Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Nisan 2017

 

2 Ağustos 2012

Aleviler artık boyun eğmiyor

Goethe’nin çok etkili ve eskimeyen bir sözü var,

“Dünyanın en tehlikeli hali cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir” der.

Bu ülkede cehalet yüzyıllardır sık sık eyleme geçiyor ve sonuçları da hep kanlı oluyor.

‘Cehalet’ damarı hala güçlü ve modern zamanlara meydan okuyor.

Her an her yerde ‘ötekileri’ tepelemeye, katliam yapmaya hazır bekliyor.

Muktedirler ise bu linç ikliminin korunması için gerekli ‘hassasiyeti’ özenle gösteriyorlar.



NEFRET SÖYLEMİ SUÇ DEĞİL, ZİHNİYET AYNI



Cehalet bu kez Malatya’nın Doğanşehir İlçesinin Sürgü Beldesi'nde uç verdi.

Alevi bir ailenin evinin önünde ısrarla ve tacize varan bir biçimde davul çalınması tartışma yarattı. Daha sonra kalabalık bir sünni grup alevi ailenin evine doğru yürüyüş yaptılar. Evi taşlayıp camları kırdılar, evin yanındaki ahırı yaktılar.

Cehalet yine hızla örgütlenmişti.

Yüzlerce kişi tekbir getirip o bildik sloganları attı.

“Size dini öğretmeye geldik"

"Aleviler burayı terk edin"

'Kürtlere ölüm', 'Alevilere ölüm', 'Sizi burada barındırmayız’

“Din düşmanlarının beyni çıkarılır, kafirler telef edilir, itler boğazlanır.”

"Bu aile bugün buradan gidecek"
sloganlarına İstiklal Marşı eşlik ediyordu.

Olay yerine gelen jandarma havaya uyarı ateşi açarak saldırgan grubu 2 saatte zor dağıttı.

Girişim bu defa ucuz atlatılmıştı. Medyaya yansıyanların özeti böyle…



Evleri taşlanan, ahırı yakılan ve linç girişiminden kurtulan Hüseyin Hasan

"Bizim istediğimiz birlik beraberlik. Kardeş kardeş yaşamak istiyoruz. Biz böyle olaylar istemiyoruz. Biz kalkıp da bugüne kadar kimseyi incitmedik" diyordu.

Mağdur Hasan elini dostça uzatıyor ama muktedirlerin temsilcileri hiç de öyle düşünmüyor.

AKP'li Sürgü Belediye Başkanı, Alevi aileyi suçladı: " Provokatörlük yaptınız, beldeyi terk edin." diyerek fiilen linç girişiminde bulunanlardan yana davranarak tehçir istiyordu.

İktidar sözcüsü Bülent Arınç her zamanki o pişkin, bilgiç ve demogog tavrıyla “Olay büyütüldüğü kadar vahim bir olay değil. Gazeteler öyle başlıklar attı ki olay adeta Alevi kardeşlerimize linç girişimi varmış gibi gösterildi.” diyerek linç girişimini küçümsüyordu.

Cehaletin medyadaki temsilcilerinden biri daha da ileri gidiyordu. Facebook'ta bir paylaşıma yorum yazan Beyaz TV muhabiri Muammer Yaşar, "Aleviler Müslüman mahallesinde salyongoz satarlarsa tıpkı Sivasımızda olduğu gibi sizi yakarlar" diyerek sansürsüz, dobra konuşuyordu.



KATLİAM İKLİMİ YERİNDE DURUYOR



“Bakın ölüm olmadı, toplumun hasasiyetleri var, Alevi sünni çatışması yok” yolu ucuz demogojileri bu günlerde daha sık duymaya başladık.

Bu topraklarda aleviler kimseyi ötekileştirmedi, nefret söylemi geliştirmedi, katliam yapmadı ama bunların hepsine maruz kaldı.

Mağdurların, zulme uğrayanların, çoğulcu ve demokratik bir Türkiye isteyenlerin artık yalana demogojiye inanacakları dönemler geride kaldı. Onlar bu zalimlere güvenmenin bedelini her defasında ağır acılarla ölümlerle, yerlerinden yurtlarından uzaklaştırmayla ödediler.

Bakalım ‘devlet’ Malatyadaki bu açık linç girişimine karşı somut bir adım ve soruşturma açacak mı? Açarsa sonuçları nasıl olacak hep birlikte göreceğiz.



Örgütlu ve destekli ‘cehaletin’ sicili çok kötü.

İrili ufaklı örnekler çok ve malesef her gün yaşanıyor. Hepsindeki mantık, yöntem, söylem hemen hemen aynı. 6- 7 Eylül, Kanlı pazar, Kahramanmaraş, Çorum, Sıvas Madımak tarihe kara leke olarak çoktan düştüler. Rumlar, Ermeniler, Süryaniler, Kürtler, solcular, sosyalistler, en çok da aleviler bu linç kültüründen nefret söyleminden nasibini aldılar…

Katliamları yaratan iklim henüz yerli yerinde duruyor. Gerici, yobaz ve ırkçılıkla harmanlanan bazen de ‘sıradan faşizim’ olarak karşımıza çıkan zihniyet ne zaman köpürtülür, harekete geçirilir hiç hiç beli değil.







ALEVİLER ARTIK AYAĞA KALKIYOR



Başta aleviler olmak üzere bu coğrafyada barış içinde bir arada yaşamak isteyenlerin sesi bu defa daha gür çıktı. Katliamcı zihniyet karşısında susmak yerine onun üstüne ışık tutarak, onu deşifre ederek toplum hayatından def edileceğini düşünüyorlar artık. Türkiyenin dört bir yanında ilericiler, demokratlar, barış severler, Türkler, Kürtler, sünniler kararlı ve yığınsal biçimde yüzlerce protesto gösterisi yaptılar. Protestolar kendiliğinden gelişti ve her birine onbinlerce insan katıldı.

Bu topraklarda artık yeni Sıvaslar’ın yaşanmasına kimse tahammülü etmemelidir.



İnançlarından dolayı yüzyıllarca çile çekmiş, derin acılar yaşamış Anadolu topraklarının kadim yerlisi Aleviler artık üzerlerindeki baskıyı, çemberi kırıyorlar.

Alevi yurttaşlar kendilerini eskiye göre daha fazla ifade etmeye başladılar. Gerek kendi içlerinde gerek kendi dışlarında Alevilik üzerine tartışmalar, konuşmalar yoğunlaşarak devam ediyor. Aleviler gizlenerek, kendilerini saklayarak sürdürmek zorunda kaldıkları geleneklerini, ibadetlerini artık eskiye göre daha açık yapıyorlar. Hayatın her alanında örgütlülükleri yükseliyor, korunma refleksleri artıyor.

Buna karşı İslamın sünni anlayışına dayalı, anti-demokratik yasalardan beslenen ceberut devlet, alevilere dönük taktiklerini değiştiriyor. "Alevi Çalıştayları" ve kimi kurnaz girişimler, naylon örgütlenmeleri devreye sokuyorlar. AKP “güdük“ bir laikliğin, inkarcı tekçi bir anlayışın temsilcisi olan Diyanet İşleri Başkanlığına sarılıyor. Alevileri oraya havale ediyor.

Din anlayışı, felsefesi, kadroları kendilerine yabancı bir kurum içinde, Alevileri yeni bir asimilasyona sokmayı çözüm olarak öneriyor.



BARIŞ VE DEMOKRASİ İKLİMİ EGEMEN OLMALI



Artık bu ülkenin önmli yapı taşlarından birisi olan alevileri sindiremeyecekler. Onların haklı ve demokratik taleplerini daha fazla engeleme olanakları yok. Alevilerin nasıl ibadet edeceği, alevilik din mi değil mi, islam içi mi dışı mı devleti ilgilendirmiyor. Aleviler nasıl istiyorsa öyle olacak.

İnanç ve vicdan özğürlüğü, demokrasi, insan hakları bunu gertiriyor.

"Zorunlu din dersinin iptali, "Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması, "Madımak Oteli’nin müze yapılması", "Dergahların iade edilmesi", "Cemevlerinin ibadethane sayılması" "Asimilasyona, ayrımcılığa son verilmesi", "Alevi köyüne cami yapılmaması." Ortak talepler olarak gündemde duruyor. Çağdaş değerlerden yana kamuoyu, samimi, laik ve demokrat sünniler alevilerin haklı taleplerini destekliyor, onlara omuz veriyor.



Nefret söyleminin, linç kültürünün, yobazlığın, ırkçılığın, sıradan faşizmin toplum yaşamımızdan dışlanması için

Daha fazla demokrasi,

Daha fazla insan hakları

Daha fazla inanç özgürlüğü,

Daha fazla barış,

Daha fazla çoğulculuk için mücadele gerekiyor.

Ve bu sancılı süreçte alevilerin sorumluluğu büyük…









Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

şenol arı
7 Ağustos 2012 11:08

Doktorlar dayak yiyor sağlık bakanı sayesinde öğretmenler dayak yiyor mill eğitim bakanı sayesinde aleviler dayak yiyor,yakılıyor,mahelle baskısına uğruyor BAŞBAKAN SAYESİNDE MEYDANLARDA ALEVİLERE YUH ÇEKTİREN YAYYİPP DEĞİLMİYDİ..AMA ALEVİLER ARTIK SESSİZ DEĞİLLER ...

savaş arkadaş
6 Ağustos 2012 23:42

bu aleviler osmanlının da başına bela idi şimdide bela tuncelide askere kuşunu kim atıyor tuncelide karakollarımızı kim basıp askerimizi öldürüyor.

Ozanisius
6 Ağustos 2012 00:39

Biz Alevilerin davası Kemalizm,devlet yada Türklük ile değildir.Biz Aleviler Kemalist,çağdaş devlete herkesten çok sahip çıkarız.Bizim derdimiz bizi katliamlara uğratan,yüzyıllardır süregelen Muaviye zihniyetiyledir.Kürt meselesi ile Alevi sorununu ayırmak gerekir.Biz Yüce Ata'ya bizi Sünni şeriatı ile yönetilen,Alevileri, Türkmenleri sürekli katleden Osmanlı baskısından kurtardığı için,iyi yada kötü bizi özgür birey haline getirdiği için şükrediyoruz.Onun sayesinde kökümüzün kurutulması engellendi.Biz bu topraklarda, laik ve herkesin kardeş olduğu bir düzen içinde yaşamak istiyoruz.Kürtler ise bağımsızlık istiyor.O olmazsa da Osmanlı dönemindeki el üstünde tutuldukları,ayrıcalıklı günlerini geri istiyor.Anadolu'nun Alevi Türkmenleri sadece vergi ve askere alınma döneminde hatırlanırken,Kürt aşiretleri hep el üstünde tutulmuştur.Kürtler zorunlu askerlikten muaf tutulmuştur. Kürt aşiretlerinin liderlerine beylik, paşalık verilmiştir.Onlardan vergi alınmamıştır.Yobaz Şaafi Kürt aşiretlerinden kurulan Hamidiye Alayları Alevi-Türk köylerine sürekli baskın vermiştir.Yani aramızda büyük bir FARK VAR.

kerem
5 Ağustos 2012 23:02

alevi değilim ama hakkını verelim ki aleviler yüzlerce yıldır yaşadıkları baskı ve zülme rağmen yinede devlete bağlılıklarını devam ettiriyorlar. t.c devletinin kesinlikle ayrım yapmadığı halde kürtlerin ezildikleri,horlandığı,2. sınıf sayıldığı iddia ediliyor ya, işte bunlara bakıp alevileri daha çok sevmeliyiz diye düşünüyorum.

devrim
4 Ağustos 2012 21:22

duymak istediginiz sözleri yazmıyorum diye yorumlarımı yayınlamıyorsunuz işte sizin demokrasi anlayışınız bu, tam CHP kafası ,benim gibi düşünmüyorsan yoksun.

Tüm Yorumlar (15)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI