Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

25 Mart 2017

 

17 Nisan 2013

Diyanetin Fetvası

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, geçtiğimiz ay İzmir’de din görevlilerine yaptığı konuşmada aynen şöyle demişti: “İzmir’in farklı bir dindarlığı var. Bu dindarlığın irfan geleneğine ihtiyacı var. Öyle olduğu için bir tasavvuf profesörünü, irfan geleneğinden geçmiş, kentin manevi hayatını yeniden ayağa kaldıracak birisinin İzmir’e müftü olarak atanması tesadüf değil”.

Türkiye’de 81 ile dağılmış 75 milyon insan yaşar. Hemen hemen her ilimizde farklı dinde, farklı mezhepte insanlarımız var. Bu durum Kars’ta da, Edirne’de de, Mardin’de de geçerlidir. Hatta o dinlerin ayrıntılara, tarikatlara, cemaatlere kadar bölünerek sürdüğü de bir ayrı gerçektir.

Dönmez’in başında bulunduğu diyanet kurumunun sadece ve sadece İslam dininin tek bir mezhebini temsil ettiği yadsınamaz. Yıllar öncesinden beri tartışılıyor bu konumu. Şimdi “Yaratılışın ve Tanrı’nın sırlarını anlama” diye tarif edilen irfan geleneğine İzmirlilerin ihtiyacının olduğunu sn. başkan acaba nasıl bir araştırma veya anket sonucu tespit etmiştir? Hangi sorular, kimler tarafından, ne vakit sorulmuştur? Doğrusu merak ediyor insan! Yoksa bizim İslam dini ile ilgilendiğini düşündüğümüz diyanet işleri, gizli bir servis gibi mi çalışmaktadır acaba? Bütün yayın organlarında aynen yayınlanan sn. başkanın sözleri vahimdir. Devam ediyoruz takıntılarımıza. Diyanet İşleri Başkanı’nın sözlerinde önerilen; İzmir kentinin manevi hayatı nasıl bir uygulama sonunda ayağa kaldırılacaktır? Çok tedirgin olduğumuzu hemen eklemeliyim.

Acaba sn. başkan diyanet işlerince belirlenen bir inancı mı uygulamayı düşünüyor? Başkanın üç kısa cümlesi onlarca soru doğurdu. “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” bir düşüncenin hiçbir ayrımcılığa yol açmadan barışa, kardeşliğe, giderek uygarlığa, gelişmeye daha uygun olduğu söylenemez miydi?

Görünen odur ki Diyanet İşleri Başkanlığı İzmir’den başlayarak tüm Anadolu insanını kurumun tanımladığı, çerçevelediği bir inanç disipliniyle eğitmeyi düşünmektedir. Biz de naçizane böylesi bir düşüncenin ve de uygulamanın ülkemize yarardan çok zarar getireceğini düşünmekteyiz. Yakın geçmişte aynı dinin inanç ve uygulama farklılıklarını hoşgörüyle karşılamadığımız için, ülkemizde ne büyük kavgalara neden olduğu belleğimizdedir.

Bu ülke İslam âleminde ilk özgür ve bağımsız Müslüman ülkedir. Cumhuriyetimizin kazanımlarıyla da gelişmişlik yönünden bütün diğer Müslüman ülkelerin önündedir, üstündedir ve ilerisindedir. Bu ülkenin insanlarına kendi inandıkları dışında inanç önermek, uygulamak yanlıştır. Sünnisiyle, Şiisiyle, Alevisiyle yurttaşlarımızın hoşgörü içinde kendi inançlarını yaşamaları en doğru olanıdır.

Bize öyle geliyor ki inançlarımızı tercih değil tevarüs ederiz.

Sn. Başkan!

Bırakalım yurttaşlarımız kendi inançlarını özgürce yaşasınlar. Siz de fetvanızı barış kardeşlik ve hoşgörü üzerine kurgulayın.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

recep
22 Nisan 2013 20:48

HÜKÜMETİN KUKLASI DİYANETİN BAŞI...
ALLAH,LİLLAH AŞKINA MİLLETİN DİNİ
İNANÇLARI İLE OYNAMA..ÇOK BÜYÜK
GÜNAHA GİRİYORSUN...SONUNDA ESFELE
SAFİLÜN OLMAK DA VAR BİLESİN...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI