Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

29 Nisan 2013

Barış Sürecine katkı sunarken çıkan arızalar

KAYDA GEÇSİN

Barış Türkiye’nin kaçınılmazı.
Barış aklın, vicdanın, merhametin sesi , gereği.

Yaşadığımız korkunç 30 yıl, yitirdiğimiz insanlar, işkence , hukuksuzluk , yalan dolan , her türlü ayrımcılık , ve magazinleşmiş ayan beyan ortada sosyal rezaletleri biliyoruz , (bunun için magazincilere saygı duyarım zamanın antolojisine belge bıraktılar ) bunları okuduk , izledik ve izlemeye devam ediyoruz.

Aynı ülkenin insanlarını birbirlerine düşürerek güç, para sahibi olanların pervasızca işledikleri insanlık suçlarının ve Alatlı’nın deyişiyle pespayeliklerini onaylanacak tek bir mazeretleri yok, halkın, seçmenin nezdinde.

Bu korkunç oyun oynanırken oyun kurucuların kadrolarında yer alanları sahneden çekmeden barış süreci başarılı olur mu , bu pek çok barış yanlısının ortak , ciddi , haklı bir endişesidir kimse kızmasın, kızanları öfkelenenleri kayda geçirelim.

Sorun barışa inanmamak değil ,
sürece inanıp inanmamak,
inanacağız ki başaracağız.

Bu noktada o akildi, bu değildi diye tartışmak anlamsız, iktidar öyle takdir etmiş, muhalefet barışa giden yolda alternatif sunabilir.

Oynanan oyunları korkmadan anlatan sanata, edebiyata ,filimlere hasretiz.

Pazar günü James Marsh’ın ‘Shadow Dancer’ filmini izledim , IRA ve MI5 arasındaki ilişkileri anlatıyor.
Hem İngiliz hem İralanda’lı bireylerin savaş sürecinde yaşamış oldukları ikilemler, travmalar, kullanılmışlıkları üzerine kurgulanmış bir filim, bu oyunun içinde harcanmayan yok.
Hani şimdilerde tartışmalarda barış süreci epey mukayese konusu olur ya IRA ile , filmi bu yüzden bilhassa izlemenizi tavsiye ederim.
Filim MI5 ve IRA iki cephe arasındakilerin ve muhbirlerin hikayesi,
İç savaşlar alçakların icadı ama devam ettirenler masum kendi halinde insanları bu alçaklığın nasıl birer parçası haline getirebiliyorlar izledikçe insanın içi acıyor.

‘Gölge Dansçısı’ filmini kayda geçiriyoruz.

Savaş oyunu aktörlerini başka kılıkta karşımızda gördüğümüz zaman barışa inancımızı yitiriyoruz, bu önemli bir nokta.
Sakal , bıyık bırakmaları ya da meslek değiştirmeleri sahte kimlik gibi ,gerçek yüzlerini saklamıyor , hafızayı beşer o kadar da nisyan ile malul değil.

Gölge dansçıları dansa devam ediyorlar, korku ve endişe verici olan bu.

İşin medya, ekonomik boyutuna el atılmamışken ve hala aynı oyuncular demoklesin kılıcı gibi tepemizde sallanırken barışa inanmak , endişe etmemek imkansız , endişelere hak vermek lazım.

Sayın Başbakan halının altında saklanan yılların pisliğini ortaya çıkartmaya uğraşıyor ,bunca başımıza gelenden sonra endişelenmekte , sürece şüpheyle bakmakta haklıyız , yanlız süreçle ilgili değil endişeler , ülke için ve başbakan içinde endişeliyiz.

Yıllardır barış öylesine uzak bir masal gibi görünüyordu ki altında bir şeyler aramak bir refleks olmuş gibi görünsede paranoyakın takip edildiğini söylemesi hastalığına delil teşkil etsede bu takip edilmediği anlamına gelmez.

Barışı istiyoruz, barışın geleceğine inanmak bütün mesele.

Bu süreçte Akiller için hükümet tarafından söylenmiş en samimi söylemlerden biridir ‘Türkiye’nin Özeti’ oldukları.
Türkiye eskinin özetiyle yeni bir barış öyküsü yazmaya çalışıyor , sorun burada .

Onlara da ihtiyaç varsa bunu anlayabilirim ama eskinin özetiyle , ki kötü ve eksik olma ihtimali olan bir özetle yeni hiç bir şey yazılmadı daha dünyada .

Aralarında şüphesiz değerli insanlarında olduğu akillerin zaman zaman uğradıkları kötü muamelelerde belki bu yüzden .

Kimse aptal değil.

Aralarındaki bazı ‘‘ özetler’ Türkiyenin yeni hikayesini anlatmaya kalkınca pek samimi olmuyorlar.

Haftalardır ‘ Barış’ ı bıraktık Orhan Gencebay’la uğraşıyoruz.
Hasta mı, tekledi mi,
jüri mi , gitti mi , geldi mi ,
Sevim Hanım kuliste, tansiyonu çıktı, indi ..
berhudar olmaktan perişan olduk !
Şarkı sözlerinden retorik kırıp sarmalar uysada uymasa da ...
Barış süreci diziye adını veren şarkıdan yapılmış bir jenerik değildir .

Kabul edilsin ki bu süreci son derece egoistçe yönetti Gencebay , barıştan çok kendinden söz etti.
Barışı anlatan değil söylenmiş sözlerinden potpori yapılmış bir Orhan Gencebay süreci yaşamaktayız.

Akillerden bazıları da sanki yolda öğreniyor gibiler.

Ak Partinin medyasının ‘Akilime laf ettirmem’ tavrıda hiç hoş olmuyor bu tavır maalesef akillere de sıçradı .
Akil toplantılarından birinde kadın katılımcının Hülya Koçyiğit’e soru biçiminde feveranı karşında Hülya Hanıma diğer erkek akillerin laf bırakmaması ve katılımcıya hücumları hem Hülya Hanıma, hem feveran eden hanımefendiye büyük saygısızlıktı.
Hülya Hanım sakin bir biçimde yanıt vermek için boşuna çabaladı . Akiller Hülya Hanımı konuşturmayıp , hiçe sayıp katılımcıya laf yetiştirdiler , ne kadar kaba , maço bir davranış .
Hem Hülya Hanım, hem yanıt bekleyen kadını mağdur ettiler.

Akillerin görevi ikna olmayanları aydınlatmak iken Akil Tarhan Erdem kameralara Ak Partiyi ziyaret edeceğini söyledi, zannerim Kütahya’da.

Hayrola Ak Parti’yi mi ikna edeceksiniz Sayın Tarhan Erdem, süreci başlatan zaten onlar , Tarhan Bey bu ,yapar mı yapar.

Etkileyici olmak itibarla orantılı ama biri Allah vergisi diğeri iradi bir hal.

Türk Yazarlar Birliği ve Küçükçekmece Belediyesi’nin düzenlendiği şair ve düşünce adamımız Sezai Karakoç’un 80. yaşı kutlamaları haberini okuyunca bir kere daha düşündüm etkileyici ve itibarlı olma meselesini,
siyasi düşüncelerine katıldığınız , katılmadığınız ama etkisi karşısında dilinizin tutulduğu ve itibarına hürmet ettiğimiz bu ülkenin bütün değerli insanlarına Sezai Karakoç şahsında uzun ömürler dilerim.

Karayılan’la kalkıp, Karayılan’la yattığımız şu günlerde insanın içini titreten Karakoç şiirini yazımızın sonunda kayda geçirelim.

KARA YILAN
Güneşin yeni doğduğunu sana haber veriyorum
Yağmurun hafifliğini toprağın ağırlığını
Ve bütün varlığımla kara yılan seni çağırıyorum
Seni çağırıyorum parmaklarımdan süt içmeye
Pamuğun ağırlığını yapan dağın hafifliğini
Sana haber veriyorum yeni doğduğunu güneşin.

Ben güneyli çocuk arkadaşım ben güneyli çocuk
Günahlarım kadar ömrüm vardır
Ağarmayan saçımı güneşe tutuyorum
Saçlarımı acının elinde unutuyorum
Parmaklarımdan süt içmeye çağırıyorum seni
Ben güneyli çocuk arkadaşım ben güneyli çocuk

Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı
Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum
Gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın
Ben yaşamıyor gibi yaşamıyor gibi yaşıyorum
Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum.
Seni süt içmeye çağırıyorum parmaklarımdan
kara yılan kara yılan kara yılan kara yılan

En sevdiğim iki mülkiyeli Sezai Karakoç , Mümtaz Soysal iyiki doğdunuz , sakın gitmeyin ben ne yaparım siz olmadan.

sevgiyle








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI