Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

5 Ekim 2012

Yeni statükocuların şovu sürüyor

AKP’nin 4. Olağan Kongresi yapıldı.

Konuyla ilgili çuvalar dolusu haber ve yorumları okuyor dinliyoruz.

AKP kongresinden sonraki sabah TBMM’nin yeni dönem açılışı da vardı.

Orada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yaptığı konuşma da gündemde yer buldu.

Şimdi yorumcular Gül’ün konuşmasındaki şifreleri araştırıyorlar.

Erdoğan’la Gül arasında cemaatle bağlantılı olduğu söylenen kimi yorum farklılıkları öne çıkıyor.

Aynı Gül’ün iktidarı yüzde 99 oranında kayıtsız şartsız onayladığı da ortadı.

Yorumcuların abartarak keşfettiği bu‘şifrelerden’ bir şey çıkarmı bilemiyorum.

Bekleyip göreceğiz.

Ama Gül’ün yumşak üslubu, genel temenilerle sınırlı konuşması bana daha çok

‘kayıkçı kavgası’ deyimini hatırlatığını belirtmeliyim.



KONGRE DEMOKRATİK Mİ?



AKP kongresi 15 gün önceden medya tarafından pompalandı.

Yandaşı, merkezi medya zorlama bir Erdoğan kültü oluşturmak,

‘kutsal lider’ algısı yaratmak için ne gerekiyorsa yaptılar.

AKP kongresi bütün TV kanallarında naklen verildi.

Arada çıkarılan yorumculardan bol bol AKP ve Erdoğan güzelemeleri dinledik.

‘Coşkulu, kalabalık, düzenli ve görkemli bir siyasi kongre” diye methiyeler düzen yandaşlar bir yanıyla haklı. Organizasyon, salona girişler, çıkışlar, oturma düzeni, herşey yerli yerinde. Teknoloji sonuna kadar kullanıldı. 30 metrelik sahnede kurulan 4 adet prompter, o promterleri ustalıkla kullanan Erdoğan, özel gömleği sahne prformansıyla iyiydi.

Doğrusu bu güne kadar daha iyi düzenlenmiş bir kongre görmedim.



Kurgusu, sonuçları, amacı önceden belirlenmiş bir AKP kongresi izledik. Ne ön görülmüşse gereği harfiyen yerine getirildi. Erdoğan’ın 2.5 saat süren konuşması, özel konukların beklenen methiyeleri, atanmış MYK üyelerinin seçimi, çok seri bir biçimde gerçekleşti. Hiç ama hiç farklı bir ses, tartışma ve görüşün olmadığı kongre 5-6 saatte oldu ve bitti. Rövanşist bir mantıkla sevmedikleri 10 yayın kuruluşunun temsilcisini kafadan salona bile almadılar. Bu mudur basın özgürlüğü, bu mudur demokrasi anlayışınız, sevdiklerim beri gelsin sevmediklerimin veya beni sevmeyenlerin mekanı cehennem olsun ne zamandan beri açılım, özgürlük ve peygamber höşgörüsü oldu…. Sevsinler böyle ‘beyin cimlastiğini’ böyle demokratik kongreyi.



Erdoğan sahnede talk showcuları aratmadı. Baştan sona ajitasyon dili kullandı. Ağlamaklı okunan şiirler, ecdada, bol bol Osmanlıya göndermeler hiç eksik olmadı. Ağdalı ifadelerinin duygusu futbol taraftarını anımsatan seyirciyi de geçti, bazılarını ağlattı bile.

Erdoğan, Yeni Osmanlıcılık perspektivinden esinleniyor. ‘Türk- İslam Sentezi’ tezinin İslamcı yanını öne çıkarıyor. Ülkenin imamı edasıyla tevekkülden, kadercilikten, Allaha teslimiyetten dem vuruyor.

Bir tür ‘Ilımılı İslam’ tanımı yapıyor.

Miliyetçilik vurgusunu da hiç ihmal etmiyor. Vatan-millet, bayrak, şan, şeref, mehmetçik, şehit, kefen edebiyatı yerli yerinde. MHP-CHP içindeki ve dışındaki bir kesim milliyetçi, ulusalcı çevrelerden hiç de geri değil.





ESKİ ÇİZGİSİNİN GERİSİNDE



Prompterleri iyi kullanarak yaptığı konuşma önceden taktim edildiği gibi hiç de ‘manifesto’ özelliği taşımıyordu. Kürt Hareketine karşı savaşçı, dışlayıcı, ayrımcı bir yaklaşımı ifade etti. Kendi Kürdünü yaratmaya, bölgedeki İslamcı Kürtleri etkilemeye dönük çağrılar yaptı. Barış, kardeşlik, kucaklaşma Erdoğan’ın ağzından altı boş bir demoğoji olarak salonda yankılandı.

CHP’ye dönük polimikçi üstlubuyla en kaba eleştirileri yaparken iktidar savrulmasının verdiği şımarıklıkla ‘gelin görüşelim, sorunları birlikte çözelim” anlamında çağrılar yaparken ‘lahana turşu’ deyimini anımsattı.

Erdoğanın çözüm bekleyen kalıcı sorunlarla ilgili önemli bir şey söylemedi.

Ekonomiye ilşkin verdiği rakamların hiç biri gerçeği yansıtmıyor.

Halktan yana olmadığını yaptıkları yağmur gibi zamlarla kongre sabahı gösterdiler zaten.

Düşünce ve ifade, örgütlenme özgürlüğü, demokrasi, Kürt sorunu, üretime dönük bir ekonomi, yoksuluk, işsizlik konusunun üstünden atladı.



Darbeciler tarafından dizayn edilmiş kurumlar artık AKP yönetiyor. Egemen güç haline gelen, ‘devleti ele geçiren’ AKP kendini “muhafazakar demokrat" diye tanımlıyor. Bunun açılımı ise; işbirlikçi çarpık neo-liberal kapitalist politikaların yürütücüsüyüm demektir.

10 yılı aşan iktidar sürecinde kedi burjuvazisini geleneksel burjuvazisinin yanına eklemledi. Devlette gereği gibi kadrolaştı. Medyanınyüzde 80’ini, AKP’nin "Basın Bürosu" haline getirdi.

AKP artık öteden beri gelen tüm çarpıklıkların, “bozuk düzenin" üzerine oturuyor. Onu dahada otoriterleştiriyor. Yeni oluşan “statükonun", “derin yapıların" emperyalizme bağlı”vesayet” sisteminin temsilcisi artık AKP’dir. Başbakan 2023’ kadar iktidar istiyor. Yapılan ‘veda değil es” diyor. Yani ‘ bu can bedende kaldığı sürece’ iktidardayım mesajı veriyor. Bundan sonraki adımı Cumhurbaşkanlığı. Yapabilirse Cumhurbaşkanlığını başkanlık veya yarı başkanlık konumuna getirmek.

Onun için 4. Kongrede böyle pazarlandı, abartıldı, öne çıkarıldı.



SAHİ BU NASIL BİR BAŞARI



Üretime dayalı bir ekonomi defterlerinden silindi.

Türk halkının ortak ekonomik değerleri, kamu malları, yerli-yabancı çevrelere peşkeş çekildi.

Doğamız, çok uluslu şirketlerle birlikte yağmaya, ranta kurban edildi.

Yoksulluk, çaresizlik, işsizliğin arttı.

Sosyal güvenlik ve sağlık sistemi, ticarileşiyor, çalışanlardan yana değil.

Tarım ve hayvancılık ülkesinde, et ve tahıl ithal ediyor.

Vergi oranları ve zam konusunda dünya şampiynu olduk…

Eğtim sisteminde gericileşme dolu dizgin yol aldı.



AKP "kendisi için demokrasi" isteğini, "demokratikleşmeden yanaymış" gibi pazarlıyor.

Tutuklamalar, milletvekillerinin içerde tutulması insan hakları ihlaleri darbe dönemlerini anımsatıyor.

‘Özel mahkemeler’ tarafından yürütülen davalarda ağır insan hakları ihlalleri yaşanıyor.

Türkiye emperyalizmin bölgemizdeki politikalarında ‘koç başı’ yapılıyor.



Makyevelizim kural tanımıyor, böyle bir mantığa dayanıyor. Her tarafa selam gönderiyor, Ölümünden az önce kendisine ‘kapitalist, siyonist ekonomik düzeni savunuyor. Erdoğan siyonizmin veznedarı oldu.” diyen Necmettin Erbakan sahip çıkıyor. Her dönemde softaların, yobazların, egemenlerin kadrine uğramış kominist Nazim Hikmeti, Aşık Veysel, Neşet Ertaş gibi alevi ozanları rahatlıkla ajitasyona malzeme yapabiliyor. Usta polimikçi Erdoğan ve etrafındaki danışmanları haklarını teslim edelim bu konu da da başarılılar. Kafası karışık Türk halkını özellikle merkez sağa oy veren vatandaşları ciddi olarak etkiliyorlar.



AKP YÜZÜNE BOTOKS YAPTI



Başbakan konuşmasında ‘anayasa, vesayet, statüko’ kavramlarını bol bol kullandı, bu kavramları kendine göre eğdi büktü. Erdoğan AKP’den söz ederken en gür sesiyle ‘omurga korunuyor, hücre yenileniyor’ diye haykırıyordu. Bu ‘hücre yenilenmesi’nden kasıt partiye alınan 5-6 popüler isim.

Düne kadar AKP’yi ‘karunlaşmakla’ eleştiren ve partisini etik olmayan bir el çabukluğuyla fesedip AKP’ye katılan Numan Kurtulmuş. Merkez sağ kaçkını Süleyman Soylu. Son yıllarda ‘özgürlükçü’ olarak takdim edilen AKP destekçisi Doç. Osman Can. TV’lerde AKP’nin nöbetçi ve militan münüzaracısı Prof. Yasin Aktar. Bu isimler tantanayla AKP’nin MYK’sına da alındılar. Doğrusu ben başka isimleri de bekliyordum. Gerek Anayasa tartışmalarında gerekse AKP’nin militarizm konusunda attığı her adımda, özgürlük, açılım dedikçe yanında biten ve alkışlayan, çanak tutan solcu arkadaşları da bekliyordum. Bu sefer olmadı her halde milletvekili seçimlerinden önce onlar ve diğerleri de alınırlar.

AKP yüzüne “botoks” yaptı Botoks bilidiği gibi yaşlanmaya karşı deriye yapılan geçici bir dolgu maddesi. Gövde aynı gövde, kafa aynı kafa. Ayrıca botoks her zaman iyi sonuç vermez. Verse bile sırıtır. Zaten uzmanlarda hiç önermiyor.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

hulusi
13 Ekim 2012 15:50

"Bab-ı ali kapısından geçerken
Yek bir atlı süvariye
Tesadüfen rast geldim".Nasıl kulağa hoş geliyor de mi?oy sa dikkat edilirse son derece anlamsız.Başbakanın konuşmaları da böyle.

Ali
7 Ekim 2012 13:58

Suriyeye saldırı için meclisten teskere kararını çıkarın AKP iktidarı şimdi ABD'den gelecek haberi bekliyor. Türkiye tarihinde hiç bu kadar emperyalizmin güdümüne girmemişti. Ülkeyi savaş maceralarına sürükleyen iktidar içerde de otoriterleşiyor. AKP'nin demokrasi getireceğini düşünenler daha çok bekler. AKP kongresinden sonra okuduğum en iyi yorumlardan birisi bu yazı. Bu botoks benzetmesini çok beğendim. Yazarın eline aklına sağlık...

Necati Çimen
6 Ekim 2012 18:49

AKP'nin mevcut kadroları yetersiz olduğu için takviye aldı ama hiçbirinin siyasi bir başarısı yok ki.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI