Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

30 Mart 2017

 

24 Aralık 2012

Sonbahar

Sonbahar pek sevilmez.

Zira, birçok insana umutsuzluğu, mutsuzluğu çağrıştırır.

Yapraklar sararır; hüzün, kasvet işgal eder yürekleri.

Gökyüzü gridir, hava kahverengi.

Güneş daha az gösterir yüzünü.

Bir sonbaharın bitmesi; bir yıl daha yaşlanmak, “finale” daha da yaklaşmak demek...

****

Bazıları da sonbaharı ideolojik nedenlerle sevmez.

Sözgelimi, 12 Eylül Darbesi sevilmez hale getirmiştir sonbaharı.

Ya da “despot” bir toplum projesi olan 1917 Sovyet Devrimi bu mevsimde vuku bulmuştur.

****

Şaşıracaksınız ama ben severim sonbaharı, hem de çok severim.

Zira, yazın ne yaparsam yapayım, sıcakta kavrulup bitkin düşen ruhum, sonbahar yağmurlarının başlaması ile nefes alıp vermeye başlar.

Ve mavi olur gökyüzü.

Öfkem sakinleşir...

Ayrıca, itildiğim birçok uçurumdan, acılarımın merdivenlerine tutunarak, sonbaharda çıktım gün ışığına.

Her sonbahar bir yıl daha yaşlandım, “ finale” yaklaştım diye düşünmek yerine;
(aramızdan erken ayrılanlar için üzülerek) bir yıl daha sağlıklı yaşadım diye düşünürüm.

Ve her sonbahar kirletilmemiş yeni bir yıla gireceğim diye sevinirim.

Zira, her yeni yıl, benim için el değmemiş taze planlarımı uygulamaya çalışacağım yaşanmamış yeni bir hayattır.

İşte, sonbahar benim için bitiş değil, başlangıçtır; hüzün değil, sevinçtir.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

behice
28 Aralık 2012 01:19

Haydar bey;
Belkide yazdan topladiginiz gunesler icinizde kalmistir onu umuda tasiyan sizsinizdir:)
bende yaz gunlerini sevenlerdenim ama yaziniz bu kasvetli sisli gunde icimize gunes katti agziniza kaleminize saglik.

yesmersoy
26 Aralık 2012 16:55

Sayın Patron'um ellerinize sağlık, Ankara'nın bu soğuk gününde "Sonbahar" adeta içimizi ısıttı!

deyocan
26 Aralık 2012 10:27

Haydar Bey, gerçi tırnak içinde ifade etmişsin ama despotluk deyince 2011 sonunun Uluderesi, 2012 sonunun ODTÜ'sü aklına gelmiyor da, 1917 Ekim'i mi aklına geliyor. Keşke 1923'ün Ekim'i deseydin. Bazılarının değil hüznü, kabusu olan bir tarih. Aklını başına devşir yoksa bu gidişle seni devrişecekler. Artık bilemem yeni akit mi olur? a-tv mi olur. Herkes ODTÜ yazıyor diyeceksin ama sen de yaz. Zararı olmaz. İlla sonbahar da yazacaksan bir gün sonbaharı bir gün memleketi yaz. ODTÜ'yü görmeden Sonbaharın mavi göğünü görmek ya da sonbahar güneşinin altında keyiflenmek sebepsiz zenginleşme teşkil eder, kanaatindeyim.

SEMRA BARLAK
25 Aralık 2012 23:17

Haydarcığım çok güzel bir yazı.Evet sonbahar , kışa dönünce yüzünü ,gerçekten çekilmez bir hal alıyor ve insan psikolojisini de etkiliyor.Bence en güzeli sonbahar başlangıcı olan Eylül ayı.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI