Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Nisan 2017

 

19 Aralık 2011

Hoş Geldin Yusuf Ziya Bey

YÖK Eski Başkanımız Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, çok da etik ve estetik sayılmayacak biz şekilde, masanın diğer yanına, bizim tarafımıza gönderildi.

Ne yapmıştı Yusuf Ziya Hoca? İptal edildi, edilmedi tartışmalarıyla ülke gündemini uzun yıllar işgal eden üniversitelerdeki kılık-kıyafet serbestisini uygulamaya koydurttu; gerçi noksanı da vardı. İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü Kemal Alemderoğlu ile şimdinin milletvekili o zamanın Rektör Yardımcısı Nur Serter hakkında, YÖK kanunu ve mevzuatının bu konuyu yazan sayfalarını yırtmaktan, Meclis iradesine karşı gelmekten, ceberrut uygulamalarla ikna odaları rezaletini uygulamaktan, halkı kin ve nefret bloklarına ayırmaktan ilgili savcılara suç duyurusunda bulunup, dava açmalıydı ki bu militer demokrat kafalar izana gelsin, -çülük –çülük’lerinin ardına saklandıkları maskeleri düşsün. Ne diyordu Ergenekon’dan içeri alınıp da salınan Kemal Gürüz? “Ben Amerikancıydım, beni niye içeri aldılar, anlamadım.” Bana karşı; yani Türk’e Türkiye’ye karşı bir şeylerin arkasına saklanan, pusu atanlar, her pusucu gibi kafalarının arkadasında hesabı olanlar, bay kravatlılar, çift cepliler, duble maaşlılar tam tasfiye edilmediler; edilmeliydiler…

Ek 17. madde iptal edilmemişti, cesaretle uyguladı Yusuf Hoca.

Katsayıdaki adaletsizliği kaldırarak teknik eğitimi de, ülkenin esas ihtiyacı mesleki eğitimi de hür bıraktı Ziya Hoca.

Karanlıkçılığı, obskürantizmi ziyasıyla, ziyadesiyle aydınlatmaya çalışıyordu Yusuf Ziya Hoca.

Kaderi, adaşı Yusuf Peygamber gibi kardeşim dediklerince kuyuya atılmak oldu. Yazık oldu…

Aydın bir sosyologtu; yurtdışını görmemiş, dil bilmeyen akademisyenlerimiz var diyebilmişti. YÖK’ü yok etmek benim en son misyonum diye televizyonlardan haykırabilmişti.

Vizyonerdi; yabancı öğrenci seçme sınavını kaldırıp ülkenin çevre ülkelerden eğitim sektörü ve onun turizm getirilerinden istifadesinin de önünü açmıştı.

Kasten bekletilen ve dünyanın hiçbir yerinde olmayan dershane sektörünün önüne yem olarak konulan gençlerimize üniversiteleri, sayılarını da, kapasitelerini de, kontenjanlarını da arttırıp kapıları açarak, bu kirli havuzdan kurtulmalarını da o sağlamıştı.

Yerine gelen de elbette kıymetli ve idarecilik deneyimlerini yaşamış bir bilim adamıdır, ama bilmelidir ki işi zordur.

Başarılı bir Başkan’dan sonra koltuk ona kalmıştır. Çok çalışmalı, çalıştırmalı, hedef ve vizyonlar koymalı, ufku geniş adamlarla mesai yapmalıdır. Çaplı akil adamlarla çabalamalıdır, ona da kolay gelsin…

Benim tanıdığım Başbakan, kaderi, adaşı Yusuf Peygamber ile aynı olmuş Yusuf Ziya Bey’i yetim komayacaktır.

Ankara çalımlarından yorulmuş Başkan’a, Rumeli samimiyetiyle “hoş geldin masanın bu tarafına” diyoruz ve suyun bu tarafına da davet ediyoruz. Gel, Başkan, vizyonunu Balkan’a taşıyalım, Kırım’da nefeslenelim, Adriyatik’te dinlenelim, bizi bekleyen koca bir coğrafya var, zamanı boşa geçirmeyelim…








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

KEMAL TETİK
24 Aralık 2011 18:00

Sayın Yazar
Siz başka bir ülkede mi yaşıyorsunuz.Sizin bahsettiğiniz kişi , onuruna bile sahip çıkmayan bir kişi.Unakıtan gibi kişiler bile hakkında öyle konuşabiliyor.Yazdıklarınız ise baştan sona doğru olmayanş şeyler.Son yıllarda okuduğum en garip yazı.

Çalıkuşu
23 Aralık 2011 00:07

“Çaplı akil adamlar” demiş Koçak; “çapsız akil adam” da mı var acaba?
***
“Aydın bir sosyolog”muş Yusuf Ziya Özcan.
Onu aydın sosyolog yapan özellik ise “yurtdışını görmemiş, dil bilmeyen akademisyenlerimiz var” demiş olması.
Desenize, memleket aydın sosyolog ile dolu; üstelik bir çoğu sosyoloji de okumamış.
***
Vizyonermiş Yusuf Ziya Özcan; çünkü yabancı öğrenciler için öğrenci seçme sınavını kaldırmış.
Adama sormazlar mı, senin bu yaptığın eşitlik ilkesi ile bağdaşır mı diye? Kendi öğrencine tanımadığın hakkı başkalarına tanımak, kendi öğrencine haksızlıktır. Üstelik, uyduruk olanlar dışında Türk öğrenciler, yabancı üniversitelere gidebilmek için bin dereden su getirmek zorundadırlar. Üstelik üçbeş öğrencinin parası ile kalkınacaksa memleket, vayy halimize!
***
Özcan beyimizin bir marifeti de üniversitelerin sayısını, kapasitelerini ve kontenjanlarını arttırmak olmuş.
Gecekondu diker gibi üniversite açmak, gerçekte, üniversite açmak değildir. Üniversitelerimizin oldukça önemli bir bölümü, bazı liselerimizden bile geridir. Kapasite arttırmak ile ne kast ediliyor bilmem ama, profesör yüzü görmeden mezun olan öğrenciler vardır. Binası olan, ama kadrosu olmayan üniversiteler gazete sayfalarını süslemektedir. Kontenjan fazlası ile sadece gençlerin işsizlik sorunu ertelenmektedir. Okulu bitiren genç iş bulamazsa, onu bir değil, on üniversiteden mezun etsen, boşunadır. Başbakan bile “Her üniversite bitiren iş bulacak diye bir kural yok.” veciz! sözüyle bu gerçeği kendince kabul etmiştir.
***
Yusuf Ziya Özcan’ın en önemli marifeti, türban yasağına son vermesi imiş. Yazının büyük bir bölümünü buna ayırmış ki Koçak, önemini biz de anlayalım. Atatürkçülük’ü, “-çülük” diye anlayan Koçak için önemli bir marifet tabi.
Yalnız vizyoner ve aydın sosyolog, önemli bir kusur işlemiş. Kemal Gürüz ve Nur Serter’i de mahkemeye vermeliymiş ki Yusuf Ziya Özcan, o “militer kafalar” izana gelsin, öğrensinler Hanyayı Konyayı.
Kendisinin de milletvekili olduğu ANAP ve Özal’ı iktidar yapanın 12 Eylül olduğunu unutmuş Koçak; demokrasi hatırlamış.
***
Yazının en “alkışlanacak” yanı, YÖK’ün eski başkanını, adaşı Yusuf peygambere benzetmesi. Böylelikle onu kutsallaştırmış. Yusuf peygamber mertebesine çıkarttığı Yusuf’u gözetmesini istediği başbakan da bu durumda Yakup peygamber oluyor, değil mi?
Başbakanı peygamber diye karşılayan vardı da şimdi başka peygamber de oldu.

Ahh, GG ahh!
Bizi böyle yazarlara mahkum ediyorsunuz.

giderayak
20 Aralık 2011 16:03

Yeni bir özel ve rezil üniversite taklidini "bir garip rektör ataması" ile....bol bol kontenjan alırlar artık...

E.Uzun
20 Aralık 2011 01:11

Gercek Gundemin, detayla ilgili bir aksesuari diyelim! her aksesuar butune uymuyabilir, ancak yinede detayda bir islev gorur, oyle sayin gitsin!

Çalıkuşu
20 Aralık 2011 00:16

15 Şubat 2011
Doruk'taki Cin konuştu...

Atatürk nasıl bir çülük bıraktı?
...........................

Aradan on ay geçmiş.
Yalçın Koçak yine aynı çirkin söylemi kullanıyor.

"-çülük –çülük’lerinin ardına saklandıkları maskeleri düşsün."

Atatürk'ün düşünce sistemini ve onu benimseyen insanları bu biçimde, çirkin aşağılamanızı şiddetle kınıyorum.

Tüm Yorumlar (8)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI