Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Nisan 2017

 

21 Mart 2013

Ortadoğu'da 3 Apo!

İnsan vücudunun bağışıklık sistemi olduğu gibi bir de yedeği var. Nasıl çalıştığını yeni yeni öğreniyoruz. Beyaz lenf sistemimizin direnç düştüğünde yedek enerjiyi devreye aldığını...

Batı tıbbı bunu daha yeni öğrenmesine rağmen Batı bir de bu savunma sistemini alıp geliştirip ülkesinin vatanının savunmasında kullanmış. Yedeklemiş, işi şansa bırakmamış...

Ne de olsa onlar için devlet; ebed-i müddet mücerret, kıyamete kadar yaşaması gereken mukaddes.

Vatansa yedeği olmayan uğruna verilen can ile iman bulan kaybına tahammül edilemeyecek kutsal mekan.. Bir vücuda giren mikrop savaşılacak düşmansa, ülkeye izinli veya izinsiz girmiş bedene ait olmayan silahlı veya silahsız mikrop da savaşılacak mikroptur. İki aşamalı ve ikisinin de birbirinden haberi olmayan savunma sistemlerini bakın biz nasıl kullanmış ve tahrip etmiş böylece vatanı savunmasız bırakmışız.

Okyanuslara sınırları olan kadim topraklarımızı bugün müttefik dediğimiz, zamanında Gazi'nin Avrupa Emperyalizmi dediği birleşik Avrupa Krallığının saldırısına karşı korumak, yerli direnişleri organize etmek ve asıl hedef olarak İstanbul'a gelişlerini geciktirebilmek için onları çöllerde, dağlarda Trablus'ta, Şam'da, Pamir Yaylası'nda, Hind'de, Yemen'de güçsüzleştirmek için canla başla çalışan fedailer, şehit rütbeli neferler ordusu: TEŞKİLATI MAHSUSA

O son operasyonel teşkilatımız, kimse yazmamış; tabutun üzerine, uğruna can verdiği bayrağını dahi alamamayı göze almış isimsiz fedailer olmasaydı ne Bandırma Vapuru Samsun'a çıkarırdı yolcusunu ne de Sivas ve Erzurum Kongreleri toplanırdı. Ne de İstanbul'daki depolardan çalınıp Anadolu'daki milli kuvvetlere teslim edilen silah ve cephaneyle taşınan mebuslar, asker, komutanlar...

Cumhuriyet ile birlikte MAH olmuş, Rahmetli Menderes'e kadar ödenek ve maişetini Amerikalılar vermiş, sonra MİT olmuş. Bir kısım vazifeleri Valiliklerde kızak görev yeri olan sivil savunma müdürlüklerine verilmiş, yani iğdiş edilmiş. Haksızlık mı ediyorum? Bir dakika daha gerisini anlatmadık.

İstanbul'un işgal yıllarında İngilizce basılan bir gazete var. Tüm sayılarını kapsayan matbaa arşivini Sotheby'de satışa çıkarmışlar, 350 bin pound istiyorlar. Servet ama değer. Dedesi bu ülkeyi satmışlardan birisi illa ki alacak ve delilleri yok edecek.

O yıllarda yazmışlar, muhiplerini, yandaşlarını ve korktukları, çözmeyi başaramadıkları şehir yapılanması KARAKOL TEŞKİLATI'nı, Teşkilatı Mahsusa'nın simetrisini. Onu ne yaptık Emniyet'e bağladık iç güvenlik - mahalle karakolları dedik. Önce mahallede her şeyi bilen koruyucu bekçi amcayı yok ettik sonra pembeye boyadık PEMBEKOL yaptık ve sonrası da Polis Merkezi yaparak yok ettik.


İçişleri Bakanlığı Dernekler Daire Başkanlığı'nın bütün ülkeyi ve derneklerimizi bir tek bilgisayar ağında topladığını biliyor muyuz?

Bunu finansmanının AB fonlarından ve İngiliz eski Büyükelçisi tarafından sağlandığını kaçımız biliyor? Bu ağın bir ucunun nerelere gittiğini tahmin edebiliyor musunuz?

Bu ülkenin tüm sivil teşekkülleri kontrol altında, dernekleri, vakıfları, camileri, cemaatleri ve hatta üniversiteleri. Bir emekli generalimiz bağırıyor-''Benim konuşmalarım GES komutanlığınca servis edildi'' diyor, sormazlar mı; "Paşam bu kaleler bir bir düşerken neredeydin, yeni mi uyandın?"

Büyükanıt Paşa Özel Kuvvetler'e bağlı bir örgüt yapılanması kurmuş, kriptolamayı unuttukları için haremlerine girilince ifşa oldular. Yazık çok yazık. Bari Karakol'un İkinci Dünya Harbi'nde dahi canlı olan Rumeli uzantısı YÜCEL TEŞKİLATI'NI çalışıp kopyalasalardı, bugün hala bir kişi hariç bir muammadır, bir esrardır, bir efsanedir.

Karadeniz'i kaşımayın, karıştırmayın, kullanmayın, Kara Vasıf'ı rahat bırakın ziyan da çıkarsınız,
O damar orada duruyor; Ama Kör ama Topal ama iPSİZ ama Kayıkçı ama Tuzcu ama Mataracı...

Ortadoğu'da 3 muteber APO, İKİSİ KOKPİTTE, BİRİSİ ADASARAY'DA...

Yeni oyuncularınızla; eski senaryo, eski replik. Hamam aynı, tas aynı, tellak değişmiş. Ben de çok paslanmışım...








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI