Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

13 Haziran 2012

Gitmek

Bazen bunaldığımızda, yüreğimiz daraldığında, gitmek isteriz; başka bir şehre veya başka ülkeye zira gitmekle sıkıntılarımızın, bunalımlarımızın geride kalacağını düşünürüz.

Gerçekten de bazen gitmek bize iyi gelir. Yeni bir yerde yeni bir yaşama başlamak sıkıntılarımızı, bunalımlarımızı azaltır. Başka gökyüzü parçalarına bakmak, yeni sokaklarda yürümek zihnimizi temizler.

Ancak:

Gitmek bazen tükenmektir.

Gitmek bazen insanın kendisini terk etmesidir.

Bazen gitmek, buruklaştırır insanı; tarihsiz, tarifsiz kalır insan, uzaklar dolar gözlerine.

Varacağımız yer, şu ya da bu nedenden dolayı bizi tedirgin eder. Hayatımız, değerlerimiz ve ruhumuz dağılır. Anlarımız üşür.


***

Gecedir, dördüncü kat. Balkonundasın. Aklın karıncalanıyor, beynin zonkluyor ve zihninde şimşekler patlıyor. Bir çözüm, bir çıkış yolu olmalı.

Acı ve çaresizlik içinde Şehrin ışıklarına derin derin bakıyorsun. Anıların “üzülme döneceksin” diyor, ancak sezgilerin bir daha dönemeyeceğini fısıldıyor kulağına. Yanındakiler neşe içinde, fakat sen, bir kere daha, bir kere daha hüzün içinde bakıyorsun Şehre, siluetini nakşetmek için beleğine.

Varacağın yerde seni neyin, hangi tehlikelerin beklediğini bilmiyorsun. Belki bilmek de istemiyorsun; çünkü bilmek durumu daha da zorlaştıracak. Zira yüz yüze kalacağın acılar ne olursa olsun, gitmek zorundasın. Çünkü artık acılarını ve çaresizliğini avutman mümkün görünmüyor.

Alçaklığın ve vefasızlığın kuşatmasında, dönüşü olmayan bir yolculuğa adım attığını bilen Şehir, kanayan acılarına bakıp “gitme” diyemiyor.

Çaresizlik çukurunda çırpınan bir insana, en yakınında olan birinin üç kuruş için ihanet edeceğini o zamanlar aklının uçundan bile geçirmiyorsun.

Yaşanan öyle bir vefasızlık ki, vardığın şehir “insaf, ey insaf!” diye haykırıyor.

Sana yaşatacağı sıkıntılar, acılar için üzgün, vardığın şehir.

Her şeyin tedirgin edici, hiçbir şey kesin olmadığı o geceyi bir daha asla unutamayacaktı.


***

Seni anlamaya çalışmak dışında, sana söylenebilecek çok şey yok yolcu. Sana geçmişten değil gelecekten sesleniyorum, umudunu yitirme, dönüşü olmayan tek yolculuk ölümdür ve sen hala yaşamın bir parçasısın.

Yaşamın dönüştürücülüğüne ve acılarına inan. Acılar da bazen bizi aydınlığa çıkaracak yolu gösterir.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

serap sivrikaya
30 Ekim 2012 00:15

Iste bu çok güzeldi.......

Ece inci
23 Haziran 2012 19:06

Syin dayi
Dayi sen bunu isteklerini yazdigini içini
Teskürler diyerim . AMA bunu yazdigini içini seni çok seviyorum.

Neşe Doster
15 Haziran 2012 14:35

Sn. AKSOY,
Tüm yazılarınızın sıkı bir takipçisi olarak bu yazınızı da okudum. Bir Türkiye fotoğrafı çekmişsiniz. Eİvet! Ya bir yol bulmalı, ya bir yol açmalı. Aklımızın dana fazla karıncalanmaması için. Kutlarım sizi.

deyocan
14 Haziran 2012 11:48

"Alçaklığın ve vefasızlığın kuşatmasında, dönüşü olmayan bir yolculuğa adım attığını bilen Şehir, kanayan acılarına bakıp “gitme” diyemiyor. " sa da Gitme!!!

radiye isimbay
14 Haziran 2012 10:54

eline sağlık arkadaşım çok güzel.

Tüm Yorumlar (9)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI