Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Nisan 2017

 

14 Ağustos 2012

AKP’nin olimpiyat karnesi…

Londra Olimpiyat Oyunları başladığı gibi görkemli bir töreniyle sona erdi.

İngilizler kapanışta kendi değerlerini, bayraklarını, popüler şarkıcılarını öne çıkartıp biraz milliyetçilik yapsalar da bizlere görsel bir şölen yaşattılar.

İlk modern olimpiyatlar 1896 yılında Atina’da düzenlenmişti. Aradan geçen 116 yıl boyunca dünyadaki değişime paralel olarak olimpiyatlar da zenginleşti, değişti.

Ama olimpiyatların temel anlayışı olan barış, halkların kardeşliği ve dostluk ruhu değişmedi.

2012 Londra olimpiyatlarında da 200’ün üstünde ülke, 5 bine yakın sporcu birbirleriyle yarışmanın yanında dünya barışına da hizmet ettiler.

Emperyalistlerin çekip çevirdiği Ortadoğu’nun kan gölüne döndüğü, halkları birbirine kırdırma amaçlı savaş sürecinin tırmandığı karanlık günler yaşıyoruz.

Türkiye de ateşin göbeğinde, işbirlikçiler marifetiyle maceralı sularda kulaç atıyor.

Özetle, çıkar savaşlarının, saldırganlığın ve silahlanmanın, hâlâ doludizgin at oynattığı bu yaşlı dünyamızda olimpiyat ruhuna çok ihtiyaç var.

Bu ruh ne olursa olsun ölmemeli.

GERÇEKLERLE YÜZLEŞTİK

Türkiye, geçmiş olimpiyatlara göre Londra’ya götürdüğü sporcu sayısını ikiye katladı. 16 branşta toplam 114 sporcu kafilede yer aldı. Evet, eskiye göre belki fazla, ama 80 milyonluk bir ülke için bu sayı da çok az. Elindeki medya gücünü ve devletin propaganda aygıtlarını kullanan AKP iktidarı sayının artmasını öylesine abarttı ki sanırsınız Türkiye sporda büyük bir sıçrama yaptı. Olimpiyatlarda madalyaları silip süpürecek. Hele Başbakan’a metiyeler dizme konusunda kusursuz davranan Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç mangalda kül bırakmıyordu. Makina düzeninde, madeni bir tonda yaptığı açıklamalarda savaşa giden komutan edasındaydı.

Londra’da da yine kendi gerçeğimizle yüzleştik. Lafla, demogojiyle, abartmayla bu işler olmuyor. Oyunlarda 2 altın, 2 gümüş ve 1 de bronz olmak üzere toplam 5 madalyayla alabildik. 80 milyonluk ülke olan Türkiye, madalya sıralamasında Etiyopya, Küba, Belarus, Jamaika gibi ülkelerin gerisinde kaldı. Olimpiyatta 32’nci sırada olmak sporcularımızın değil bu ülkeyi yönetenlerin beceriksizliği, korumaya çalıştıkları çarpık sistemlerinin kusurudur.

Altın ve gümüş madalyalar tekvando ve atletizmden gelirken, tek bronz madalya ise güreşte alındı.Türkiye'nin Londra'daki ilk altın madalyasını tekvandocu Servet Tazegül kazandırdı. Atletizm kadınlar 1500 metrede Aslı Çakır Alptekin, büyük bir başarıya imza atıp, olimpiyat oyunları tarihinde Türkiye'ye atletizm dalında ilk altın madalya sevincini yaşattı. Aynı yarışta Gamze Bulut da gümüş madalyanın sahibi oldu. Kızlarımızın başarısı bu coğrafyanın çileli insanları için büyük gurur kaynağı oldu. Bu duyguyu bize yaşattıkları için Aslı ve Gamze’ye ne kadar teşekkür etsek azdır…

BAŞARILI DEĞİLİZ

Londrada ‘ ‘ata sporumuz’ dediğimiz güreşte geçmiş yılların aksine tam bir çöküntü yaşandı. Yine daha çok devşirme sporcularla başladığımız ve önemli başarı elde ettiğimiz halterde, atletizimde hüsran yaşadık. Yüzme, jimnastik, binicilik, atıcılık, takım oyunları ve daha birçok branşta zaten durumumuzun sıfır olduğu bir kez daha netleşti. Diğer ülke sporcularını izlerken keyif aldık bizimkilerde ise çoğu kere hüzün duyduk…

Madalya alan sporcularımızı elbette bağrımıza basacağız. Onlar bizim en özellikli gençlerimiz, onları ne kadar onore etsek, olanaklar sunsak azdır. Ama siyasal iktidar başarılı olmuş beş sporcumuza sarılarak kendi başarısızlığını örtemez. Kaldı ki bu sporcularımızın başarısında iktidarın payı çok az ve çıkıp böbürlenerek konuşmaları da ayıptır.

Atletizimdeki iki madalya rastlantısal değil. Atletizmin emektarları, çilesini çekmiş, önemli birikim ve tecrubeye sahip Mehmet Terzi, Mehmet Yurdadön gibi isimlerin on yıllara dayanan ısrar ve emeğinin ürünüdür. Birazcık destek, uzun soluklu çalışma gençlerin yeteneğiyle birleşince sonuç geliyor. Daha once Süreyya Ayhan’da olduğu gibi. Tekvandodaki altını alan Servet Tezgül ise Almanya’da yetişmiş bir gencimiz. Almanların onun üzerindeki emeğini inkar edemeyiz.

ARTIK BAŞARI İSTİYORUZ

Türkiye’nin birçok bakımdan kronik, çözümü ertelenen ciddi sorunları var. Öncelikle tüm olumlu süreçlerin önünü tıkayan bir Kürt sorunu var. Gencecik insanlar dağlarda birbirine kırdırılıyor. Spor dahil her konuda, elleriyle, akıllarıyla, enerjileriyle hayatı şekillendirmesi gereken genç insanlar heba ediliyor, hayatları karartılıyor. Tek denenmeyen barışçı ve uzlaşma yolunun üzerinden her defasında atlanıyor. Savaş severler, kana doymayanlar, öldürülen Türk ve Kürt gençleri üzerinden skor hesabı yapanlar baskın çıkıyor. Bu temel sorununu çözemeyen Türkiye, demokrasisini, siyasal sistemini, ekonomisini spora ilişkin sorunlarını da çözemiyor. Her şey güdük, yarım yamalak yuvarlanıp gidiyor…

Oysa Türkiye’nin, bu coğrafya’nın dinamik ve gelişmeden yana potansiyelleri fazlasıyla var. Genç nüfus ve yetişmiş insan oranının yüksekliği tabuları ve kalıpları zorluyor. Özellikle sportif alanda gençlerimizin çok şey yapabileceklerini herkes biliyor. Ama onların kendilerini geliştirmeleri konusunda olanaklar çok sınırlı. Böyle giderse olimpiyatlarda genel olarak başarılı olamayız. Her defasında yalnız ‘katılmak önemli’ deyip madalya alan üçbeş sporcumuzla avunup dururuz… Artık başarı istiyoruz. Olimpiyatların ardından dertlenmek, hüzünlenmek ‘ ‘ah, vah etmek’ ten fena halde sıkıldık.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

mehmet umut
18 Ağustos 2012 14:09

türk halkının en büyük sorunu tembellik. kendini beğenip kompleks de vardır bizde. müthiş derecede özenti de vardır ama hepsinin içi boş havadır. dünyanın hangi memleketinde 700 tl maaşla çalışıp 1500 tl civarında cep telefonu olan vardır. sporcularımıza bakıyoruz özellikle futbolculara, amaçları dünyada isim yapayım, branşımda zirve yapayım demek değildir. iyi bir takıma kapak atayım yeter. sonra altına son model araba, gece kulupleri, manken peşinde koşmalar... sporu artık onun için ikinci, hatta üçüncü planda kalır. 80 milyonluk ülkede dünya çapında isim yapmış kaç sporcu var. bu arada yatıp kalkıp hiç bir halt yiyemeyen futbolcuları sayıyoruz. diğer sporcularun farkında değiliz. neyse işin aslı yöneticilerimizin ve milletimizin çapı bu. sporda başarının tek yolu alt yapıdan ve yetenekli sporcuları bulmaktan geçer. devşirme sporcularla bu iş olmaz olsa da geçicidir ve tadı olmaz. bu ülkede alt yapı için imkan yok mu? fazlasıyla var. ilköğretim zorunlu mu? evet. her ilk öğretim öğrencisi beden eğitimi dersi alıyor mu? evet. ilköğretim öğrencilerinin en az yüzde sekseni beden eğitimi öğretmeninden bu dersi alıyor mu? evet. başka bir deyişle devletin binlerce, hatta tüm çocuklara ulaşabilecek sayıda beden eğitimi öğretmeni var mı? evet. o zaman ayda 2500 tl verdiğin bu adamları ne diye çalıştırmıyorsun, ne diye bunlara sporcu bulup yetiştirme görevi vermiyorsun? hepsi yatıyor, 2 saat derse girdikleri sınıfa ilk 10 dakika sağa, sola dön sonra ellerine top ver 2 saat oynasınlar, öğretmen sandalyesine oturup onları izlesin, ayın 15 inde maaşını çeksin. ne kebap iş. ondan sonra 2 milyonluk uruguay, 5 milyonluk jamaika her dalda iddialı olsun, 80 milyonluk türkiye burnunu çeksin. bizim hepimizin bu rezaletten ders almamız gerek

doymaz hirs
16 Ağustos 2012 09:50

akpyi olumune hurisine 7 kat altin cennetine kadar savunmak icin;
1-vampir kapitalist
2-2B ci 3 cocuk yetmezci ekonomist
3-suriyede carpisan jiletci hapci cihadist
4-dezenformasyoncu siayeyist
5-hepsi birden.

yavuz
15 Ağustos 2012 17:41

klavye başında olimpiyatlarda başarı olmaz, eğer istiyorsanız çocuklarınızı spor branşlarına yönlendirirsiniz. ayrıca sabah erken kalkar sabah sporu yapar, hafta sonu mangal yapmak yerine biraz koşar ter atarsınız. ayrıca her durumda akp ye vurmayı meziyet saymazsanız sevinirim. artık baydınız.

Kadir
15 Ağustos 2012 16:08

Bu olimpiyatlarda 5 madalya almışız...diğer madalya sayılarımızı yazıyorum.
2008 de AKP iktidarı 8- 2004 de yine AKP iktidarı 10 madalya ;
1968 de 2,1972'de 1, 1976'da SIFIR,1984'de 3Bronz,1988 de 2,1992 ve 1996 da 6şar, 2000de 5 madalya almışız..
Tamam iyi bir sonuç olmayabilir ama hezimet de değil..

Doktor hamdullah
15 Ağustos 2012 15:27

Esin abla sanada kılıçtaroglu nun yanında siyaset yapma yazıyorum,(oy kullanmayı unutma)(siyaset yaparken kılıçtaroglu gibi,biz başbakan gibi söz veripte sözünü tutanlardan degiliz deme ,sakın aklından geçenleri söyleme şuursuzca akp ye saldıııır.

Tüm Yorumlar (9)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI