Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

27 Mart 2017

 

3 Mayıs 2013

Gergin meclis, gergin toplum

Son günlerde T.B.M.M.’de yaşanan gerginlikler iktidarın siyasette ciddi iletişim sorunları olduğunu ortaya koyuyor. AKP milletvekili Zeyid Aslan’ın belki de meclis tarihinin şahit olduğu en ağır küfürleri pervasızca savurması bardağı taşıran son damla oldu. AKP’li bakan ve milletvekillerinde, 10 yıldır iktidarda olmanın getirdiği bir şımarıklık dikkati çekiyor. Adeta bir evin tek kızı gibi başlarına bir olay geldiğinde her türlü kaprisi ve inadı sergiliyorlar. Güç ve iktidar başlarını döndürmüş. Ayakları yere basmıyor. İnanılır gibi değil.

Mecliste tüm bu olanlar yetmezmiş gibi başbakan da son grup toplantısında CHP’li bazı vekiller için ağır ithamlarda bulundu. Yani dilin kemiği yoktu. Ağıza gelen her söz akıl süzgecinden geçirilmeden söze dökülüveriyordu. AKP’nin siyasal temsilcilerinin, iktidardan aldığı güçle sergilediği bu tutumun toplumun geneline yönelik de ciddi sorunlar doğurduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

AKP’nin bu gergin siyasetinin altında sadece iktidar sarhoşluğu mu var? Hayır, sanmıyorum. Barış süreciyle başlayan belirsizliklerin de sinirleri çok bozduğunu söyleyebiliriz.

Şimdi belki bu eleştirilerden sonra aklınıza şu soru gelebilir:

“Madem ki topluma bu kadar kötü örnek oluyorlar, o zaman nasıl %50 ile iktidara geldiler?”

Tabi bu sorunun nice cevabı var. Ve bu cevapların hiçbirine yüzeysel analizlerle ulaşılamaz. Ama burada bir parantez açıp, kültürel özelliklerimizin tercihlerimizi etkilediğini belirtmek isterim. Nasıl mı?

AKP son iki genel seçime “İstikrar sürsün, Türkiye büyüsün” sloganı önderliğinde girdi. Yani tek başına iktidar olduğu 2002 seçimlerinden sonra, koalisyonlardan ve onların getirdiği belirsizlik ortamından bunalmış halka “istikrar” vaat etti. Bu tesadüfen seçilmiş bir vaat değildi elbette.

Tam da bu noktada sizlere Hofstede’den bahsetmek istiyorum. Örgütsel sosyoloji uzmanı Geert Hofstede’nin kültürel farklılıklar üzerine geliştirdiği ve hemen hemen tüm bilim dallarını etkileyen çalışmasında kültürleri 4 farklı boyutta incelediği görülmektedir. Boyutları kısaca saymak gerekirse; bireycilik-toplumculuk, güç mesafesi, dişilik-erkeksilik ve belirsizlikten kaçınma.

Hofstede’nin (1984) bu araştırması 40 farklı ülkede gerçekleşmiş. Bu ülkelerden biri de Türkiye. Diğer ülkelerle kıyaslandığımızda ortaya çıkan en çarpıcı sonuç, belirsizlikten kaçınma boyutunda en yüksek puan alan ülkeler arasında olmamız.
Yani sonuca bakacak olursak; Türk toplumu kültürel olarak belirsiz ortamlardan rahatsızlık ve yüksek endişe duymaktadır. (Merak edenler için araştırmanın Türkiye sonuçları: http://geert-hofstede.com/turkey.html)

Bu boyut, seçim sonuçlarını etkileyen onlarca faktörden sadece biri olabilir. Ama ben etkili bir faktör olduğunu düşünüyorum. Bakınız, barış sürecine girildiğinden beri yapılan araştırmalarda AKP’nin oylarının düştüğü gözleniyor. Bunun sebebi ne olabilir sizce?

Barış sürecinin “belirsizliği” seçmeni etkiliyor olmasın? Kuvvetle muhtemel. Ve bu sürecin nereye varacağı netleşmedikçe, AKP oylarındaki kan kaybının devam edeceğini söyleyebilirim.

Evet seçim sonuçlarını etkileyen faktörlere yönelik açtığım parantezi burada kapatabilirim. Ama “belirsizliğin” etkilerini azımsamayın derim.

Gelelim son günlerin gergin siyasal ortamına ve bu ortamın topluma yansımalarına.

Sosyal medyanın kontrol edilemez hızı sayesinde, mecliste yaşanılan her olay toplumun belli bir kesimiyle anında buluşuyor. AKP milletvekili Zeyid Aslan’ın Sayın Kamer Genç’e savurduğu hakaretlerin yer aldığı tutanak neredeyse saatler sonra twitterdaydı. Meclis gibi önemli bir üst kurulda yaşanan bu gerginlikler, partilerin sırasıyla il/ilçe yöneticilerine, üyelerine ve seçmenlerine yansıyor. Ve devlet yönetiminin tepesinde yaşanılan bu gerginlik toplumun her kesiminde kendine yer buluyor.

AKP’nin toplumsal “uzlaşı” ve “barışı” bu üslupla getiremeyeceği gün gibi ortada. Üstelik bu üslup toplumda da gerginliğe yol açıyor. Dolayısıyla iktidar mensuplarının sorumluluklarını acilen farkına varıp, tavırlarını değiştirmelerinde fayda var. Meclisteki gerginlik topluma tam olarak yerleşmeden... Yani çok geç olmadan.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Mehmet TATAR
3 Mayıs 2013 22:29

Gayet tabiidirki..2002 yılı öncesi ..İSTİKRARSIZ,LIKLARDA tesadüfen değildi.. Ta ucu Lozan da Lord curson,un İ.İnönüye söylediği ..Tehditkar sözlere kadar gider...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI