Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

27 Mart 2017

 

16 Ocak 2013

Nazım, Sosyalizm Özlemini de Hatırlatıyor...

Nüfus kayıtlarına geçen tarihe göre Nazım Hikmet’in doğum günü 15 Ocak 1902’dir. Büyük şair ve eylem adamı 111 yıl önce doğmuş. Muktedirler yaşadığı dönemde ona yapmadıklarını bırakmadılar. Eserleri yasaklandı, kovuşturmalara uğradı, ağır hapis cezalarına çarptırıldı. Nazım’a ülkeyi terk etmesinden başka seçenek bırakılmadılar. Zındanlarda çürütülen kalbi daha fazla dayanamadı 61 yaşında gurbette, vatan hasretiyle, beklediği günleri göremeden hayata veda etti. Fiziksel varlığı son bulsa da o eserleriyle yaşıyor.

NAZIM HİKMET ULUSLARARASI BİR DEĞER

2002 yılında UNESCO onu gündemine aldı. ‘Ulus­la­ra­ra­sı Nâ­zım Hik­met Yı­lı’ ilan etti ve kutlama programları yaptı. Ondan dünya şiirine katkı yapan bir usta diye söz edildi. Türkçeyi en iyi kullanan, Türk şiirini düyaya dinleten bu edebiyat, sanat ve toplum adamının önemini artık karşıtları da kabul ediyor. Yoldaşlarının, dostlarının, verdikleri yoğun mücadeleler sonucunda Nazım’ın gasp edilen vatandaşlık hakkı 10 Ocak 2009 tarihinden iade edildi.

Bu coğrafyanın dünyaya sunduğu ‘mavi gözlü devi’ bütün yanlarıyla değerlendirmek gerekir. Şairliği, oyun yazarlığı, resamlığı, politik kişiliği, aşkları, yurtseverliği, insani zaafları onu bütün olarak Nazım Hikmet yapıyor. Öne çıkan, ayırıcı özelliği kuşkusuz şairliği. Türk dilini çok ustalıkla kullanırdı. Kendi ifadesi ile “Şiirlerim, okurlarımın tüm sorunlarına yanıt versin istiyorum. Bir delikanlı bir kızı sevdiğinde, şiirlerimi okusun. Yaşlı bir adamı ölümün kederi kapladığında şiirlerimi okusun. Bürokratın biri size kötü bir oyun oynadığında, şiirlerimi okuyun istiyorum.” Gerçekten şiirleri tüm engellere rağmen de okundu.

Nazım’ın ‘Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir, 
haklı günler, büyük günler, 
gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan, ekmek, gül ve hürriyet günleri’ne henüz ulaşamadık. Yine ‘dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet...’i de gerçekleşmedi ama onun şiiri dalga, dalga dolaşıyor dilimizde, kulaklarımızda, caddelerizde, sokaklarımızda….

NAZIM'I UNUTMAYACAĞIZ

Doğumunun 111.ci yılı ülkenin bir çok yerinde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı 15 ocak günü Tarabya’da denize karanfiler atıp şiirlerini okuyarak güzel bir anma gerçekleştirdi. En kapsamlı etkinlik ise Kadıköy’de yapıldı. Bu bir bakıma doğal ve gerkli diye düşünüyorum. Başta Sedef Narçın olmak üzere katkı verenlere teşekkür borcumuz var.

Kadıköy’lüler için Nâzım Hikmet’in özel bir yeri var.

Nüfus ve künye bilgileri aynen şöyle:

Ayşe Celile’den 1902’de Selanik’de doğma (Bebek İstanbul’a taşındılar). İstanbul İli Kadıköy İlçesi, Feneryolu Mahallesi nüfusuna kayıtlı. Cilt No. 9, Kütük sıra No. 657, Birey sıra No. 3 Vatandaşlık No. 2075306252. Tam ismi Mehmet Nâzım Hikmet Ran. Göztepe Taşmektep Okulu’nda okudu. Nazım hapiste ve yurtdışında olmadığı zaman hep Kadıköy’de yaşardı. Çok sev­di­ği mem­le­ke­tin­den ay­rıl­ma­dan ön­ce ika­met et­ti­ği yer yi­ne Ka­dı­köy ol­muş­tur. İş­te bu yüz­den Nâ­zım, Se­la­nik’te doğ­sa bi­le bir ba­kı­ma her za­man Ka­dı­köy­lü olmuştu.

KADIKÖY'DEKİ ETKİNLİK ÖNE ÇIKTI

Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi ve Yapı Kredi Kültür Merkezi işbirliği ile düzenlenen Nâzım 111 yaşında etkinliklerini ilgiyle izledim. ‘Nâzım’ın Sanatı, Sanatçıların Nâzım’ı’ Sergisi’nde Nâzım Hikmet’in sanatçı kişiliği ve eserleri ile sanatçıların Nâzım’a bakışı irdelenmiş. Sergide ayrıca büyük şairin az bilinen ressam yönü de yansıtılmıştı.

CKM büyük salonunu hınca hınç dolduran izleyiciler önce paneli dinlediler. Rutkay Aziz, Gazeteci Yazar Şair Ataol Behramoğlu, Yazar Orhan Karaveli ve Gazeteci Refik Erduran konuşmacılar arasındaydı. Ardından Gazeteci Yazar Can Dündar’ın titizlikle hazırladığı Nazım Hikmet Belgeseli gösterildi. Daha önce bölük pörçük gördüğüm belgeselin tamamını izleyince duygularım kabardı. Can Dündar insan Nazımı, şair Nazımı, dava adamı Nazımı, aşık Nazımı yerli yerine oturtmuş... Eline, yüreğine, aklına sağlık...

Panelde bir çok şey konuşuldu ama 4 konu benim dikkatimi çekti. Bunlardan ikisini 1960 yılında bir resmi gezi için Moskova’ya giden ve 15 gün boyunca geceli gündüz Nazım’la beraber olan gazeteci Orhan Karaveli’nin anlattıklarıydı. Nâzım Hikmet’in bazı dostlarına emanet ettiği ve basılanlardan çok daha fazla miktarda kurtuluş savaşı üzerine şiirinin, kayıp olduğunu söyledi. Nazım da kendisinden bu şiirlerin bulunması için ricada bulunduğunu belirti. Hiç kopyası olmayan bu eşsiz şiirlerin bulunması için ilgili olanlara çok iş düşüyor. Bu şiirleri okumak herkesin ortak talebi olmalı.

İkinci konu; uzun zamandır tartışıldığı gibi mezarın Türkiye’ye getirilmesi ile ilgili. Nazım “Vasiyet” şiirinde;

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani, 


öyle gibi de görünüyor 


Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni 


ve de uyarına gelirse, 


tepemde bir de çınar olursa 
taş maş da istemez hani...”
diyor…

Orhan Karaveli ısrarla “Bana da son görüşmemizde bu hasretini defalarca anlatmıştır. 
Ben hayatımda vatan hasretiyle bu kadar yanıp tutuşan bir insan görmedim. Siyasal ve kişisel düşüncelerden uzak durarak bu fırsatın değerlendirilmesi gerekir. Kabri mutlaka Türkiye’ye getirilmelidir. ‘Mezarına zarar gelmez sevenleri artık onu koruyacak güçtedir’ diye de ekledi. Nazım Hikmet Kültür Vakfı adına Rutkay Aziz ve öğrendiğimiz kadarıyla oğlu dahil yaşayan yakınları, şairin şimdilik koşullar uygun olmadığı için mezarının Moskova’dan getirilmesinden yana değillermiş. Bu konu artık daha fazla gündeme gelmeli, tartışılmalı, somut çözümler üretilebilmelidir. Orhan Karaveli’nin görüşleri bana daha yakın geliyor.

Üçüncü konuyu Gazeteci-yazar Refik Erduran dillendirdi. Bilindiği gibi Nazım’ın yurtdışına son kaçışını örgütleyen yardım eden onu Romen gemisine bindiren kişidir Erduran. Nazım’ın işçi, emekçi sınıflara yakınlığından, Türkiye Kominist Partisine gönülden bağlılığından söz etti. Daha sonra kendisinin de görüştüğü İsmail Bilen (Laz ismail) ve parti yetkililerinden bir kısmının Nazıma komplolar kurduklarını, yalan yanlış raporlar yazdıklarından ve bu durumun Nazımı çok fazla üzdüğünden söz etti. Şimdi bağımsız araştırmacıların SBKB arşivlerinden Türkiye Kominist Partisiyle ilgili bölümleri çıkartılmasını ve özellikle Nazım ile ilgili olanların incelenmesi ve kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini ifade etti. Ekim devrimi hedeflerinden, marksist dünya görüşünden uzaklaşan giderk diktatörlüğe dönüşüp yozlaşan Sovyet sisteminin etkisindeki TKP belgelerinin objektif biçimde incelenmesi deşifre edilmesi Türkiye sosyalist hareketi açısından da önem taşımaktadır. Özellikle 1970- 80 arası işçi sınıfıyla organik bağlar kuran ve TKP’nin tarihinde görülmediği kadar yıgınsalaşmasına katkı sağlayan kadrolar açısındada bu belgeler merak edilmektedir. 1920’lerde kurulan TKP bilindiği gibi likidasyona uğrayıp dağıtıldı...

SOSYALİZİM ÖZLEMİ SÜRÜYOR

Dördüncü konu Ataol Behramoğlu tarafından gündeme getirdi.

Nazım Hikmet yazılarıyla, şiirleriyle, eylemiyle kendini çok iyi ifade etti. Eserleri yalnız bizim coğrafyamız değil tüm dünyayı etkiledi. Behramoğlu büyük şair ve eylem adamının yazdıkları üzerine araştırma inceleme çalışmaların yetersizliğine dikkat çekti. Bu tesbit doğru. Nazım gereçekten bir deryadır, denizdir onu daha iyi anlamak için yeni çalışmalara ihtiyaç var.

Nazım üzerine yapılan ilgililerin bile pek dikkat etmediği bir çalışmayı burada anımsatmak isiyorum.

“Nazım Hikmet Siyasi Biyografi” isimili kitap 2002 yılında Chiviyazıları Yayınevi’nden çıktı. Yazarı Hikmet Akgül. Bunu belirtmemin nedeni yazarının kısa bir süre önce sesiz, sitemsiz hayata veda etmiş olması. Onu da Nazım gibi sonsuzluğa uğurladık. Akgül’ün kitabı kamuoyunda ne kadar ilgi gördü bilemiyorum ama konusunda yapılmış en iyi ve kapsamlı bir siyasi biyografi çalışmasıdır. Bu vesileyle en üretken çağında hayata veda eden Akgül’ü saygıyla anmak istiyorum. Işıklar içinde yatsın, üzerine yıldızlar yağsın…

Nazım inanmış bir komünistti. Hayatı boyunca insanın insanı sömürmesine, kapitalizme, emperyalizme karşı hep tavır aldı, dik durdu. Halkların kardeşliğini, barışı, sosyalizmi savundu. Bugün muktedirler değişsede Nazım’ın karşı çıktığı ne varsa hala yerli yerinde duruyor. Yine Nazım’ın özlem duyduğu ne varsa Türkiye’nin gündeminde boylu boyunca duruyor. ‘Ekmek, gül ve hürriyet günleri’ için mücadele sürüyor ve Nazım usta hala ön saflarda yürüyor...








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

vahiterdo
22 Ocak 2013 12:16

son 20 yıldır ilk defa gerçeği okudum, n. hikmet in partisi TKP ne olduda likide edildi, sn yazarımız birde bunu yazarmısınız lütfen,,, 23 yıldır rusyada çalışarak yaşıyorum, sov.birliği kendi yöneticileri tarafından dağıtıldı , sosyalizim kisvesi altında askeri bürokrat sınıflar üstü stalinist bir totaliter rejimdi , üretici güçlerin gelişmesinin önünde engel teşkil ettiği için 4. mali iflasında dağıtıldı, burjuvazi bir taşla 33 tane kuş vurdu, eskiden CCCP şeytani rejim diyordu, CCCP yöneticileri tarafında dağıtılıp aynı stalinist ırkçı idoloji ile yoluna devam ederken , 1991 de omayan sosyalizimi yıkıldı yayagarası yaparak bu koroyada cahiller bilğisizliklerinden boyun eğdiler ve insanlığın umudu geçici olarak kırıldı, selamlar

Ali Karlıdağ
16 Ocak 2013 14:22

'‘Ekmek, gül ve hürriyet günleri’ için mücadele sürüyor ve Nazım usta hala ön saflarda yürüyor...'
Evet yazarın ifade ettiği gibi Nazım Hikmet 111 yıldır aramızda... Selam olsun tüm Nazım yüreklilere...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI