Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

25 Mart 2017

 

27 Nisan 2013

Şehircilik

Şehir yoldur, sudur, elektriktir, sinemadır, tiyatrodur, parktır, meydandır, bahçedir, eğlence yeridir, dinlence mekânıdır, lokantadır, spor salonudur, lokaldir, okuldur, çocuk bahçesidir. Kırsal kesimde insanların bu olanakları, bu yaşam şansları yoktur. Şehirleşme hemşeriye, kısaca özetlediğimiz bu olanakları yaratma eylemidir.

Uygar batı şehir olanaklarını köye taşıyorken, yer yer üniversiteyi bile köye götürmüş, araştırma laboratuarları, kütüphane, konser salonu kurmuştur. Sonuçta batı uygar kurumları köye götürüyorken, doğu köy çaresizliğini şehre taşımıştır.

Günümüzde AKP iktidarı her girişiminde olduğu gibi şehircilik anlayışını da tersyüz etmiş, geri kalmışlığı “kentsel dönüşüm” adı altında uygulamaya sokmuştur. Örneğin bugün büyük kentlerimiz bir gökdelen diyarına, bir alışveriş furyasına dönüştürülmüştür.

Yeşil alanlar, güya orman vasfını kaybetmiş araziler, sahiller, giderek tarih, sanat, tabiat bu vahşi kıyımın hedefindedir artık. İstanbul’da oturanlar gökdelenler arasında denizi, güneşi, gökyüzünü görmeden yaşlanıp gidiyorlar. 28, 32, 36 katlı binlerce gökdelenler, yerden yüksekliği 155 metre olan ucubeler var. Kıyılarda 3- 4 kişinin güçlükle sayabildiği, topraktan başlayan ve 45 katı bulan beton yığınları yükseldi. Balkonsuz, penceresiz.

İstanbul’un yıllarca belediye reisliğini yapan başbakan, müteahhit dostları bu ucubeleri tıraş ettiremeyince, onlara küsmüş sonunda.

Dünyanın en büyük adalet sarayını inşa etmek o ülkede nasıl adaletin varlığının kanıtı değil ise en büyük alışveriş merkezleri de gelişmişliğin, refahın simgesi sayılmaz. Yetkililer, yöneticiler, sorumlular bu vahşeti, bu perişanlığı gökyüzünden izleyip güya geleceğin planlarını yapmaktadırlar. Oysa gökyüzünden bakarak yeryüzündeki çirkinlikler, çelişkiler görülmez. Mesafe olumsuzluğu, çirkinliği maskeler. Görünenler bir çivinin izdüşümüdür. Ancak müteahhit, arsa komisyoncusu şehre tepeden bakar. Kâr – zarar hesabı içinde neyin, nasıl talan edileceğinin hesabını yapar.

İki tarla boyu mesafenin 3 saatte alındığı bir şehirde gökdelenler bir huzur göstergesi değil, bir işkence aracıdır. Gerçek yönetici ayağını yere basar, cadde cadde, sokak sokak dolaşır, her yaştan, her uğraştan insanı dinler, uygar şehir olmanın gerçeklerini, gereklerini tartışır, arar, uygular. Yerel yönetim, yerinden yönetim bir de bu açıdan değerlendirilmelidir. Konunun uzmanları, güngörmüş insanlar, tarihi kimliği olan hiçbir uygar ülkede bizdeki ucube tarlasının görülmediğini yazıp anlatıyorlar. Ancak, göçebe toplumlar ya satar savar ya da yıkıp dökerler.

Ve yine ancak göçebe toplumlar, greyderlerin, buldozerlerin acımasız, pervasız saldırılarıyla tarihi de, tabiatı da, sanatı da, insanın ve toplumun hatıralarını da, geçmişini de, umutlarını da yok ederler.

Sen kim muhafazakârlık kim!

Senden muhafazakâr olmaz.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

abdullah
27 Nisan 2013 12:41

KARS DAKİ İNSANLIK ANITINA UCUBE
DEYİP YIKTIRTAN ZİHNİYET,İSTANBULUN
CANINA OKUYARAK HER TARAFINI AKIL-
LARI SIRA GÖKDELENLER VE AVM LERLE
DOLDURDU..ASIL UCUBE BUNLARDIR...
BU ,TÜYLERİ DİKEN DİKEN EDEN UCUBELE-
RİN DERHAL YIKTIRILMASI GEREKİR...
HEPSİ ZEVKSİZLİĞİN VE ŞEHİRCİLİK
BİLMEMEZLİĞİN DİK ALASIDIR...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI