Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

25 Mart 2017

 

24 Nisan 2013

TAŞRA HAYATI 21: Gıcı Tikan

Her sabah içinden geçtiğim çarşıda, yere yayılmış sergilerden birinde bu defa farklı bir yeşil vardı. Yeşil soğan, maydanoz, ıspanak, pancar, dereotu, nane kümelerinin arasında küçük bir çuvalın içinde ayrı bir yeşil topluluktu bu. Gözüm bir yerlerden ısırıyor, ama çıkaramıyorum bir türlü. Görünen sadece yaprakları. Dalları da olsa tanımam biraz daha kolay olacak. Fakat değil, zorlanıyorum. Çuvaldan görünen sadece yapraklar. Belki kokusu yardımcı olur tanırım diye koklamaya koyuldum. Sen misin koklayan? Olan olmuş, burnum dalanmıştı. Hemen tanıdım. Merakımın karşılığı idi bu dalanma! Yine de sordum. ISIRGAN dedi satıcı…

Cehaletime sığınıp, bir de neye yaradığını öğrenmek istedim. Bu defa satıcı halis güneydoğu sevimliliğiyle; “Kan yağlarını düşürür, hazmı kolaylaştırır, karaciğeri dinlendirir, barsak hareketlerini rahatlatır” diye sıralamaya başlamaz mı? Hele bu yararların bazılarını hekim diliyle söyleyince dondum, şaşırıp kaldım doğrusu. Biz bu mereti çocukluğumuzda birbirimizin görünen yerlerine sürerek dağlar, eğlenir, gülerdik. Sonraları halk arasında “yangılı eklem tutulmalarında” şifa niyetine kullanılır oldu. Onu da bilirim.

Bitkilerin yeşil veya kurutulmuş halleri öncelikle bir beslenme sorunu idi. Sonraları bilhassa uzun süren yakınmalarda kullanılmaya başladı. Ya şimdi? Dün yabani diye çiğneyip geçtiğimiz o eski yeşillikler bugün sosyete lokantalarının en pahalı yemeklerine malzeme oldu. Düşünüyorum da bir gün atalarımız gibi dağa taşa yayılıp oralarda çiçekli, çiçeksiz bitkileri yiyeceğimizi söyleselerdi inanmazdık. Ve görünen odur ki, bu olasılık artık uzak değil.

Yakın bir gelecekte çoluk çocuk, kadın erkek, fakir zengin damak zevkimize, iştahımıza ve önerilere göre ne bulursak; EVELİK, KUŞ EPPEĞİ, YARPIZ, YEMLİK, KOBUK, GAZ AYAĞI, GUZU GULAĞI, AŞOTU, REYHAN, MERZE, TARHUN otlayıp duracağız. O mübarek GICI TİKAN DA bir gün seralarda özel olarak yetiştirilip, en pahalı meta diye sofralarımıza gelirse şaşmayalım.

Daha önceleri de yazmıştım.

Ağzımızın tadı KAĞIZMAN’IN EŞŞEKLERİYLE gitti.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

faruk aydın
24 Nisan 2013 20:29

alemsin beşir abi ,bize gıjı tikenini bile hatırlattın. abi mesleğin olarak da eskiden karstaki uygulamalardan ve bizzat tanık olduğun tedavi yöntemlerinden de bahsetsene biraz. mesela benim nenem ayağımızı burksak tuzlu hamur bağlar, kolunu kıran için yumurta alçısı yapardı.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI