Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

7 Mart 2012

Vakit Tamam

Haziran 2011’de “Vakit Geldi” adlı bir yazı dökülmüştü kalemimizden. Önünde millî yazıp da kesinlikle millî olmayan iki bakanlığımızın millîleştirilmesini istemiş idik Sayın Başbakanımızdan.

Birisi; erat’ından, askerinden başka millîsi olmayan, millîsi “gönüllü, bedelsiz gücü” olmayan kesinlikle defansif “içe kapanık” ordumuz.
Diğeri de sistemi tamamen yabancılarca empoze edilen ve kesinlikle arif yetiştirmeyen marif sistemimiz idi.

Her iki bakanlıkta da bakanlar değişti, yeni bir şeyler oluyor, iyi şeyler oluyor, bu değişimler millî ellerde transforme olur. Enerji verir, sinerji yaratır. Akılsız ya da iş bilmez art niyetli ellerde dejenere olur, içinden çıkılmaz bir hal alır. Sonra bir delinin attığı taşı kırk akıllının çıkaramadığı yere gelinir.
1945 Yalta Konferansı sonrası eğitimimizi Fulbright komisyonuna bırakmışız, savunmayı da NATO’ya. O günden bu güne bize sosyoloji okutmamışlar, doğru tarih yazmamışlar ve de ilimleri noksan öğretmişler. Nasıl ki köy enstitüleri doğru proje idiyse, yanlış ellerde genç kızların göğüslerinde şarap içiliyor dedikodularına sebep olması nedenleriyle kapattırılmış, “ yazık da olmuştur”, öğretmen yetiştiren sayılı okul tahrip edilmiş, sonra da öğretmen diye Barış Gönüllüleri gönderilmiştir.

Yani; siz uçak yapmayın, biz verelim.
Demiryolu yapmayın, karayolunuza araç verelim.
Öğretmen de yetiştirmeyin, onu da biz gönderelim.

Okyanus ötesi iki sene önce 40 bin Türk öğretmen işe alındı, bir yerlerde yetiştiriyor bile.
Yazdık, haykırdık, Sultan Galiyevi andık, Cemil Meriç’i döktürdük.

Batıdan gelen soğuk hava dahi Türkiye’de milyonların hastalığına neden oluyor.
Batıdan gelen ilmi, fikri, zikri sorgulamalıyız.
Batının kakaladığı Avrasyacılığımız, Türk-İslam sentezimiz Millî ellerce, beyinlerce yazılmış, millîleşmiş projeler olmalıdır dedik ve diyoruz da.
Obskürantizm (karanlıkçılık – bilmesinlercilik) heyulasından ancak millî eğitimle kurtuluruz.
Eğitilmiş ve disipline edilmiş Anadolu insanı “made in Germany”de hissedardır. İşte, Alman meslektaşımız böyle söylüyor. Biz de öğretilerimizi sorgulamalıyız, tarihi yeniden yazmalıyız, maneviyatımıza sahip çıkmalıyız. Yapacaksak ve yapmamız gerekiyorsa bugün Devlet Milliyetçiliği yapmalıyız.

Dünyadaki son Maturidi itikatlı devlet biz kaldık, taklitçi Eşariler onu da yok etmek istemektedirler.
Arkalarındaki Toynbee’ci zihniyet ve mahfeler böyle istiyor.

Selefisi, Vahabisi, Şiası kem gözlerle bakıyor Anadolu insanına (hem hasret hem nefretle) ve tabii içeride de bir sürü tarftar din adına.
Gelecek yıl Lozan’ın 90. yılı olacak, 11. Cumhurbaşkanımızın görev süresi dolacak, yeni anayasa baskıları artıyor, artacak.

Batı suratlı, Batı sıfatlı adamlarla mı, yoksa şer cephesinin uzantılarıyla mı bunları aşacağız? Aslında her ikisinin de aynı merkezden yönetildiği o kadar ayan beyan belli oluyor ki; gören göz, yazan kalem lazımdır.

Toynbee diyor ki: Ben 22 medeniyet ile başladım, 6 ile bıraktım. Huntington da ‘ben onun talebesiyim’ diyor.

Şimdi 4+4+4. Kalem elinde olan da, iktidar da, muhalefet de, AKIL’la bu işleri çözmeye mecburdurlar.

İslam peygamberi Muhammed Mustafa da
Anadolu Halaskârı Gazi Mustafa da öyle yapmışlardı.

Biz de öyle yapmalıyız.
Milletimizi ve Devletimizi AKIL’la kurtarmalıyız.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI