Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Nisan 2017

 

1 Eylül 2012

Terör, Suriye ve Kürt sorunu üzerine

Gaziantep’te patlatılan bombadan ölen yurttaşların sayısı 10’a çıktı.

60’a yakın da yaralı var. Bir kere daha yüreğimiz sızladı, büyük acı yaşadık.

Tıpkı Uludere’de 35 savunmasız Kürt köylüsünün katledilmesi gibi.

Nerede olursa olsun sivil hedefleri gözetmeksizin yapılan saldırılar terördür. Terörün ırkı, rengi, dini, sağı, solu olmaz. Onu yapanlar insanlık suçu işliyorlar. Burada kaybedenler, yalnızca teröre maruz kalan bir yöredeki, ülkedeki insanlar değil, aslında hepimiziz...

Antep’de karşılaştığımız örnek; hangi ‘büyük amaçlar’ ve “davalar için’ yapılırsa yapılsın yapanları kim olursa olsun lanetlemek, mahkum etmek gerekir.

İlk günden resmi yetkililer, şartsız bir refleksle kestirip attılar ‘bunu yapan’ ‘bölücü terör örgütüdür.’ Bu tür provakasyolar ilk kez olmuyor. Şiddet üreten ortamı devam ettikçe galiba son da olmayacak. Geriye şöyle bir dönüp bakın muktedirler bu tür vahşetlerin ‘etinden, sütünden, derisinden’ yani herşeyinden yaralandıklarını görürsünüz.
Gözaltına alınıp tutuklananlar oldu. Medyaya ismi Murat Filiz olduğu söylenen birisinin net bir fotoğraf gösterilerek ‘suçlu bu azılı PKK’lı terörist’ denildi.

‘Madem bu azılı teröristi biliyor, izliyordunuz, elinizde hemen gösterebildiğiniz fotoğrafı da vardı neden yakalayıp olayı engellemediniz.’ gibi basit bir soruyu nedense kimse sorma gereği duymadı.

Elde ‘günah keçilerinin’ bol miktarda olduğu koşullarda faili bulmak da güç değil.
Atarsın bazılarını içeriye. Arkasından mangalda kül bırakmayan keskin demeçler, dezenformasyon ve ‘ötekileri’ hedef gösteren yayınlar... Yetiyor...

Sonuç da unutkanlığı yaşam tarzı olarak benimseyen milleti ve ajite olan milliyetçileri yatıştırmak çok zor değil.

GAZİANTEP SALDIRISI HEPİMİZE KARŞI YAPILDI

Terörün kurbanı masum insanların cenazesinde tüm devlet erkanı, siyasi partiler saf tuttu, otuz yıldır tekrarladıkları benzer demeçler vererek bir kez daha yasak savdılar. Sonrasında Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in geleneksel burjvazinin bakış açısını yansıtan, soruna teget geçen ‘mutabakat’ çağrısı da havada kaldı.
İlk günden PKK adına açıklama yapan HPG ‘Bu patlama ile güçlerimizin herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır’ dedi. En dikkati çeken BDP Eş Genel Başkanları Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarıydı. ‘Çocukların ve sivillerin katledilmesine yol açan saldırıyı lanetliyoruz’ diyerek ‘saldırının arkasındaki ve içindeki bütün güçler tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılsın, katliam tüm yönleriyle aydınlatılsın’ net bir dille ifade ettiler.

Şiddet sarmalının öteki tarafında bulunan PKK’ nın içinden bazıları bu işte kulanılmış olması önemli olasılıklardan birisi. Örgütün sicilinde bu tür teröre savrulmalar var. Yaptıkları özeleştirileri de kamu oyu biliyor. PKK’nın bu katliama bulaşması gerçeği, olayın özünü değiştirmiyor.

Tüm demokrat kamuoyunun sorduğu basit soru şu;
Antep’deki terör girişiminin sonuçlarından kimler yaralanıyor?

Gaziantep’teki katliamın henüz kimler tarafından yapıldığı tam olarak belli değil.

Ama bu vahşetin getireceği sonuçlar çok belli.
Bugün askeri üsleri, füze rampalarıyla Türkiye ABD’nin gerçek anlamda ileri karakolu konumundadır. Ortadoğu’ya dönük emperyalist planların Suriye ayağında Türkiye AKP iktidarı eliyle içsavaş organizasyonunun baş aktörü durumunda. Suudi Arabistan ve Katar da finansörler…

ABD’nin savaş taşeronluğunu yapmak, ülkemizi ve halkımızı açık hedef haline getiriyor. Bundan sonra da provakasyonun, şiddetin binbir türüyle karşılaşmak raslantısal olmaz.

Toplumu terörle pasifize etmek, sürdürülen yanlış politikalar halka sorgusuz, sualsiz onaylatmak isteniyorlar. 12 Eylül darbe öncesinde de aynı yöntemler kullanıldı.

Muktedirlerin propaganda aygıtları bomba olayında ’PKK ve Baasçıları’ bir arada telafuz etmesi tesadüf değil.
Suriyeye askeri müdahaleyi meşrulaştırmak için kimbilir daha neler yapacaklar.

Bu arada ABD'nin en önemli üç düşünce kuruluşunun, 27 Haziran'da Suriye kriziyle ilgili bir savaş oyunu oynadığı manşetlere düştü. Gaziantep ve Kahramanmaraş'ta bomba patlatılması da seneryonun aksiyon sahneleri arasında. Suriye'de Esad yönetiminin yıkılması için geliştirdiği ortak senaryo, 2 ay sonra Gaziantep'te yaşanan saldırıyla birebir örtüştü.

Pentagon ve CIA merkezli bu savaş oyunu senoryaları aslında pek yabancımız değil.
Biz geçmişte benzer filimleri çok izledik.

SALDIRININ BİR HEDEFİ DE KÜRTLER


Antep saldırısının bir diğer amacı da Türklerle Kürtler arasına ‘kan’ sokmak. Süren ‘düşükyoğunluklu iç savaş’ı bir üst düzeye, daha kanlı hale getirme isteğidir. Yapılan bu derin provakasyonu bahane eden ırkçılar her zaman olduğu gibi yaşanan kanlı süreci savunan piyonlar oldular. Merkezi ile yandaşı ile medyanın yüzde 90’ı kaypak, kışkırtıcı yayınlar yaptı. 30 yıldır süren şiddet sarmalının tırmanması için çaba sarf ettiler.
‘Kürt kardeşlerimiz’ demgojisiyle ayrım gözetmeksizin top yekün Kürt hareketine düşmanlığı öne çıkardılar. İmha, linç önerileri var, seçilmiş kürt vekilleri yine parlementodan atmak isitiyorlar. AKP’si ile MHP’si ile kol, kolalar…
Bu güne kadar yaşanan kanlı blanço savaş severleri tatmin etmiyor. 30 bini PKK’lı, 10 bin Türk gencinin ölmesi, Türk ve Kürt anaların kanlı göz yaşı akıtması onların umurlarında değil.

Irkçılara, inkarcılara, nefret suçu işlemeyi vazife edinenlere, fazla söylenecek söz yok. Onlar ‘en iyi Kürt’ün ölü Kürt’ olduğuna inanıyorlar. Her gün on kere iç savaş naraları atıyorlar. Kendilerini ‘Kemalist, Atatürçü’ ‘ulusalcı’ olarak tanımlayan kimleri de AKP ile, faşistlerle aynı safa giriyor. ‘Türklüğün hor görüldüğünü’ idda edip utangaç biçimde ‘Kürtleri’ hedef gösteriyor ceberut ‘tek millet’ tezine sarılıyorlar.

Bu toz duman içinde önünü, arkasını düşünmeden sosyal medyada da Kürtlere yönelik küfürlü linç çağrıları hiç eksik olmuyor.

En ilginci de kafası karma karışık bazı insanların paylaşımları...

Bunlar çoğu kere Nazım Hikmet, Can Yücel gibi sosyalist şairlerin şiirlerini sayfalarına koyuyorlar. Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, Che gibi gerilla liderlerine sempati duyuyor, onların sözlerini paylaşıyorlar.

Ama her olaydan, provakasyondan sonra da kolayca ‘Kürt’ düşmanlığı kervanına katılıyorlar. Yani yaptıkları Mahir Çayan, Deniz Gezmiş ve sevdiklerini beyan ettikleri diğer sosyalistlerin düşünceleri ile hiç bir ilgisi yok, üstelik taban tabana zıt.

Ret, inkar, asimilasyon, nefret suçu, insan hakları ihlaleri, halkların kardeşliği, ulusların kendi kaderlerini özgürce tayin hakkı, faili meçhuller, şiddetin karşı şiddeti getirdiği gerçeği bunların umurlarında değil. Resmi ideolojinin yarattığı sürü piskolojisine kapılan bu sanal medya cengaverleri aslında karşıtı olduklarını düşündükleri AKP ile MHP ile aynı konsepte, aynı safta durduklarının farkında bile değiller…

TÜRKİYE KÜRT SORUNUNU ÇÖZMEK ZORUNDA

Sivil toplum kuruluşlarıyla, siyasal partileriyle, silahlanıp dağa çıkanlarıyla geniş bileşenleri olan, örgütlü bir Kürt hareketi var karşımızda. Bu toprakların kadim yerlisi Kürtler artık eskisi gibi yaşamak istemiyor, boyun eğmiyorlar.
‘Emperyalizmin oyunu’ deyip Kürtlerin gecikmiş haklı demokratik taleplerini görmezden gelenler yanılgı içinde. Çatışmacı konsepte ısrar edenler ise halkın gerçeklerle yüzleşmeside istemiyor...

BDP yöre halkından 3 milyona yakın oy alıyor. Özellikle değiştirilmeyen seçim barajlarıyla, ağır baskılar altında Kürtler 35 milletvekili çıkarıyor, yerel yönetimlerin büyük bölümünü de kazanıyor. Onlarla organik bağ içinde olan PKK ise bölgede 30 yıldır varlığını koruyan kurumsallaşmış bir silahlı güç. Benzerleri arasında dünyanın en büyük örgütü olduğunu uzmanlar söylüyor. PKK yalnız silahlı bir örgüt değil. Dünyanın her yerinde diyasporası olan, önemli ekonomik gücü, medyası milyonlarca sempatizanı olan siyasi ve askeri bir yapılanma aynı zamanda. Dağlarda 7 ile 10 bin civarında militan olduğunu resmi yetkililer belirtiliyor. Örgüt yöre halkından güç alıyor, kadro devşirmekte sıkıntı yaşamıyor. PKK terör yöntemlerini de kullanan, ciddi hatalar da yapan isyan eden Kürtlerden oluştuğunu saklamak artık nafile bir çabadır. Savaşseverlerin, ırkçıların söylediği gibi PKK’lıları dağlarda imha etmek sorunu çözmüyor, çözmedi...

Artık Türk Halkını kandırmaya yönelik iki yüzlü politikalar terk edilmelidir. Gerçeklerle yüzleşmenin zamanı hızla geçiyor. Devletin inkar noktasından kabul etmek noktasına geldiği Kürt Sorunu konusunda ciddi bir özeleştiri yapmalıdır. Sonra çoğulcu demokratik, kapsayıcı bir anayasa sürecini hızlandırmalı, Parlementoda kurulacak komisyonun tespit edeceği yöntemlerle PKK dahil bütün Kürt örgütleriyle hemen görüşmeler başlatılmalı ve halktan gizlenmemelidir. Başka da sihirli bir yol yok. Çünki denenmeyen tek yol barışıçıl yoldur.
Erdoğan ve ekibi şimdilerde yeniden dolu dizgin savaşçı konsepte sarıldı. Ülkeyi yıkıma götüren sonu belirsiz bu kanlı maceraya karşı çıkma zamanı.

Kürt sorunu kardeşçe birarada yaşama temelinde, barışçıl, demokratik ve uzlaşma yoluyla çözülmelidir. Bu yapılmadan Türkiye’de gerçek bir ilerleme ve dönüşüm olmayacaktır.

Dünya Barış Gününde gerçek bir barış özlemiyle...








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

b.düzü
11 Eylül 2012 17:33

sn.ALTUNDAL,
gerçeğin altını kalın çizgilerle çişmişsiniz.HEM ULUSALCI HEMDE BÖLÜNMENİN ATEŞİNİ KÖRÜKLEYEN KEMALİST İDEOLOJİNİN VE RESMİ TARİHLE YÜZLEŞMENİN GEREKTİĞİ RESİMİ ORTAYA KOYMUŞSUNUZ....

GERÇEK HALKÇILIK; HALKIN TALEPLERİNE CEVAP VEREN POLİTİKA VE ÇÖZÜM ÜRETMEKTEN GEÇER,Gerçek ulusalcılık; kafatasçılık yapmadan emperyalizmin cenderesine düşmeden ,barışı ve birlikteliği ,AYNI VATAN DA inşa edip kardeşliği KAYNAŞTIRMAKTAN geçer.

Bir anlamda DOSTER in yazısına da SOL LİBOŞLARADA CEVAP OLMUŞ....

ELİNİZE SAĞLIK.....

ELBETTE YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ.....

cengiz
11 Eylül 2012 15:51

bence mükemmel bir tespit duygu ve düşüncelerime tercuman oldun.artık bu baskı ve zulme dur diyelim kardeşliği pekiştirelim.

Çalıkuşu
10 Eylül 2012 11:41

Sayın Altundal,

Bu "en iyi Kürt ölü Kürt'tür" uydurmacasına siz inanıyor musunuz acaba?

Bakınız çevrenize.
Pek çok ailede bir Kürt gelin ya da damat vardır. Kendi ailesinde olmayanın teyze torunu Kürt kızı ile evlidir, yeğeninin dünürü Kürt ile evlilik yapmıştır.
Yani doğrudan ya da dolaylı bir akrabalık vardır. İnsan akrabasına acı çektirmek ister mi?
Ulusal birlik ve bütünlükten yana olmayı Kürt düşmanlığına indirgemek, çok yanlış ve taraflı bir bakış açısının sonucudur.
Ve "çözüm" denilen her ne ise, asıl bu yanlış bakış açısı ile, asla sonuç beklenmemelidir.

dereli
9 Eylül 2012 00:19

DERT ETMEYIN KURTLAR VADISI SURIYE YAKINMDA

tarık turna
8 Eylül 2012 10:06

Sen ne saçmalıyorsun?Kürtlere üniter yapı içinde bütün hakları verildi.Daha ne verilecek?Bundan daha fazlası ülkenin bölünmesi demektir.

Tüm Yorumlar (8)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI