinde 5.9 şiddetinde deprem olduktan sonra, sıra Almanya'ya gelecektir.Almanya'da 25 şiddetinde deprem yaşanacatır.Tabi bu esnada başka yerde deprem olmayacağı anlamına gelmiyor.Artık Almanlar sonlarına hazır olsunlar.Almanyadan kaçarak olacak depremden kurtulacağını sanan varsa, böyle bir hezeyana kapılmasınlar.Almanya dışında deprem olmayacak, sanmasınlar.Dünyanın her yerinde farklı, farklı felaketler olacaktır.Depremde bu olacak felaketlerin başında geliyor.Bu olacaklar sıtartını japonyada olan deprem ve tusunami sonrası vermesine rağmen terörist emperyalizm ve terörist faşizm akılanmayarak saldırganlığını sürdürdüğü için, artık her kes için gebermesini onaylamıştır.Saldırganlığını sürdürmesi, kendi ölümünü daha da acılı bir biçimde yaşamasından başka bir işe yaramayacaktır.Her kes sunu unutmamalıdır.Şimdi Almanyada olacak depremden kaynaklı başka bir ülkeye gitmeleri, hiç bir işe yaramayacaktır.Gittikleri ülkede daha büyük deprem olma olasılığını hesaba katarak hareket etmelidirler.Bu süreci şöyle düşünün dönmekte olan bir çark var.Bu çarkın yeni bir diş atmadan, kendi ekseninde bir kere daha dönen bir çark olduğunu bilmelilerdir.Aynı zaman'da bu çark devinimini bitirdikten sonra, yine farklı biçimde kendisini tamamlayan bir işleyişi vardır.Onun için kaçmaktan vaz geçsinler.Çünkü yapacak hiç bir şey yok artık.Terörist emperyalizm ve terörist faşizmin kendi egolarını tatmin etmeye dönük, yaptığı katliyamları, işkenceleri, soykırımları, suçsuz insanları cezaevine atmalarını, engeleyebilirdiler.Şimdiye kadar nasıl'ki çaba harcamadılarsa, şimdide çaba harcamaya calışmasınlar.Artık her şey bitti.


DOĞANAY

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI