Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

19 Aralık 2011

Ülkemiz Aydınının İntiharı

Özellikle son yirmi yıldır ülkemiz aydının, entelektüelinin önemli bir kısmının çeşitli nedenlerle içinde bulunduğu, tarafını tutuğu çevrenin veya çıkar grubunun hatalarını, yanlışlarını ve eksikliklerini bilerek ve isteyerek savunduğuna tanık oluyoruz.

Aydının, entelektüelin, gazetecinin bir çevrenin veya çıkar grubunun içinde bulunması ve taraf tutmasında bir gariplik yok aslında. Çünkü düşünce üretmek taraf tutmaktır.

Garip olan, aydının, entelektüelin, kendisini ait hissettiği çevrenin veya topluluğun, yanlışlarını veya hatalarını bilerek ve isteyerek doğruluğunu ispatlama çabası içine girmesi. Bu çaba, işlevi düşünce üretmek ve eleştirmek olan aydının, entelektüelin işlevine ters düşen bir durum. Ayrıca, aydının içinde bulunduğu veya tarafını tutuğu çevrenin, çıkar grubunun yanlışlarına, hatalarına karşı tavır almadan “aydın” olarak nitelendirilmesi de zor.

Mesela, televizyonda yayımlanan bazı tartışma programlarında konuşmacı olan, muhalefeti veya iktidarı savunan bazı gazeteci veya aydınlar, konu savundukları tarafın hatalarına veya yanlışlıklarına gelince, bu hataları veya yanlışları eleştirmek yerine doğru olduklarını ispatlamak için olmadık gerçekler üretmeye, argümanlara geliştirmeye çalıştıklarını görüyoruz.

Aydın, entelektüel, olayları çok boyutlu ve objektif olarak analiz edip anlamaya ve anlatmaya çalışandır. Aydın, sorgulayan, topluma bilinç taşıyan, topluma yol gösteren ve kim yaparsa yapsın yanlışları ifade edendir. Bu niteliği ile de hepimiz için önemli olan denetleme, insanlara yol gösterme işlevini yerine getirmektedir. Ve değişimin de öncüsüdür aynı zamanda aydınlar.

Geçmişte ülkemizde içinde bulunduğu çevrenin yanlışlarını cüretle dile getiren Cemil Meriç, Aziz Nesin gibi birçok aydınımız vardı. Ne yazık ki her geçen gün bu tür aydınlarımızın sayısı giderek azalmakta. Bunun nedenleri arasında; ilk akla gelenler para, güç veya söz konusu aydını geldiği sosyal çevrenin kültürel etkisinden kurulamaması olduğu söylenebilir.

Sadece para, güç ve ekonomik kaygılar ile üretilen bilginin objektifliği zedelenmekte, toplum ve ortak iyi açısından kalitesi düşmekte ve bu da aydının işlevini yerine getirmesine sekte vurmaktadır.

Aklımıza gelen diğer bir neden de; söz konusu aydının geldiği çevrenin ve kültürün etkilerinden kurtulamamış olmasıdır. Ülkemizde aşiret kültürüne göre; ait olduğunuz aşiret yanlış da yapsa, siz bu yanlışı kabul etmemelisiniz ve doğruluğunu ispatlamak için uğraşmalısınız. İşte bazı gazetecilerimiz veya aydınlarımız, belki bu aşiret kültürünü aşamadıkları için kendilerini ait hissettikleri çevrelerin yanlışlarını, doğru göstermek için olmadık çabalar içine giriyorlar.

Aydın, entelektüel yanlış gidişata rahatsızlık duyandır. Gerekirse bedel ödeyendir. Yukarıda belirtilen eğilimin ülkemiz aydınları, entelektüelleri içinde güçlenerek yayılmaya devam etmesi durumunda, aydının, entelektüelin işlevini yerine getirememesi anlamına gelecek ve bu da aydının, entelektüelin intiharı demek olacaktır. Ve bunun doğal sonucu da toplumun, ülkemizin ışıksız kalmasıdır.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

E.Uzun
20 Aralık 2011 12:33

Sayin yazar, bizde gercek aydinlarin oldugu gibi, aydin kisvesi altinda kendilerine ""aydin"" denilen AMIGO'lar var. Her biri duzenin borazani, her birisi sistemin kadrolu gardiyani, bunlar ulkemizde erozyona ugrayacak kadar cok!
Ancak gercek aydin literaturune girenler ise, inanin bir elin parmaklari kadar az! Geri kalani ise AMIGO!

Ethem Erginöz
19 Aralık 2011 18:31

Sayın yazar eskiden yanlışa yanlış d,yecek bir çok aydınımız vardı diyor ancak sadece iki örnek verebiliyor ki bu doğrudur. Türkiye'de aydın kıtlığı vardır. Bu ülkenin vicdanı olabilecek aydın ise maalesef şu sıralarda yok.

Semra Barlak
19 Aralık 2011 14:04

Çok güzel bir yazı ,öncelikle tebrik ederim.Aydınlarımız ya da bizler de dahil,sokaktaki vatandaşlarımız,eleştiri yapmayı unuttuk yada bu işlev bize unutturuldu.Aydınlarımızın tarafsızlığını etkileyen en önemli engel ,ki yıkılması en güç engel,düşünce ve ifade özgürlüğünün sözde kalmasıdır.Aydınlarımız,hatta hiç kimse , düşüncelerini açıkça dile getirememektedir.Eskiden düşüncelerimizi sessiz bir şekilde de olsa birbirimize fısıldamaya cesaretimiz vardı.Şimdi ise düşüncelerimiz, korkmuş ve donmuş beynimizin bir yerinde gömülü şekilde duruyor.Artık biz ,biz değiliz düşüncelerimiz ölmüşken...

ebru
19 Aralık 2011 10:08

YAZI BAŞTAN SONA HARİKA..KATILMAMAK NE MÜMKÜN... ANCAK bu ''Ülkemiz Aydının'' başlığı ''AYDINI'NIN'' OLMASI gerekmiyor mu? bence bir bakın... selamlar.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI