Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

14 Kasım 2012

Atatürk ve Erdoğan Üzerine…

Kurumlarımız, kurallarımız, standartlarımız, demokrasimiz çağdaş değerlerin uzağında.

Temel sorunlarımız zamanında ve yerli yerinde çözümlenemediği için dağlar gibi birikti.

Ağır ağır gündem konuları maalesef hiç eksik olmuyor.

Muktedirler değişti ama ülkedeki olumsuz iklim değişmedi.

Bu ağır koşullarda Mustafa Kemal hep gündemin bir yerinde tutuluyor.

Ulusal bayramlarda, olur olmaz zamanlarda ve özellikle 10 Kasımlarda tavan yapıyor.

Bu yıl da öyle oldu.

Türdeş olmayan milyonlarca yurttaş Mustafa Kemal Atatürk’ü samimi duygularla anıyor.

Yeni bir durum var. Ülkenin temel sorunları, demokratik bir anayasa, ‘Kürt sorunu’ gibi konularda kafası karışık yurttaşlar artık AKP karşıtlığı konusunda birleşiyor. Genel olarak ‘Cumhuriyetçi’ diyeceğimiz ve sivil bir insiyatifle yasak masak dinlemeden sokağa dökülüyorlar. Cumhuriyet Bayramlarında, 10 Kasım’da Anıtkabir’de, Kadıköy’de, İzmir’de ve ülkenin bir çok yerinde somut olarak yeni sürece tanıklık ediyoruz. Aynı şekilde, insan olmaktan doğan haklarını isteyen ‘Kürt muhalefeti’ de her şeyi göze alarak sokaklara çıkarak kitlesel direniyor. Bunlar önümüzdeki sürecin işaret fişekleri.

Ülke AKP iktidarının öngördüğü gibi ‘dikensiz gül bahçesi’ olmayacak.

Darbe yasalarından aldığı güce Amerikan yandaşlığı, cemaat, liberal- sol destek ve kendi becerilerini de ekleyerek iktidar olan Erdoğan elbette boş durmuyor.

Nasıl olsa ‘lafın sermayesi yok’.

İşin içine makyevelizmin yöntemlerini de katınca kim tutar Erdoğan’ı.

Başbakan ve adamları Kürtlere karşı her türlü insafsız, zalim yöntemlerini uyguluyor. Aç kalarak kendilerini öldürmek isteyen Kürt mahkumlara söylediklerini ibretle izliyoruz. Şeriat hukukundan ödünç aldığı ifadelerle idam yasasını yeniden gündeme getirmesi, mangalda kül bırakmayan şahin söylemler havada uçuşuyor.

Hadi Kürtler kolay diyelim. Başbakan 70 yıldır söyleneni, yapılanı kendi üslubuyla yeniden tasnif ederek sürdürüyor. Ya yükselen ve giderek militan bir tavra yönelen ‘Cumhuriyetçiler’ ‘Atatürk’ sevenlere karşı ne yapacak.

ERDOĞAN DA ATATÜRK İSTİSMARINA SARILIYOR

Başbakan ve adamlarının Atatürk konusundaki olumsuz düşünceleri, geçmişteki yaklaşımları henüz belleklerdeki tazeliğini koruyor. Muktedir olma sürecinde Erdoğan’ın adım adım değişimini, onlarca konuda söylediklerini kolayca unuttuğuna tanıklık ettik.

Cumhuriyet bayramıyla başlayan 10 Kasımda yaşanan yeni süreç ve Atatürk’le ilgili de ‘en iyi savunma saldırıdır’ mantığıyla konuşuyor. Polemikçiliğini, sağa sola laf yetiştirme ustalığını burada da sergiliyor.

Başbakan’ın Brunei ziyareti nedeniyle 10 Kasım törenlerine katılamadığını hatırlatanlara gürlüyor:

"Gazi Mustafa Kemal'i rahmetle, şükranla yad ediyorum. Onun hatırasını yaşatmak amacıyla TİKA tarafından yürütülen son derece anlamlı bir projeyi de dikkatlerinize sunmak istiyorum. Makedonya'nın bir köyünde Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi'nin evi olduğu tespit edildi. Bu iki ev restore çalışmalarına başlandı. Müze evi olarak ziyaretçilere hizmet verecek,’ diyerek en ‘Atatürk’ sever kendisi olduğunu isbatlamaya çalışıyor.

Başbakanın Salı günleri yapılan grup toplantısında bunları dinlerken aklım eskilere kaydı.

ALİ RIZA EFENDİ'NİN EVİ YENİ BİR PROJE DEĞİL


Kadıköy Belediyesi 2005 yılında Makedonya’nın Kisela Voda (Ekşi Su) ilçesiyle kardeş şehir oldu. Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’nin doğup büyüdüğü evin bulunduğu Kocacık Köyü de orada.

2006 yılının Eylül ayında Makedonya’dan bir heyet geldi. Başkanlığını bu ülkenin eski başbakanlardan Prof. Dr. Nikola Kulusef yapıyordu. Kurdukları “Mustafa Kemal Atatürk’ün Baba Ocağın’ı İnşaa Etme ve Yaşatma Derneği” adında ifadesini bulan projeyi gerçekleştirmek için Kadıköy’e gelmişlerdi. Kadıköy Belediyesiyle destek amaçlı bir protokol imzalandı. Daha sonra sanıyorum belediyenin ilgisizliği sonucu ilerleme olmadı.

Heyet ile sohbet edip, haber yaptığım için konuyu iyi biliyorum. Makedonlar, Mustafa Kemal’i kendilerinden biliyor onunla gurur duyuyorlar. 7-8 yıldır bu projeye destek için başvurmadıkları kapı bırakmadılar. Kadıköy Belediyesinden bulamadıkları desteği 2011 yılında Kültür Bakanlığı Verdi. Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) bu projeyi gerçekleştirdi. Makedonlara, oradaki Atatürk severlere bu kadarcık katkıyı abartmak ‘büyük iş’ gibi göstermek ne kadar etik dersiniz.

Başbakan biz Atatürk ile ilgili “nutuk atanlardan olmadık” iş yaptık diye elindeki fotoğrafları ekranlara gösterek anlattığı proje bu.

Anti-emperyalist olmayı terk et. Ülkenin bağımsızlığını ayaklar altına al, ‘‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ unut, Komşu ülkede iç savaş örgütle yani Mustafa Kemal politikalarının tersini yap sonrada Atatürkü’ü biz yaşatıyoruz diye demogoji yap. Ne kadar kolay…

ATATÜRK’TEN GEÇİNMEK GEÇER AKÇE…


Mustafa Kemal 1881-1938 yılları arasında kısa ve zor bir hayatı oldu. Yaşadığı koşulların öne çıkardığı önemli bir asker, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın lideri, tarihe belirgin izler bırakmış bir devlet adamı. Doğrusu herkese göre bir Mustafa Kemal yok. Mustafa Kemal kökleriyle, yaşamıyla, yaptıklarıyla, eksiklikleriyle, insani haliyle, tartışılan yanlarıyla somut olarak ortada duruyor.

“Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum.. Benim manevi mirasım, ilimdir ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen erişemediğimizi onaylayacaklardır. Zaman süratle ilerliyor. Milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişmesini inkar etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler bir temel eksen üzerinde, akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederse, manevi mirasçılarım olurlar...”

Mustafa Kemal Atatürk’ü

 bence en kısa ve çarpıcı şekilde bu sözleri yansıtıyor. Sadece yukardaki cümleleri algılamanın ve üzerine düşünmenin bile yeterince öğretici ve gereksiz yere tartışılan yığınla soruya yanıt niteliği taşıdığı kanısındayım.

CUMHURİYET DEMOKRASİYLE ÇOĞULCULUKLA ÖRTÜŞMEDİ

Dünyada emperyalizme karşı ilk ulusal kurtuluş direnişinin önderi Mustafa Kemal ve arkadaşları büyük işler başardılar. Bu işlerin kuşkusuz en büyüğü Türkiye Cumhuriyeti’dir. Yaşadığı tarihsel koşulların bilincinde bir lider olan Mustafa Kemal ve arkadaşları Türkiye Cumhuriyeti’nin rotasını belirtmişti. “muasır medeniyetlerin” izlediği çağdaş ve demokratik uygarlık yolunda yürümek. Ama böyle olmadı. Ulusal kurtuluş savaşını katılan Türkler, Kürtler, Çerkezler, Araplar ve diğer inanç gurupları kapsayan 1924 Anayasasının çoğulculuğu, ruhu çabuk terk edildi. Daha sonra rüzgar milliyetçi, tek tipleştirici ve oteriter yönde esmeye başladı. Güdük bir laiklik, güdük bir demokrasi ceberut bir devlet egemen oldu. Uygulanan devlet kapitalizmi kendi burjuvalarını yarattı sistem adım adım emperyalizmin güdümüne girdi. Özgürlük, demokrasi, adalet, arayanlar bastırıldı, ezildi. Ekonomik, etnik, dinsel, sosyal sorunlar biriktikçe birikti. Modern ve çağdaş zamanları yakalayamadık…

Darbelerin hepsi “Atatürkçü” pozlarında yapıldı. Darbeciler ülke yaşamımıza ilişkin her şeyi otoriter bir mantıkla, güncel deyimle her defasında “dizayn” ettiler. Yıllardır çırpınıp duruyoruz. 12 Eylül darbesi hâlâ güçlü bir biçimde hayatımızın içinde ve AKP ise onun üstüne oturuyor.



Özetle Atatürk’ü putlaştırmak eklektik yeni ideolojiler üretmek, istismar etmek yerine onun ön gördüğü Cumhuriyetin çağdaş ve ilerici, değerlerine sahip çıkma zamanıdır. Ülkemizde oluşan yeni tek parti diktatörlüğüne, yeni statikoculara karşı daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük daha fazla adalet, daha fazla insan hakları talebini öne çıkarmak, halkların kardeşliğini savunmak çoğulcu, çağdaş, demokratik bir Türkiye Cumhuriyetini savunmak zamanıdır.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Mehmet
18 Kasım 2012 11:59

KADIKÖY BELEDİYESİ AÇIKLAMA YAPSIN.Yazıda belirtildiği şekilde CHP'li Kadıköy Belediyesi imzaladığı protokolün gereğini yapmamış ve bu proje AKP'nin Kültür Bakanlığının desteği ile gerçekleşmişse Başbakan'da çıkar bunu konuşur.Kadıköy Belediyesinden konuyla ilgili açıklama bekliyoruz.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI