Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

27 Mart 2017

 

9 Ağustos 2012

Özel üniversiteler bu yıl öne çıktı…

Otogarlarda müşteri kapmak için yapılan cazgırlığı, sonra önüne gelen vatandaşı tutup çekiştirme örneklerini herkes bilir.

Özellikle çok eski yıllardaki Adana Otogarını hiç unutamam…

Şimdilerde otogarlarda durum pek eskisi gibi değil.
Tiyatro oyunlarına, TV parodilerine de konu olan bu otogar muhabetini bu günlerde yeniden anımsadım.

Özel üniversitelerin öğrenci kapma yarışı bir yanıyla otogarlarda müşteriyi çekiştirmeye benziyor.

Uç noktada ticarileşen eğtim sistemi mantar gibi özel üniversitelerin sayısını artırdı.

Vakıf adı altında, iş adamlarının namım yürüsün mantığıyla kendi isimlerini verdikleri okullar veya başka ünvanlarla her yerde mantar gibi özel üniversiteler açılıyor.

Çok önceden reklam kanpanyalarına başladılar. Gazeteler günlerce ilanları yayınladı, konuyla ilgili ekler çıkartıldı. Tanıtımın her türünü abartılı biçimde kullanıyorlar.

Kentlerin ana meydanlarına, alışveriş merkezlerine standlar kuruluyor, broşürler dağıtılıyor. Oraya yolu düşen ögrenciler adeta otogar muamelesi görüyor.

Özel TV kanalları programlar yapıyor. Program yapıyor dediysem hayrına değil tabi.

Haber tarzı reklam programları bunlar. Örneğin CNN TURK kanalının oraya çıkartıp tanıtımını yaptığı her özel üniversiteden 10 bin Dolar aldığını duydum.

Tabi benimkisi duyum rakam farklı da olabilir.

Eskiden Kadıköy-Karaköy vapurlarında doğrudan satış yapan Burhan vardı. Namı değer Burhan Pazarlama. Sevgili Burhan’ın kulakları çınlasın çok başarılıydı. Hitabetiyle, kendine özgü üslubuyla elindeki her malı satardı.

TV’lere çıkan özel üniversite temsilcileri Burhan pazarlamayı geçtiler.

Ondan daha ağdalı ifadelerle okularını pazarlıyorlar, müşteri kapmaya çalışıyorlar.
Sınav ve üniversiteye yerleştirme sistemindeki bozukluktan, oluşan kaosdan daha fazla rant elde etmek için her yola başvuruyorlar.

Gençler ise sınav yorgunluğu, stres ve gergin biçimde arayışlarını sürdürüyorlar. Ailelerin endişesi en az gençler kadar büyük. Bir devlet üniversitesine giremeyenler, biraz olanağı olanlar çaresiz bu özel üniversitelerin ‘avı’ olmaktan kurtulamıyorlar. “Denize düşen yılana sarılır” özdeyişinde olduğu gibi.

SİSTEM TIKANDI

Türkiye’de üretime, insan doğasına, hayata yanıt veremeyen sistemin çarkı dönüyor…

12 yıllık bir eğitim sonrasında bir anlamda gençlerin geleceği LYS, YGS gibi aşamalara ayrılıp ortalama 2-3 saatlik sınavlara bağlanıyor. Ortalama her 10 adaydan 7’sinin üniversiteye girme hayali her sınavda bitmiş oluyor.
Üniversite kapılarında gençlerin yüzde yetmişi eleniyor.

Üniversiteye girmeyi başaranlar ve üniversiteler sorunlarla boğuşuyor.

Ya üniversiteleri bitirenler? Onları bekleyen ise işsizlik.

İşsiz kalarak umutları tükenen, çaresizlik içindeki milyonlarca insanımızdan büyük bölümü eğitimli gençlerden oluşuyor. Nereden baksanız durum olumsuz.

Bu yıl da sonuçlara eşitsizlikler damgasını vurdu. Özel okullar ve fen liseleri öğrencileri başarı sıralamasında zirvede yer alırken; düz liseler, endüstri meslek liseleri, spor liseleri, akşam liselerinin puan ortalaması düşük oldu.
Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesi’ndeki iller en başarısız iller arasında yer aldılar.
189 bin 410 aday en az bir puan türünden sıfır puan aldı.

Sınavlara giren 1 milyon 938 bin 165 adayın ilk 20-25 bin sıralamasında olanlar büyük ölçüde istediği okula veya iyi bir okula girebilecek. Diğerleri endişeli, gergin ve çaresiz sonuçlara katlanacaklar.

GENÇLER GELECEGE GÜVENLE BAKMALI


Bu sistem elemeye dayalı, piyasacı, ticarileştirilmiş, acımasız ve bilimsel eğitimden uzak. 2012 sınavlarından sonra bu başarısızlıkla bir kez daha ortaya çıktı. Sınav sonuçları geçmiş yıllardan farklı değil. Son 10 yılda yapılan sınavlardan hiç ders çıkarılmadı. Konunun uzmanlarına, bilim adamlarına, eğitimcilere kulak verilmedi. Aynı şehrin farklı mahallerindeki başarı bile birbirinden farklı. Yine bölgesel farklılıkları devam ediyor. Sistem tıkandı ve başarısızlığı her geçen gün daha da tescilleniyor.


Gençler bir bakıma toplumun aynası gibidirler. Olumsuzluklar, istikrarsızlıklar en dolaysız biçimde gençleri etkiliyor. Gençliğin sorunlarını çözmekle yükümlü olanlar yani devlet, bugüne dek gelmiş geçmiş iktidarlar başarılı olamadılar.

Atılan adımlar hep yetersiz kaldı. 10 yıldır tescillendiği gibi AKP iktidarından da gençlere hayır yok. Onlar bu çarpık, üretime dönük olmayan eğtim sistemine yeni olumsuzluklar eklemekle meşguller. Uygulamaya soktukları 4+4+4 sistemiyle ortaçağ hurafeleriyle yetişen, biat kültürüyle donatılmış yeni nesiller üniversite kapılarına gelecekler.

YÖK’e bağlı emir komuta mantığıyla ünüversitelerde eğitim düzeyi her yıl dahada aşağıya doğru düşüyor. Özel üniversitelerle ise dahada kötü.

Önümüzdeki yıllarda eğtimli, diplomalı işsizlerin sayısı katlanarak artacak.

Karşı karşıya olduğumuz en yalın gerçeklerden birisi de bu malesef...








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

salo
13 Ağustos 2012 23:36

öğle demeyin
ben çocuğumu Koç üniversitesi makina muhendisliği bölümüne kaydettirdim.
Yılda sadece 45.000 tl verecez.
eğer 4 yılda başerılı olur ve mezun olursa (diğerleri sonra örneklenecek) mezun olduğunda okula toplam 45.000x4=180.000 bunun yanında Koç gibi yaşaması için 2.000X48=96.000 yani cem an (toplam 276.000 tl ye oğlum makina muhendsi olacak.
İmdiii oğlum muhendis olsa ve Koç grubuna başvursa...
hayal değil. her yıl 1-2 muhendisi işe alırlar. 40 kişilik sınıfta benim oğlum bu holdingte iş bulursa alacağı maaş ilk yıl 1.300 tl dir zamanla performansı ile artacak denir ama nedense artmaz.
276.000/1300= 207 ay yani ONYEDİ YILDA GERİ ALABİLİR
BİRİSİ BİZİ YİYO AMA KİM?
ben çocuğumu KOÇ üniversitesine yollayacam 207.000x40=8.280.000 yani 4 yılda bir sınıftan 8 milyar (eski para ile katrilyon " sen daha buzdolabı satıp para kazanacam diye hayal et" ikiyüzseksen milyon kazanıp birini işe alarak 17 yılda ancak bir kişiden aldığım parayı faizsiz iade edip 39 kişinin parasını alacağım.
Ben yarın ünicversite kuruyorum.
selamlar.

ALİ
10 Ağustos 2012 11:06

BENİM DE OĞLUM BU YIL SINAVLARA GİRDİ. MALESEF PUANI İSTEDİĞİ BİR DEVLET OKULUNA GİRMEYE YETMİYOR. BİZDE YAZARIN SÖYLEDİĞİ GİBİ ÖZEL ÜNÜVERSİTELERİN AVI DURUMUNDAYIZ. ÇARESİZ BÜTÜN OLANAKLARIMIZI ZORLAYIP BİRİSİNİ TERCİH EDECEĞİZ. DURUM GERÇEKTEN YAZARIN ANLATTIĞI GİBİ. GELECEKLE İLGİLİ BENDE DURUMU İYİ GÖRMÜYORUM. YAZIK BU GENÇLERİMİZE...

merak
10 Ağustos 2012 00:17

Özel üniversitelerde patronun "güvenilir" adamı hemen akademisyen yapılır, yaş önemli değil. O da eş dostu toplayarak onay alacak "bir şey" kurar.Rektör "bizden" atanınca "o şey" hemen "üniversite" olarak onay alır.

Bir de özellerin iddialılar vardır. Her dönemde bilim adına su başlarını tutmuş bir adam dekan veya rektör atanır. O da kendine itaat edecek eşi dostu alarak "bir şey kurar. İddialı ya, kimse bu nedir diye sormaz.

Alan memnun satan memnun. Böyle kurulur vasatokraside "üniversite"....

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI