Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

18 Mayıs 2011

Bir Toplumsal Yaşam Projesi Olarak Özgürlük

Gökyüzüne bakıyorum, yalnız bir kartal kanatlarını açmış daireler çizerek rüzgara karşı gökyüzünde kanat çırpıyor... Sanki ezgisi maviye boyanmış bir türkü söylüyor. İçim huzur doluyor ve işte özgürlük bu olmalı diyorum.
İnsanın aklını başından alan göz kamaştırıcı bir kelime özgürlük...

İnsanların hayatlarını da feda etmeleri dahil, uğruna büyük bedeller ödediği bir yaşama biçimi.
Özgürlük, aynı zamanda en çok manipüle edilen bir kelime...

Bir güç, bir bireyi/canlıyı veya bir toplumu buyruk altına almak ya da tutsak etmek istiyorsa bu bireyi veya toplumu özgürleştireceğini söyleyerek buyruk altına alıyor veya tutsaklaştırıyor.
Özgürlük yaşamın tüm alanlarını etkileyen ve kapsayan bir kavram...

İfade özgürlüğüne, ibadet özgürlüğüne ve geleceğimiz hakkında karar verme özgürlüğüne kadar yaşamın her alanına yayılan bir kavram.
Tarihe baktığımızda özgürlük talepleri toplumda egemen olan iradenin genellikle yasaklayıcı ya da sınırlayıcı tavırları ile karşılaşmıştır.

Özgürlük talepleri çağdan çağa göre değişmiştir. Köleci toplumda en önemli özgürlük talebi, kölelerin bir eşya bir mal gibi alınıp satılmalarını önlemekti. Bu elde edilince tüm vatandaşların oy kullanma veya sekiz saat çalışma talebi için mücadele başladı.

Diğer taraftan iç dünyamızı/yüreğimizi tutsaklıktan arındırmak aslında dış dünyamızı özgürleştirmekten ve özgürlüklerimizin yasal teminat altına alınmasından çok daha zor ve zahmetli bir süreç.

Bugün yaşadığımız ortam; biat kültürünün toplumun tüm gözeneklerine sindiği, birçok öğretmenin ve/veya üniversite hocasının kendilerine her durumda itaat eden öğrencileri tercih ettikleri, babaların ise genellikle kendilerinin sözünde çıkmayan çocuklarını daha çok sevdikleri bir toplum...

Parti liderlerinin çoğunlukla kendilerine biat edenleri milletvekili adayı olarak tercih ettiklerini görüyoruz.

Bunlar aklımıza hemen gelen birkaç örnek.
Eleştirmeden, sorgulamadan (haklı bile olsanız) ve körü körüne parti liderinizin, patronunuzun ve hocanızın dediklerini doğru kabul edeceksiniz. İşte, “makbul” birey ve tabii “ başarılı olan” birey...
Eleştirmeyeceksin,
Sorgulamayacaksın,
Haklı bile olsanız itiraz etmeden kabul edeceksiniz...
İşte biat kültürü...

Böyle bir ortamda yetişen bir çocuğun kendisine öğretilenin tek doğru olduğuna inanan dogmatik zihniyete sahip bir birey olmasına şaşırmamak gerekir. Böyle dogmatik bir birey bir dipnot olarak yaşar hayatı.
Elbete baskıya maruz kalmamak önemli ama özgürlük daha derin anlamı olan bundan daha fazla bir şey...

Evet, özgürlük; insanın dinlenmek, eğlenmek, fırsat eşitliğinin olduğu bir ortamda yaratıcı olduğu alanlarda kişiliğini geliştirmesi için zaman ayırabilmesi. Tabii bunların yanında aykırı ve/veya muhalif düşüncelerin de dile getirilmesinin teminat altına alındığı, ifade ve basın özgürlüğünün gerçek anlamda sağlandığı bir ortamın oluşturulmasıdır, özgürlük...

Özgür olmamız aynı zamanda içinde bulunduğunuz ekonomik faaliyetin durumuna ve seçme şansımızın da olmasına bağlıdır. Özgürlükleri kullanabilmek için insanın asgari ekonomik imkanlara da sahip olması gerekir.
Soyut anlamda özgür olabilirsiniz ama bu özgürlüğü kullanacak mali imkanlardan ve gerekli araçlardan yoksun bırakıldıysanız böyle soyut bir özgürlüğün yaşamda bir karşılığı ve anlamı olmadığını söylemeye bile gerek yok.
Yasal olarak seyahat özgürlüğünüz olabilir ancak eğer seyahat edecek kadar mali imkanınız yoksa bu özgürlüğün pratikte sizin için bir anlamı olmayacağı bir gerçektir.

İşsizliğin olmadığı, herkesin kültürel faaliyetlere ulaşabildiği ve etkin olarak bu faaliyetlere katılabildiği zengin bir yaşamın sürdürülebilmesi ancak tam anlamı ile gerçek özgür bir ortamda mümkündür.

Mutlu olmak için özgürlük...
Huzurlu olmak için özgürlük...
Sağlıklı ve iyi beslenmek için özgürlük...
Kendimiz olmak için özgürlük...
Kendi yüreğimizle yüzleşebilmek için özgürlük...
Yüreğimizi ve ruhumuzu korkudan ve baskıdan yeterince arındıramazsak dış dünyada tüm özgürlüklerimiz teminat altına alınmış olsa bile gerçek anlamda özgür olduğumuzdan söz etmemiz zor.

Böyle bir durumda kendi gerçek bilincimizi inşa edemeyeceğimizden dolayı yaratıcılığımızı veya yeteneklerimizi geliştirmemiz de pek mümkün olmayacaktır.

Böyle bir ortamda en önemli özgürlüklerden biri olan yazınsal özgürlük de gelişmez ve tabii sanat yapılamaz... Yapılırsa da onun adı sanat olmaz.
Aykırı olmak ve/veya muhalif olmak adına egemen iradenin hayata geçirdiği iyi ve doğru şeyler de dahil her şeye itiraz etmek gibi bireyin kendisini “özgürlüğe mahkum etmesi” tutsaklık kadar tehlikeli ve zararlı...

Çünkü böyle bir durumda, birey sahiciliğini yitirmekte, kendisi olmaktan çıkmakta ve özgür olacağım derken itiraz etme eyleminin tutsağı olmaktadır.

Unutmayalım ki, birbirimizin toplumsal farklılıklarına saygı gösterirsek daha özgür oluruz...
Özgürlük arayışı başı veya sonu olan bitmiş veya bitecek bir süreç değil. Özgürlük arayışı her dönem farklı talepleri içeren değişik egemen odaklarına yönelen bir talep veya istem..
Adaletin olmadığı yerde özgürlük olamayacağından özgürlük esmerdir şimdi. Gözleri zeytin karası, Ortadoğu’yu sarsmaktadır.
Siyasetin özgür bir ortam için çözüm üretmesi ya da insanların topluma egemen olan iradeye müdahale ederek özgürlük alanlarını genişletmesi gerekiyor. Evet, bireyler arasında özgürlük köprüsünü kuracak olan da siyasettir ama özgürlükçü bir siyaset...

Özgürlük şimdi yine öksüz ve boynu bükük... Halbuki, özgürlük gülmeli ve aylak aylak dolaşmalı gökyüzünde.

Baskının en yoğun olduğu anlarda bile özgürlük yüreğimizin taa derinlerinde nefes alır, hayallerimizi süsler. Korkunun boğazımıza sarıldığı durumlarda, özgürlük kulağımıza umudu fısıldar, aşkı fısıldar..

Onun için,
İnadına itiraz edelim,
İnadına bildiğimiz her şeyi yeni baştan sorgulayalım,
Böylece, iç dünyamızı özgürleştirmiş oluruz.
Böylece, özgürlük bilincimizi geliştirmiş oluruz... Yaratıcılığımız artar...
İnadına bizi özgürleştirmek isteyenlerden uzak duralım...

Tüm boyutları ile gerçek anlamda özgür bir Türkiye’de, egemen olmak isteyen küçük bir azınlık dışında birey ve toplumun tüm katmanlarının siyasi, ekonomik ve sosyal anlamda daha mutlu, huzurlu ve refah içinde olacaklarını söylemek kehanet olmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Semra Topal
22 Mayıs 2011 14:49

Zihnimde yer alan ,beni huzursuz eden düşüncelerin tutsağındayım ben de.Mesela bazen diyorum ki ,atla uçağa aklında hiç olmayan diyarlara git, ya da diyorum ki bazen boşver İstanbul'un çeşmekeşini,boşver işi gücü,kaybol,git ve kendini bul!Ama yok yapamıyorum,dünyevi şeyler mani oluyor ruhumu özgür bırakmama.Ben özgürlük dedikçe,düşüncelerim mapus diye bağırıyor.Bedenim tutsak değil benim,ruhum tutsak.Özgürlük içinde mapus yatmak...

Özgür
21 Mayıs 2011 01:06

Eline, aklına sağlık Haydar hocam..

Özgürlük sadece talap edilen birşey midir hocam.. Başkasının hürriyetine katlanabilmek de değil midir; hükmetme ve kontrol uyuşturucusunun bağımlılığından kurtularak???...

Sevgiler..

M. Yıldırım
20 Mayıs 2011 16:52

Haydar Bey,

Bu güzel yazı için zihninize sağlık! Ancak, yazınız esasen dışsal/fiziksel özgürlüğü ele alıyor.

Günümüzde, sağ/sol yandaş medyanın saptırma ve abartılarına rağmen, az çok hepimiz dışsal özgürlüğe sahibiz. Maddiyat dışsal özgürlükte büyük bir rol oynar, doğrudur. Bununla birlikte, parasızlıktan en çok yakınanların en fuzuli şeyler için çok büyük paraları bir şekilde bulup dışsal özgürlüklerini yaşamayı başardıklarına çok şahit olmuşuzdur.

Asıl önemli olan ise içsel özgürlüktür. İçsel özgürlük maddi koşullardan bağımsızdır. Altından bir tahta kurulmuş içi kan ağlayan insanlarla bir lokma bir hırka huzur içindeki başka insanlar seyrek değildir bu dünyada. Altın tahtlarında medyanın renkli dünyasının ardına saklanarak mutsuz, huzursuz ve belki de tiksinilecek hayatlarına şaşaa elbisesi giydirme gayreti içerisindedirler bazıları. İçsel özgürlüğü tanımlamak bile çok zordur. Hayatlar tüketilir onu tanımlama ve ona ulaşma gayreti içerisinde. Fakat o Zümrüd-ü Anka kuşuna ulaşma talihine çoook azımız sahip olabilmişizdir. İçsel özgürlüğü bulabilmemiz dileğiyle...

Bir yurttaş
19 Mayıs 2011 12:29

Şu sıralar okuduğum kitabın adı:
Özgürlük Yanılsaması - Yıldız Silier - Yordam Kitap. Rousseau ve Marx'ın özgürlük anlayışlarının sorgulanması ve kıyaslanması yapılıyor. Tavsiye ederim...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI