Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

12 Eylül 2012

Afyon’un suçluları bulundu…

Afyonkarahisar’daki patlama gündemde uzun kaldı.

Bu defa üstü kapatılamayacak galiba.
Ayrıntıları neredeyse naklen izledik. İlk günün akşamı yükselen alevleri gördük.
Sonra dehşetin boyutlarını anladık.
21’i er 2’si başçavuş, 2’si uzman çavuş 25 ölü, 8 yaralı.

Hayatını kaybeden ve tanınmayacak haldeki 25 askerin naaşları kimlik tespiti için Ankara’ya götürüldü. Onları orada günlerce bekleyen yakınlarıyla birlikte herkesin yüreğini acıdı.

AÇIKLAMALAR OLAYI KAPATMAYA YÖNELİK

İlk resmi açıklama Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’ndan geldi. Bakan, TV muhabirlerinin sorularını yanıtlarken sanki el bombaları patlarken oradaymış gibi ‘kesinlikle bir sabotaj veya terör saldırısı değil patlamanın sebebi kaza’ diyordu. İfadesinin bir yerinde ‘ ‘Hindistan ve Pakistan'da da oluyor" diyerek halka teseli vermek istedi. ‘Şark kurnazlığının’ bu kadarına da sırıtıyor doğrusu..

Emekli Tümgeneral Haldun Solmaztürk, TV yayınlarında ciddi iddiaları dillendirdi;
‘Bu, mühimmat düşmekle patlamaz. Bunlar ayrı paketlerde taşınır. Haliyle böyle bir patlama olmaz… O saatte sayım olmaz. Bunu hiçbir asker kabul edemez.

Burası en üst düzeydeki depodur. Sadece uzmanlar bulunur. Er bulunmaz.

Sıradan herhangi bir asker bile bu saatte, 21.15'te bunun yapılmayacağını bilir. Çünkü gece burada suni aydınlatma yapmak gerekir. Savaşın içinde değilken acil olarak niye gece sayım yapılsın. 25 şehit var. Gece, karanlıkta, dar bir alanda 25 asker birarada ise buna kaza denemez.’
diyordu.

Bu sorular konuyu bilen başka uzmanlar tarafında da desteklenince medya sayfalarına da ekranlara da taşıdı.

Bunun üzerine Başbakan Recep T. Erdoğan o bildik üstlubuyla öfkesinin ses ayarını biraz daha yükselterek açtı ağzını yumdu gözünü.
Afyon’daki patlamayla ilgili düşünce belirten herkesi, CHP’yi, BDP’yi, emekli generalleri, soru soran gazetecileri bir bir sıraya dizdi.
‘sorumsuzlar’, Alçaklar’, ‘Onursuzlar’,’Hainler’ diyerek bir anlamda yaşanan ne kadar olumsuzluk varsa hepsine sahip çıktı.

Daha sonra Genelkurmay Başkanı’nın Afyon’a gelip inceleme yapmasını izledik. Onun ağzından ‘Herşey ortada’ cümlesi çıktı ama kamuoyu ‘ortada olanın’ ne olduğunu bir türlü öğrenemedi. Akılda kalan ise valinin makamında Genelkurmay başkanına verdiği hediyeler oldu.

GÜNAH KEÇİSİ OLARAK ‘KILIÇDAROĞLU’ İLAN EDİLDİ

Dış politikada ülkeyi sonu belirsiz maceralara sürükleyen, Kürt sorununda 1990’ların sert güvenlik konseptine yönelen, içerde otoriterleşen İktidar Afyon’daki acı olayı hasır altı edebilmek için ‘kendine göre yakaladığı fırsatları’ kaçırmıyor.

Bunlardan en çarpıcısı CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırgan tavır.
Kılıçdaroğlu’nun bir gazeteciyle yaptığı konuşma çarpıtılarak yayınlandı. AKP’liler bu çarpıtılmış açıklamanın üzerine balıklama atladılar.
Başbakan, Hükümet sözcüsü Arınç ve yandaş medya bu asbaragas haberi diline doladı.
Yalan haber üzerinden Genelkurmay dahil herkese ‘mahkemeye’ gidin çağrısı
yapıldı. AKP bu haber üzerinden ‘saflarını sıklaştırmaya’ çalışıyor. Daha önce Uludere katliamı, Akdeniz’de ‘düşürülen’ uçak konusunda da benzer biçimde üstleri kapatmaya çalışılmıştı.

Peki Kılıçdaroğlu aslında ne demişti.
‘Ben o gazeteci ile yaptığım konuşmamda ‘emekli komutanlar’ dedim, Onlardan aldığım bilgiye göre sabotaj ihtimalinin yüksek olduğunu söyledim. Eski komutanların yüzde 99 sabotaj dediğini söyledim. Ama bunları dost sohbeti çerçevesinde söyledim. Yazılması için değildi.’ dedi.

Aslında bu ‘sabotaj’ ihtimali ilk saatlerden itibaren herkesin aklına geldi. Emekli genareller, uzmanlar bunu yüksek sesle dillendirdiler.

Şiddet sarmalının bu kadar tırmandığı, ülkenin her yanını sardığı, şiddetin kutsandığı, Türk ve Kürt gençlerinin ölümleri üzerinden skor yarışına girildiği koşullarda ‘sabotajın’ akla gelmesi de doğaldı. Bir PKK sempatizanı kendisiyle birlikte cepaneliği patlatmış olabileceği ihtimallerden birisiydi.

Patlama henüz tam olarak aydınlatılamasa da bölgede incelemeler yapan bomba uzmanlarının söyledikleri de elbette doğru olabilir. ‘Facia ihmalden kaynaklandı… Patlamaya 105 mm'lik top mermisinin sert zemine düşmesi sebep oldu’ diyorlar. TSK’nın dizayni, AKP’nin kendi için ordu yaratma sürecinde yaşanan hareketlilik TSK içinde ciddi bir sarsıntı yaratığı bu günlerde çok dillendiriliyor. Bunun getirdiği moral bozuklukları, ordunun her kademesinde gevşeklik, isteksizlik, ihmalerinde de ağır sonuçlar getirebileceği gözden uzak tutulmamalıdır.

GENÇLERİMİZ PİSİ PİSİNE ÖLÜYOR

Her nasıl olduysa o patlama gerçekleşti 25 genç insanın hayatına maloldu. Yine ölüm haberleri gazetelerin ilk sayfasını doldurmaya devam etti. Ölümler sıradanlaştı, istatistiğe dönüştü. Ölüm, hayatı tutsak etti. Savaşa, kazaya, denetimsizliğe ‘kader` diyen sorumsuz ve klişe siyaset anlayışı tüm ağırlığıyla bu gün muktedir.
Bakın her gün ölüm üzerinden ‘nutuklar atıyorlar ’şehit olmanın’ kutsallığı konusunda o bildik hamaseti tekrar edip duruyorlar. Ateşin düştüğü evler ölümün acısını yaşıyor ve böyle giderse bu acı hepimizi yakıp kavuracak.

Askerin çatışma dışında ölümleri aslında çok alıştırdığımız sonuçlar.

Resmi açıklamalara dayalı bazı verileri hatırlatalım.
Yalnız Temmuz'dan beri 39 asker kazalarda öldü.
2010 yılında Elazığ’da tim komutanı, nöbette uyuyan askere ceza olarak pimini çektiği el bombasını tutmasını emretti. Bomba patladı, dört asker aynı anda parçalanarak öldü. Daha sonra patlamanın kaza olmadığı belgelendi. Bu hiç atlanmaması gereken hastalıklı bir durumdu. Malesef raslantısal bir olay da değil. ‘Eğitim zaiyatı’ diye ifade edilen asker ölümlerin büyük bölümünde ciddi soru işaretleri var.

2012 yılında şüpheli asker ölümleri Meclis gündemine taşındı CHP ve BDP’li vekiller önergeler verdi. Bakan Taner Yılmaz verdiği yanıtta 
2002-2012 yıllarını kapsayan 10 yıllık dönemde toplam 1470 personelin hayatını kaybettiğini, bunlardan 934’ünün ise intihar ettiğini açıkladı. 2010 yılından 2012 yılının ilk altı ayının sonuna kadar kışlada 252 ölüm gerçekleşti. Bu ölümlerden 175’i intihar olarak kayda geçti.

İç savaşa bedel bu ölümlerin hep üstü örtülmeye çalışıldı.

Ama üstü örtüldükçe azalmadı aksine katlanarak arttı.

UFUKTA İYİ ŞEYLER GÖZÜKMÜYOR

Türkiye hayatın her alanında tıkandı. Dün askerlere dayalı ‘vesayet’ bugün el değiştirdi. Amerikan destekli vesayet askerden sivillere geçti. Artık vesayetçi sistemin muktediri AKP’dir. ABD emperyalizminin onayıyla 1950’den bu yana NATO’nun aparatına dönüşen TSK şimdi yeni konsepte uygun dizayn edildi. Son yıllarda ordu mensuplarını da içine alan olağan üstü mahkemelerdeki yargılamaların ana teması budur. Yargılananan generallerin devri geçti artık.

Demokrasinin, çoğulculuğun, insan haklarının dışlanması, iki yüzlülük, kurumların yozlaşması, moral değerlerinin tersyüz olması, yoksullaşma yaşadığımız sürece eşlik ediyor.

Ortaçağ hurafeleri, dinsel gericilik, milliyetçilik, ırkçılık, kaba ajitasyon insanları geçici olarak etkilese de sorunları çözmüyor, çözdüğü de hiç görülmedi. Afyondaki patlam dahil, şiddetin her türlüsü, oluk oluk akan kan içinde bulurduğumuz çarpık sistemin getirdiği bazı sonuçlardır sadece. Temel sorumlusu da ne Afyonda görevden alınan 3-4 subay, ne ihmaler, hatalar da yapan TSK ne de başkalarıdır. Sorumulu bu çarpık ve bağımlı sitemi devam ettirmek isteyen muktedirler ve onun yeni temsilcisi AKP iktidarıdır artık. Sorumluluktan kaçamazlar...








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

ALİ
15 Eylül 2012 15:13

Günlerdir kışla kapısında muhtemelen parçalanıp, yananarak ölen asker yakınlarının dıramını izliyoruz. Acıları çok büyük ateş önce düştüğü yeri kavurup yakıyor. Geçengün kışla önünde TV’lere konuşan bir asker yakının Kılıçdaroğlunu suçlayıcı açıklamalarını ibretle izledim. Asker uzmanların açık açık beyan ettiği “yüzde 99 sabotaj” iddasını kamuoyuna cesaretle aktaran Kılıçdaroğlunu önemsemesi gereken ‘yakın’ tuhaf bir mantıkla ‘olayın üstü kapatılsın ‘ demeye getiriyor.
Sabotaj hala en güçlü olasılık.
Cinet geçiren bir asker de olabilir
Hükümetin can simidi gibi sarıldığı ihmal ve kaza da olasılıklardan birisi.
Sonuçta Hükümetin ve genelkurmayın gerçegi bulup çıkarması gerekiyor. sorumlu onlar. Yüksek sesle soru sorması gereken şehit yakınlarının Kılçdaroğlun’a saldırması bir ‘kendi celadına aşık olma’ halidir diye düşünüyorum.

E.Uzun
14 Eylül 2012 19:39

Evet Afyonun suclusu bulundu"" merakli bir asker"'

Recebim, insanimizin sinir sistemiyle oyun oynuyor! butun sinirlari zorluyor!

Bu arada bir binbasida simdilik suclu bulundu, ancak onlarin basindaki zevatlar hala makamlarinda duruyor, icisleri bakani, savunma bakani hala yerlerindeler ve hicte bu olayin sorumlulugunu ustlenip, istifa edecek bir havalari yok!

Tahtacı
13 Eylül 2012 22:06

Işık KOŞANER döneminde, en üst düzey toplantı esnasında, konuşmaları gizlice kayda alındı ve özellikle YANDAŞ tabir edilen kanallara SERVİS edildi.
O kanallar da gereğini yaptı, yani yayımladılar o konuşmaları...
Sayın Hükümetimiz hiç AR ettimi..??
"Bir ülkenin GKB. lığını dinlemeye kim kalkışabilir..? "
diye kahırlandımı...
Faillerin bulunması için istihbarat örgütlerine, MİT' e görev verdimi..?
Veya MİT;
dURUMDAN VAZİFE ÇIKARDIMI ?
Bu ülkenin MİT' i bu ülkenin yararına bir iş yapar mı acep...?
Bildiğim kadarı ile, KPSS sorularının aşırılmasında bizzat Bşbakan MİT' e görev vermiş ti..'
Ne oldu...?
Güneydoğudaki PKK baskınlarında , MİT nerede...
Adamlar ellerini kollarını sallayarak ilçe merkezinin en stratejik noktalarını basıyorlar, ...
MİT nerde..?
Gaziantep TE eMNİYETİN DİBİNE BOMBA BIRAKIP PATLATIYORLAR..
iSTİHBARAT NEREDE...?
MİT NEREDE...?

Afyon ilimizdeki Cephanelik patlamasının arkasındaki sır'rı , kim aydınlatacak...?
KOZMİK toplantısının ses kayıtlarını işportadan toplayan Gen Kurr. mu...?
Yoksa MİT ' mi...?
Geçiniz efendim geçiniz...'

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI