Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

26 Nisan 2017

 

23 Temmuz 2012

Gençlerimiz değil sistem başarısız…

Bu günlerde bir üniversiteye girmeye hak kazanan öğrenciler umutla endişenin harmanlandığı bir telaş içindeler. Girecekleri üniversiteyi kesinleştirmeye çalışıyorlar. Kazanamayanlar ise umutlarını, umutsuzluklarını gelecek sınava bırakacaklar. Gazete ve TV’lerde sınavda başarılı olmuş “inanılmaz gençlerin” öyküleri çarşaf çarşaf yaymlanıyor. Paralı öğrencilere yönelik ‘avlama’ ilanları gazetelerde sayfa sayfa gözümüze gözümüze sokuluyor. Üretime, insan doğasına, hayata yanıt veremeyen sistemin çarkı dönüyor…

2012 yılında üniversiteye giriş sınavına toplam 2 milyon 29 bin 200 aday baş vurdu.
1 milyon 938 bin 165 aday sınava katıldı. Bu günlerde adaylar harıl harıl tercihlerini yapıyorlar. 23 Temmuz-3 Ağustos tarihleri arasında tercihler yapıldıktan sonra da kimin hangi üniversiteye girdiği anlaşılacak. Somut gerçek ise, sonuçlara bu yıl da eşitsizlikler damgasını vurdu. Özel okullar ve fen liseleri öğrencileri başarı sıralamasında zirvede yer alırken; düz liseler, endüstri meslek liseleri, spor liseleri, akşam liselerinin puan ortalaması düşük oldu.

Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesi en başarısız iller arasında yer aldılar.
189 bin 410 aday en az bir puan türünden sıfır puan aldı.

Yani liselilerin onda biri “sıfır çekmiş” oldu.
Eğitim kurumlarında ‘sıfır çeken’ daha doğrusu hiç bir soruya yanıt vermeyen öğrencilerin sayısı giderek artıyor…

SİSTEM PARASI OLANIN ÜSTÜNE KURULU

Gerek henüz lisede okuyan, gerekse yeniden şansını deneyecek öğrenciler için dershaneler devreye giriyor. Sistem kendiliğinden dershane egemenliğini getirdi. Dershaneler okulların önüne geçti. Açıklanan verilere göre ciroları 9 milyar liralara ulaşmış durumda. Toplam 4 binin üzerinde dershane var. Başbakan’ın daha önce ‘dershanelerin kaldırılacağına’ dair çıkışı her zaman yaptığı kurnazca demogojilerden öteye geçmedi.
‘Aynı tas aynı hamam’ devam ediyor…

Dershane, özel ders, özel okul girdabında ve yoğun bir ‘test yarışı’ içinde geçen hazırlık sürecinin sonunda öğrencilerin bir kısmı üniversite hedefine ulaşacak, en büyük kısmı ise aileleri ile birlikte üzülmeye devam edecek.
Özel okulların çok büyük bir bölümü burs yoluyla yoksul ve zeki öğrencileri alması öne çıkan bir trend olarak dikkat çekiyor. Bu durum aynı zamanda Türkiye’de siyasal iktidarın vermediği olanakların kısmen verilmesi durumunda nasıl başarıların sağlanacağını gösteren bir örnek olması açısından da öğretici bir örnektir.


Bu sistem elemeye dayalı, piyasacı, ticarileştirilmiş, acımasız ve bilimsel eğitimden uzak. 2012 sınavlarından sonra bu başarısızlıkla bir kez daha ortaya çıktı. Sınav sonuçları geçmiş yıllardan farklı değil. Son 10 yılda yapılan sınavlardan hiç ders çıkarılmadı. Konunun uzmanlarına, bilim adamlarına, eğitimcilere kulak verilmedi. Aynı şehrin farklı mahallerindeki başarı bile birbirinden farklı. Yine bölgesel farklılıkları devam ediyor. Bu çocuklarımızın başarısızlığı değil siyasal iktidarın, sistemin başarısızlığıdır.


Devlet okulları sıfır çekiyor, özel okullardaki öğrenciler başarılı oluyor. Hükümetin yaptığı yatırımın doğal sonucudur bu. Sınavlar çocuğuna yatırım yapanın kazanması üzerine kurulmuş. Sadece LYS değil SBS ve diğer sınavlar da böyle. Çocuğuna yatırım yapabilen, parası olan biraz başarı sağlıyor. Memur, işçi, emekçi, yoksul çocukları için değil, onların başarılı olması için değil bu sınavlar. Sınav sonuçlarna şaşırmamak gerekir.
Şaşırtıcı olan bu normal olmayan sonuçları Türk halkının önemli bir bölümünün normal karşılaması, kanıksamasıdır.

Bu çarpık sisteme karşı çıkabilen öğrencilerin, eğtimcilerin, ilerici, çağdaş insanların olması ve her geçen gün sayılarının artması ise geleceğe olan iyimserliği ayakta tutuyor.

SİSTEM TIKANDI, ISRAR SÜRÜYOR

12 yıllık bir eğitim sonrasında bir anlamda gençlerin geleceği LYS, YGS gibi aşamalara ayrılıp ortalama 2-3 saatlik sınavlara bağlanıyor. Ortalama her 10 adaydan 7’sinin üniversiteye girme hayali her sınavda bitmiş oluyor.
Üniversite kapılarında gençlerin yüzde yetmişi eleniyor.

Üniversiteye girmeyi başaranlar ve üniversiteler sorunlarla boğuşuyor.
Ya üniversiteleri bitirenler? Onları bekleyen ise işsizlik.

İşsiz kalarak umutları tükenen, çaresizlik içindeki milyonlarca insanımızdan büyük bölümü eğtimli gençlerden oluşuyor. Nereden baksanız durum olumsuz.

Gençler geleceklerine güvenle bakamıyorlar.
Onlar bir bakıma toplumun aynası gibidirler. Toplumsal yaşamımızdaki olumsuzluklar, istikrarsızlıklar en dolaysız biçimde gençleri etkiliyor. Gençliğin sorunlarını çözmekle yükümlü olanlar yani devlet, bugüne dek gelmiş geçmiş iktidarlar başarılı olamadılar.

Atılan adımlar hep yetersiz kaldı. 10 yıldır tescillendiği gibi AKP iktidarından da gençlere hayır yok. Onlar bu çarpık, üretime dönük olmayan eğtim sistemine yeni olumsuzluklar eklemekle meşguller. Uygulamaya soktukları 4+4+4 sistemiyle ortaçağ hurafeleriyle yetişen, biat kültürüyle donatılmış yeni nesiller yetiştirmek istiyorlar…

SKANDAL, SKANDAL ÜSTÜNE

Halen 12 Eylül diktatörlük yasaları en çok üniversitelerde hükmünü sürdürüyor.
YÖK etkili ve diri biçimde görev yapıyor.
Üniversiteler adeta tek tipleştirildi.
Bilim, düşünce, tartışma, farklılıklar dışlandı.
Çarpık, adaletsiz bir sınav sistemi egemen.
Üstüne üstlük sınav skandalları hiç eksik olmuyor. Türkiye tarihinin tanık olmadığımız kadar ‘Şifre’, “kopya", “puanları yanlış hesaplama" ‘soru çalınması” gibi sonuçlarla karşılaştık.
İktidarın atadığı beceriksiz, liyakatsiz yöneticiler gençlerin umutsuzluğunu derinleştirdi.
Onca skandalla birlikte isimleri anılan yöneticiler hiç bir şey olmamış gibi “pişkinlikle" kurumların başında oturmaya devam edebiliyorlar.
Çünkü Cumhurbaşkanı, İktidar ve YÖK onların arkasında…

Eğitim sistemi, fırsat eşitliğini engelleyen, ailelerin, gençlerin gelecek umutlarını sömüren, içinde rant da olan dev ve çarpık bir sisteme dönüşmüş durumda.
Bu çarpık sistemin muktediri, yürütücüsü, sorumlusu da AKP dir.
Ve ona umut bağlamak ham bir hayalden öte bir şey değildir…








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI