Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

20 Nisan 2014

 

5 Mart 2012

Daktilo Tuşlarındaki Gözyaşları

İktidarın planlı- programlı ve de art niyetli hesaplamalarının (hesaplaşma mı demeliydim?) sonucu 4- 4- 4 şeklinde düzenlenen temel eğitimin neye ve kime yarayacağının derin kaygılarını taşıyorum. Dindardan kindara uzanan bir çizgide gençleri yaftalamanın, bize ne getirip neler götüreceğinin her geçen gün yeni bir örneğini görmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. Tüm bunlar eğitimci yüreğimde korku dağları yaratıyor. Kaygılarımı artırıyor. Uykularımı kaçırıyor.

Ancak bugün bunca olumsuzluk arasında yüzümü güldüren, içimde güller açtıran güzel ve anlamlı şeylerden söz edeceğim. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde yıllar önce öğrencim olanlar, artık öğretmen de olmaya başladılar. Yani, benim dün onlara anlattıklarımı, onlar da bugün genç arkadaşlarına anlatıyorlar. Bunun nasıl özel ve özenilecek bir duygu olduğunu yaşayanlar ve tadanlar bilir.

Şu anda Serap Hatipoğlu ve Kıvanç Tiner’le birlikte çalışıyoruz. Kıvanç Tiner 1996 mezunlarımızdan. Sanatseverlerin yakından tanıdığı bir isim. “Artiz Mektebi”, “Kadınlık Bizde Kalsın”, Kuvayı Milliye” oyunlarının yönetmenliğini yapmış. Ama o en çok da bugünlerde oldukça gündemde olan, başbakanın başlattığı polemiklerde öne çıkan soyadıyla övünüyor. Biz de ona adıyla değil, Tiner Hoca diye sesleniyoruz.

Geçenlerde üçümüzü de çok duygulandıran bir olaya tanık olduk. Benim payıma da sizlerle paylaşmak düştü.

Oturduğumuz odaya ürkek adımlarla giren ve elinde kocaman bir kutu taşıyan bir beyefendi oturmak için izin istedikten sonra başladı anlatmaya:

“Adım Harun Ülker. Maltepe’de oturuyorum. Almanya’dan kardeşlerim bana yıllar önce bir daktilo getirdiler. İş güç, yaşam savaşı derken kullanmak kısmet olmadı. Çocuklarım büyüdü, onlara vermek istedim. “Biz bilgisayar nesliyiz” dediler. Ben daktiloma, o bana bakarak yıllar geçti. Geçenlerde televizyonda Müjdat Gezen’in de “daktilo sever” olduğunu duyunca çok sevindim. Ve daktilomu kapıp geldim. Eğer kendisiyle görüşebilirsem, daktilomu ona kendim takdim etmek isterim. Yok, öyle bir şansım olmazsa benim adıma siz verin ve selamlarımı iletin”.

Harun Ülker’in anlattıklarını duyunca, hemen Müjdat Gezen’le tanıştırdık.

Gerisini yine Harun Ülker’den dinleyelim:

“Müjdat Gezen beni çok sıcak karşıladı, çay ikram etti. Onu ilk kez yakından gördüm. Çok baba adammış. Onun sanat adına yaptıklarını, kurduğu okulları, sanatçıya verdiği desteği biliyorum. O bu yola develer yükü bağışlamış. Ben de bir daktiloyla bu devenin kulağının kılı olmak istedim. Artık yakınlarıma, çocuklarıma ben Müjdat Gezen’le çay içtim diyeceğim”.

Baktım Serap ve Kıvanç usulcacık ağlıyorlar. Ben de yalnız bırakmadım onları.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

selim
5 Mart 2012 20:11

neşe abla eskiden eğitimcilerin çoğu senin gibi atatürkçü ve vatansever ikem bukadar cumhuriyet bayrak türklük düşmanı adam nerede ,ne arada ,nasıl ve kimler tarafından yetiştirildi işte onu bilemiyorum.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI