Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

27 Mart 2017

 

19 Aralık 2012

İnsan Hakları AKP’ye de lazım...

Evrensel önemi olan bir haftayı geride bıraktık.

Tüm dünya 10-17 Aralık günlerini “İnsan Hakları Haftası” olarak kutluyor.

Aradan uzun yılargeçmesine rağmen insan hakları ihlaler bitmedi. Emperyalizmin neden olduğu savaşlar, şiddet dünyayı hala kasıp kavuruyor. İnsana, doğaya düşman kapitalist sistemin getirdiği sömürü, açlık, yoksulluk, yıkım dünyamızdan hiç eksik olmuyor.

Elbette demokrasi ve insan hakları düşüncesi uğruna verilen mücadeleler, somut kazanımlar da getirdi. Batı toplumlarında kanıksanan bu kazanımlar için hala dünyanın büyük bölümü ağır bedeller ödüyor.

İNSAN HAKLARI SİCİLİMİZ ÇOK SORUNLU


Türkiye, 10 Aralık 1954’de imzaladığı insan Hakları Evrensel Bildirisinin gereklerini hiç bir zaman yerine getirmedi. Son 10 yıldır durum dahada kötüye gidiyor.

İnsan hakkı ihlallerinin en ağırı olan olan ölüm ve demokrasi dışı yargılama örnekleri o kadar çok ki.

Ülkede oluk oluk kan akıyor. Dağa savrulan silahlı Kürt gençleri, ve onları imha etmekle görevlendirilen güvenlik güçleri ağır bedeller ödüyor. Asker, polis, kürt yaklaşık 50 bin ölüm var ve adı konmamayan bu iç savaş 30 yıldır sürüyor. Ülkenin kaynakları, değerleri kuruyor, ocaklara ateş düşüyor. Türk, Kürt anaları, babaları kan ağlıyor. Uzlaşma, diyaloğ ve görüşme yolu sonuna kadar açıkken Kürt Sorununun çözümünde hâlâ askeri yöntemlerde baskı ve imha politikalarında ısrar etmek kabul edilmemesi gereken bir durumdur.

Resmi yetkililer askerde “ “intihar”, “eğitim zayiatı” “kaza” gibi nedenlerle ölüm rakamlarını yayınlıyor. Dağdaki çatışmalarda ölen askerlerden fazla fazla olan “ ‘şüpheli ölümler’ henüz ciddi olarak sorgulanmıyor, bu dıramın üstü kapatılıyor…

Daha bir yıl önce Uludere (Roboski) devletin bombalarıyla katledilen 34 Kürt gencinin katilleri, sorumluları yargı önüne bile çıkarılmadı.

Kadına yönelik cinayet, taciz ve tecavüz gibi şiddet eylemlerinde büyük artış var.

Son 10 yılda 10 binin üzerinde işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu (PVSK) polise “ “vur” yetkisi eriyor ve polisler bu yetkilerini kullanmakta hiç geri durmuyor. İHD’nin verilerine göre ise; son 21 yıl içinde polisin, rastgele ateş açması, yargısız infazlar ve “dur ihtarına uymadı” bahanesiyle öldürdüklerinin sayısı 2 bine yakın.

Türkiye gazeteciler açısından da güvenli olmayan bir ülke. Bugüne kadar 76 gazeteci öldürülürken, halen 70’in üzerinde gazeteci sadece görevlerinin gereği habercilik yaptıkları için cezaevindeler.

Cezaevleri legal mücadeleden yana binlerce Kürt politikacıyla dolduruldu.

Eğitim hakkı isteyen binlerce öğrenci hala demir parmaklıkların arkasında.

Medyaya yansıyan verilere göre ağır tecrit koşullarının uygulandığı cezaevlerinde ölümü bekleyen ağır hasta 253 mahpus, tedavi edilecekleri koşullara kavuşturulmuyor…

Liste uzayıp gider…

ERGENEKON DAVASI BİTİYOR MU?


Ergenekon davasında da ağır insan hakları ihlaleri yaşanıyor. Uzadıkça uzayan Türkiye’nin adli ve siyasi gündemine damga vuran Ergenekon davası 4. yılında gerçekten sona doğru mu yaklaşıyor?

Uzmanlar, bağımsız hukuk adamları bu davanın kolay bitmeyeceğni ancak çıkartılacak bir afla sorunun ‘kapatılabileceğini’ dillendiriyorlar.

O kadar çok detay varki…

60 bin kişinin telefonu dinlendi... 3 bin şüpheli izlendi... 66’sı tutuklu toplam 275 sanık var. 109 tanık dinlendi, 
44 gizli tanık var. Dava sürecinde 7 sanık hayatını kaybetti.
10 sanık hastanelerde tedavi görüyor. Mağduriyet, eziyet ağır hapishane koşulları sürece eşlik etti…

17 bin sayfa iddianame, 120 milyon sayfa dosya…

Bir hesaba göre bu dosyayı bir savcının okuması bile 456 yıl sürer…

NASIL BİR ÖRGÜT BU ERGENEKON

Örgüt, silahlı örgüt, parti nedir artık az buçuk herkes biliyor. Örneğin Hizbullah, Dev-Sol, PKK, TKP, Dev-Yol ve bir çokları. Hepsi ideolojileri, siyasi değerlendirmeleri, eylemleri ile ortak bir duruşa sahip. Benzer örgütler bu özelliklerini yargılama süreçlerinde net olarak gösterirler. Ya iddia edilen Ergenekon örgütü öyle mi?

Hiç öyle değil. Yargılama süresince gördük ki ortada düşünce ve eylem birliği içinde olan bir örgüt yapılanması yok. Özel mahkemeler eliyle yürütülen “Darbecileri yargılıyorum” diye sürdürülen bir ‘tiyatro oyunu’ var karşımızda. Kimi bulursan at çuvalın içine. Daha çok elektronik veriye dayalı düzmece delliler. Garip, tuhaf, şaibeli insanlardan, çevrelerden sağlanan belgeler, yeşilçam filmlerinde masum insanların ‘cebine uyuşturucu’ konulmasını anımsatan sağda solda bulunan silah ve bombalar kanıt olarak gösteriliyor.

Bu yargılamanın inandırıcılığı kalmadı. Çünkü bu bir hukuk davası değil. Tamamen siyasi iktidarın güdümünde yönetilip yönlendirilen, öncesi sonrası belli bir siyasi davadır.

Ordu içinde ve dışındaki daha çok milliyetçi muhaliflere karşı yapılan bir operasyon.

Devletin bir dönem kullandığı ve gerçekten yargılanması gereken paramiliter unsurlar, ABD emperyalizminin artık onaylamadığı askerler, onlarla bağlantılı siviller Ergenekon çuvalının içinde. Dönem dönem iktidar ve cemaatçilerin hoşlanmadığı gazeteci, kişi ve kurumlarda “rövanşist" bir mantıkla çuvalın içine sokuldu.

Dört yıldır süren davaya ağır insan hakları ihlaleri hiç eksik olmadı.

Davanın her celsesinde yürütmenin mutlak kontrolundeki mevcut hukuk, bile çiğnendi.

Bu davada yargılanan insanlarla düşünsel yakınlığımız olmasada yapılan ihlalere karşı çıkmak once insan olmanın, demokrat olmanın gereğidir.

Türkiye otoriterleşiyor. Darbe hukukundan beslenen iktidar makyevelist bir mantıkla insan haklarını, demokrasiyi ihlal etmekten çekinmiyor.

Barışın, demokrasinin, açıklığın, normalleşmenin egemen olduğu bir toplum talebi boylu boyunca gündemde duruyor...

Çağdaş ve evrensel hukuk normlarının egemen olduğu, tüm temel sorunların barış, demokrasi, uzlaşma ve insan hakları çerçevesinde çözüldüğü bir ülke özlemimiz sürüyor...
“Ruzgar eken fırtına biçer” diye cok güzel bir öz deyiş var, AKP’liler de birgün insan hakları ve demokrasinin kendileri için de gerekli olduğunu unutmamalıdırlar








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Kemal
20 Aralık 2012 14:14

İnsan hakları sadece İnsanlara lazım !!

feto rte türkiyesi
19 Aralık 2012 14:59

hüriyetden mehmet yılmaz bugün açıkca zaman gaztesinin haberlerini yazmış ve bunlarda allah korkusu yok diye yazmış..Yazdıkları iftiraları hepsi yalan diye devam etmiş...

ALİ
19 Aralık 2012 14:54

Elinize, kaleminize sağlık güzel bir yazı. Ancak ben yoksulluğu, işsizliği de insan hakları ihlali olarak düşünüyorum.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI