Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

27 Mart 2017

 

23 Ağustos 2012

Devlet hayvanları da sevmiyor…

On yıl önceye gitti aklım.
Aktivist hayvan severler öneride bulunmuştu.
Çalıştığım gazet de bu öneriye aktif destek verdi o zaman.

Bu günlerde sanal alemde de sık gördüğümüz;
“Su her canlı için yaşamdır”
“Onlar için bu yaz boyunca kapınızın önünde bir kap su bulundurun”
İçeriğindeki afişleri yaz başından itibaren sayfalarımızda karşılıksız yayınlamıştık.
İlanlar o zaman düşündüğümüzden daha çok etkili olmuştu.

Bununla yetinmeyip biz de önerildiği gibi çevremize su kapları koymuştuk.
Uygulamanın ilk günlerinde bu kaplara tekme vuranları da oldu,
“Bunca sorun varken bu da ne?” diye soranlarla da.

Aradan yıllar geçti toplumun duyarlılığı önemli ölçüde artı.

Oldukça sıcak geçen bu yaz, su kaplarının her yerde yaygınlaştığını görmek sevindirici.
Ataşehir Belediyesi bir adım daha ileri giderek parklara özel, kalıcı, su düzenekleri koydu. Sabahları spor yaptığım Nazım Hikmet Parkı’nda bunlardan iki adet var.

Diğer bazı belediyelerin de benzerlerini yaptığını duydum. İşe ne kadar yarıyor bilemiyorum ama insani bir iş yaptıkları için onlara teşekkür etmek gerekiyor.

SOKAK HAYVANLARININ DURUMU İÇLER ACISI

Uygar dünyada, evcil, yabanıl ayırımı göstermeden hayvanların korunması ve yaşaması için ciddi çalışmalar yapıyorlar. Küçülen dünyamızda çok güzel örneklere tanıklık ediyoruz.

Biz de ise yapılabilenler şimdilik sınırlı ve yetersiz kalıyor. Bir avuç hayvansever, tek tek ve dernekler aracılığıyla gerçekten mücadele ediyorlar. Kamu kuruluşları zorlanıyor, medya, özellikle sanal medya etkin biçimde kullanılıyor. Bunun yanında tek tek hayvanlara yardım ediliyor, onların sağlıkları, beslenmeleri ve barınması için olanaklar yaratılıyor.

Bu çalışmalar, vatandaşların duyarlılığı üzerinde etkili oluyor.

Devlet katında ve yasalar düzeyinde ise hayvan hakları kağıt üstünde kalıyor.

İnsanlarını yoksuluğa, çaresizliğe, ölümün binbir türüne mahkum eden bu ceberut sistem hayvanlarına da önem vermiyor. Avrupa Birliğnin (AB) zorlamasıyla 2004'ten beri yürürlükte olan yasalar şu ana kadar hiçbir hayvanın sorununa kalıcı çözüm sağlamadı. Yürürlükteki 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nda, zorlamalar sonucu, şimdi birtakım değişiklikler yapılmaya çalışılıyor.

YENİ TASARI HAYVANLARI KORUMUYOR

TBMM komisyonlarında bekletilen yasa teklifi ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca hazırlanarak Başbakanlığa gönderilen yasa tasarısı mevcut durumu değiştirmeyecek. Hayvanların kıyımı devam edecek. Örneğin ötenazi yasaya getiriliyor. Oysa hayvanları koruma kanununda yaşam hakkını sonlandıran bir madde olmamalı. Bu yeni maddeyle itilafçılar, yasal olanaklara kavuşacaklar. Ortada suç da suçlu da olmayacak. Yeni yasada ön görülen kısırlaştırma da hayvan katliamına hizmet edecek. Taşeronlara devretme olanağı tanıyan bu maddeye göre, hayvanların kıyımının yanında taşeronlar çok ciddi paralar kazanacaklar.

Yine, yeni tasarıda, günümüzde hayvanlara yönelik süren işkence ve kötü muamele, idarî para cezaları ile geçiştirilmesi öngörülüyor. Tasarıda; hayvanlara işkence yapan kişi, sadece 750 TL’lik bir paracezasını devlete ödeyerek bu fiilini gerçekleştirebilecek. Oysa hayvanlara yapılan zalimce uygulamalar verilecek cezalarla caydırıcı nitelikte olmalıdır. ‘Kabahatler Yasası’ çerçevesinde verilen cezalar bu güne kadar sonucu değiştirmedi. Bu nedenle Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi’nde yer aldığı gibi ‘hayvanlara yapılan şiddetin TCK’ya girmesi” gerekir.

Resmi adı "Hayvanları Koruma Kanunu" olsa da hayvanların nasıl korunacağını ya da yaşatılacağını değil, hayvanların nasıl bertaraf edileceğini ve katledileceğini hükme bağlıyor. Aslında hayvanla ilgili tüm mevzuatın içeriğine bakıldığında, "hayvan hakları"hayvan koruma", "rehabilitasyon", "hayvan refahı" gibi kelime oyunları ile devletin hayvanlardan nasıl kurtulabileceği, nasıl ‘itlaf’ edeceği açıklanıyor ve hayvanların hakları, onların yaşamları düşünülmüyor.

EVRENSEL NORMLAR DERHAL HAYATA GEÇMELİ

Hayvan Hakları Aktif Güç Birliği platformu üyeleri, çeşitli hayvan hakları savunucuları, popüler insanlar, Ankara yollarına düşüyor. Hükümet yetkilileri ve Adalet Bakanlığı bürokratlarıyla görüşüp isteklerini bildiriyorlar. Biraz ‘merhamet‘ diyorlar, hepsi o kadar.

Hayvan hakları deyince, öncelikle sokaktaki hayvanlar akla geliyor. Köpekler, kediler…
Onlar, hayvanlar içinde insanlara en yakın olan canlılar. Ve bugün, bu dostlarımız çok zor durumda. Binlercesi sokaklarda. Hastalıktan, açlıktan ya da insan eli ile olmak suretiyle öldürülüyorlar. Yasalardaki boşlukların yanında, bakış alanı sınırlı bazı "insanlar" onları "kuduz, pis" ve ‘zararlı’ gördükleri için zalimce öneriler yapıyorlar. Oysa, sokağa düşen adostlarımızın bu durumda olmasının birinci sorumlusu da yine insanlar. Onlar da insanlar kadar doğanın parçaları.

Çarpık, hesapsız kitapsız kentleşme, doğanın tahrip edilip, orman arazilerinin de yok denecek kadar azalmasıyla birlikte hayvanların yaşam alanları da yok edilmiş durumda. Hayvan severlerin zorlamasıyla kurulan hayvan barınaklarının çoğunun durumu da içler acısı. Nazilerin toplama kamplarını hatırlatıyor.
Her şeye kar hırsıyla bakan, insanı, hayvanı, doğayı yok edip yakan, yıkan, öldüren, sömüren tüketen zihniyet, malesef muktedir olma halini sürüdürüyor.

Sonuç olarak; sokak hayvanlarına bu kavurucu sıcaklarda bir kap su vermek elbette önemli ama sorunu çözmüyor. Kabul ettiğimiz Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi’nideki ilkeleri lafta değil gerçekten içselleştirip hayata geçirmenin zamanı çoktan geçti.

Hayvanların gördüğü zulüm toplumun kanayan yaralarından birisi olma halini sürdürüyor.
Hayvanlara kıymayın efendiler…








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

E.Uzun
31 Ağustos 2012 22:32

Icinde hayvan sevgisi olmayanin, insan sevgisi olmaz!

HEKTOR
31 Ağustos 2012 09:58

Öncelikle bu konuyu ele aldığınız için teşekkürler.

Bazı dangalaklar da diyor ki "etrafta o kadar aç insan varken bir de kedi ve köpeklere mi bakacağız!..." Aslında bu yaklaşım çevreye ve hayvanlara olan duyarsızlığın bir ifadesi. Sanki muhtaç insanlara yardım edeni engelleyen mi var?..Emin olun ki bu tipler bırakın hayvanları, muhtaç insanlara el uzatmazlar. Önemli olan çevrende gördüğün tüm muhtaç canlılara karşı elinden geleni yapmaktır. Üstelik kediler ve köpekler sokak hayvanlarıdır yani insanlarla bir arada yaşamak zorunda olan, insanlara bağımlı hayvanlardır. Hiç bir şey yapmıyorsak evimizdeki balık ve tavuk artıklarından istifade etmelerini sağlayabiliriz. Ben sokak kedileri için kilosu 5 tl lik mama alıyorum. Günde bir iki avuç bir köşe bırakıyorum, yiyor gariplerim.

ALİ
24 Ağustos 2012 12:10

Sokak köpekleri ve kedileri gerçekten günümüz de zor durumda. Devletin onlara yaklaşımı da insani değil. Yasaların durumunu da bu yazıdan daha iyi öğrendim. Ama hayvan deyince yalnız kedi ve köpekleri anlamamalıyız. Doğadaki tüm hayvanları, yabani, böcek ve kuşlarve diğerlerini de düşünmeliyiz. Bunlar yok edildiğinde dünyanın dengesinin de bozulduğunu uzmanlar ısrarla söylüyor. Doğal aykılama yasası sonucu zaten denge sağlanıyor. Hayvanların insan eliyle yok edilmesinin bir hayvan türü olan insanlığın da geleceğini tehdit ettiği hiç unutulmamalı...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI