Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

30 Mart 2017

 

3 Kasım 2012

Nedir, nasıl bir şeydir şu hayat?

Hayat, içinde binlerce şey barındıran bir düştür. Fakat öyle bir düş ki beklemediğimiz bir anda, tahmin edemeyeceğimiz nedenlerden dolayı, birden bire bir kabusa veya anlamsızlığa dönüşebilen bir düş.

Belki yanılıyorumdur, hayat her anı cıvıl cıvıl yaşanan, neşe ile dolu bir süreçtir sizin için. Ancak bir konuda emin olduğumu söyleyebilirim: Hayat bir eylemdir.

Sözgelimi, hareket etmediğimiz, hiç bir şeyle uğraşmadığımız bir sürece “yaşam” denebilir mi? İşte eylemsiz bir hayat olsa olsa bir ıssızlıktır, yaşanmamışlıktır.

Hayat, bence var olan bir süreç de değil, bireyin bizzat kendisinin, kendi potansiyeli çerçevesinde oluşturduğu bir süreçtir.

Hayat hem hayal kurmak hem de, sorumluluk almaktır.

Şimdilerde, içinde bazı yeğenlerimin ve akraba çocuklarının da bulunduğu bazı gençlerin, sadece, hayal kurduklarını fakat özenle herhangi bir sorumluluk almaktan, herhangi bir şey için bir uğraş vermekten kaçındıklarını üzülerek görüyorum.

Bu gençlerin önemli bir kısmı, geçmişte yoksul olan fakat şimdi göreceli olarak refah seviyeleri artmış olan ailelerin çocukları.

Belki bu durumun nedenlerinden biri de bu çocukların ebeveynlerinin “Biz çok sıkıntı yaşadık, bari çocuklarımız aynı sıkıntıları yaşamasın.” diye düşünüp çocuklarına sorumluluk vermemeleri olabilir ya da başka nedenler.

Ah! be kuzucuklar diye seslenmek istiyorum onlara, keşke, hayat sizin düşündüğünüz gibi hoşluklarla, keyif ile dolu bir süreç olsa idi. Keşke, hayat sizin beklediğiniz gibi, boş boş otururken, hoşlukların kendiliğinden geldiği bir süreç olsa idi. Ama değil, neden öyle değil derseniz, öyle olmadığı için öyle değil işte. Hayat, belalarla ve sıkıntılarla dolu bir süreç...

Elbette hayatta, leziz, hoş süreçler, keyif ve neşe de var. Elbette hayatta, sıkıntının, üzüntünün olmadığı, sakin dönemler de yaşamak mümkün. Lakin, çalışmadan, uğraşmadan ve emek harcamadan bunlara ulaşmak zor hem de çok zor be kuzucuklar.

İşte, kuzucuklar, sadece siz değil, hepimizin, hayatta bizi bekleyen haksızlık, kaygı, ihtilaf ve sıkıntılar ile başa çıkmak için kendimizi yaratıcı bir şekilde sürekli güncellemek ve geliştirmek zorundayız. Bunu yapmak mümkün ve bunu yapma özgürlüğümüz de var.

Bunu yapmak için üretmek, didinmek ve kendimizin sorumluluğuyla birlikte belli ölçülerde içinde yaşadığımız dünya ile ilgili sorumluluklar da almak zorundayız. İnanın, başka yolu yok bunun be kuzucuklar.

İşte böyle, bir tutam mutluluk, birazcık gönül şenliği için kendimizi yaşamın gereklerine göre dönüştürmeye cüret etmek ve çalışıp, üretmek zorundayız.

Sonra, bazılarınızın ailelerinin yaşadıkları şeyler bu konuda aydınlatıcı olabilir. Mesela, siz daha bebekken, birazcık ısınasınız diye, başkalarının bıraktığı küçük kömür parçacıklarını sokakta çamurun içinde toplayan, siz bir bardak süt daha içebilesiniz diye sabah köründe, saat beşte işe giden, büyüklerinizin yaşadıkları, tembelliği elinizin tersi ile itmeniz için size bir nebze olsun yol gösterebilir.

Evet, yaşam, sorumluk almaktır. Hem de sadece kendi sorumluluğumuzu değil, kendi yaşamımız, esenliğimiz için belli ölçülerde diğer canlıların da sorumluluğunu almak durumundayız. Mesela, doğadan bir böcek türünün birden bire yok edilmesi, bizim sağlığımızı ve beslenmemizi olumsuz etkileyebilir.

Kimsenin sorumluluğunu almayan biri, kimsesiz kalmaya mahkûmdur.

Hayat; bazen neşelenmek bazen kederlenmektir. Hayat; didinmektir, çalışıp üretmektir. Hayat; bazen dostlar ile yârenlik etmek bazen ise sadece gitmektir.

Hayat; aşktır, sevgidir, bazen sıkıntıdır bazen yokluktur. Hatta bazen delirmektir, fakat, ömrümüzü sıkıntıya, utanca, kabuslara, yokluğa, kaygılara, kasvete, ihanette ve şiddete asla teslim etmemektir.

Velhasıl, hayat bir tek şey değildir; çok şeydir ve çok boyutludur.

Zaman zaman hayatı bir tek şeye indirgeyen söylemlere rastlıyorum. İşte, “ şiir her şeydir” ya da “ parti her şeydir” mealinde söylemler.

Evet, şiir bazıları için hayatı güzelleştiren bir şeydir ya da bir siyasi partinin mensubu olarak belli amaçlar için mücadele etmek hayata anlam katan bir şeydir, lakin sadece bir şeydir.

Yazdığınız şiir sevilmezse, yenisini yazarsınız ya da sempati duyduğunuz siyasi parti dağılırsa, yenisini kurarsınız. Ancak yok olan bir yaşamın yerine hiç bir şey ikame edemezsiniz.

İnsanın yaşamında biricik olan tek şey, bizzat yaşamın kendisidir. Zira, yaşamın olmadığı bir yerde tek tek şeyler “ teferruat” bile olamaz.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Özgen nama
5 Kasım 2012 10:46

Kalemine sağlık dostum, gerçekten "yaşamak şakaya gelmez"

Esra
5 Kasım 2012 09:32

Kucukken yarin neler oynayabiliriz diye dusunurduk.. Simdiyse yarin hayat bize hangi oyunu oynayacak diye dusunuyoruz..

Dilsaz
3 Kasım 2012 13:18

Eline diline sağlık Haydar. Zevkle okudum. Bir derinlikli felsefeye tutulmuş bir yazı:), senin kuzucuklar da yaşayarak anlayacak. ve tabii benimkiler de. sevgiler.

serap
3 Kasım 2012 12:45

Sizin gibi yazamazdım da bazı şeyleri özetleyecek olsam bunlara benzer şeyler dokulurdu dilimden de kalemimden de.. Yazınız gençlerin hayatını aydınlatmak açısından ne hoş... Ben çok genc yaşta mecburi sorumluluk sahibi olmaya zorunlulardanim.. Tek başıma emeksiz yemenin ve zahmetsiz rahmetin olmayacağını daha 20 lerde anlayanlardanim.. Elbette sonrası hayattaki çizdiğiniz yola gore rahatlık veya zorluk... Artik simdi bende 30 yaşımdan sonra diyorum ki hoşgeldin hayat...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI