Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

7 Mayıs 2013

Kayda Geçsin

Kokuşmuş bir şeyler var, açık havada bile kokudan burun direği kırılıyor.

Justin Bieber ,androgynous bir imaj olarak dünyayı yakıp yıkarken turnenin Türkiye durağında olanlar çok ama çok eğlenceliydi.

Kızların ‘Kızım seni Justin’e vereyim mi ? İsterim babacığım isterim’ durumları çok komikti. Komediye hasret kalmışız şahsen bana çok iyi geldi.
Bir baba kızının Justin için yazdığı kitabı ağzı kulaklarında , iftaharla kameralara tuttu !

Havaalanında Justin minibüse kendini hapsedince ;
‘Bana bir hay diyemedi’ böyle şey olur mu diyen kız ile
‘İçeri giremiyorum , bilet alacak param yok fakirim diye mi Justin’i göremiyorum hüüüü’ diye salya sümük olan kızımızın olaya getirdiği sınıfsal bakış kara mizah değilde nedir .

Justin ‘Türk kızları ter kokuyor ‘ diyince bizim kızları , açık havada sahnedeki sanatçının burnunun direğini ter kokularıyla kırmayı becerebildikleri ve 30 bin ter kokusuyla rekorlar kitabına giremeyi hak ettikleri için tebrik etmek lazım.

Benim bildiğim ve zekasına hayran kaldığım reklam sektörümüz asla bu fırsatı kaçırmayıp mutlaka Justin’le bir deodorant reklamı çekecektir.

Büyük bir ihtimalle bu reklam filminde de Justin’le birlikte Gülse Birsel oynayacaktır , çünkü Gülse Birsel’imizi hemen her markanın reklam filminde oynarken görüyoruz , öyle ki artık zamanı yetişmediğinden aynı anda iki değişik markanın reklam filminde aynı anda gösterimde.
Maamafi ikincisi , Bonus olmayan markayı hatırlamıyorum, tamamiyle Gülse Birsel’in belgeseli şeklinde çekilmiş .
Hatırda sadece Gülse Birsel güzellemesi kalıyor , çok da güzel olmuş ama ben şahsen saniyenlerle sınırlı olmayan ve başkalarının özne hakkında konuştuğu belgeselleri tercih ederim.
Hoş Gülse Birsel’in kendi reklamına ihtiyacı elbette yok ,ekranlarda tek tabanca rakipsiz , rekabet riski olmadan başarılı , ki bu Türk usulü serbest piyasa ekonomisinin bir ‘lutfu’dur.

Senin reklamını yapacağız üste para vereceğiz teklifine kim hayır diyebilir .

Reklam dünyamız gizemli bir dünya , hikmeti rating ölçümleri desen değil, belki anketler olabilir ne de olsa cevabı cepte sorularla yapılan anketlerin gerçekler olarak kabulüne alıştık , hatta anketlere sıkışmış kalitesiz bir demokrasiye bile razı olduktan sonra bu duruma şaşmamak lazım.
Siyaset ve reklamverenler arasındaki paralel kurguyu kayda geçiriyoruz.

Ekranlarımızda reklam verenlerle ortak kurulan yayın denklemi ;
fikirler yerine olaylar ve özellikle kişiler üzerinden yayıncılık ilkesini benimsemiş durumda.

Medya ve Reklamverenler arasındaki paralel kurguyu da elimiz deymişken kayda geçiriyoruz.

Bu denklemin kurulduğu medyada Türkiye’nin büyük değişim amaçlarına yönelik siyasetlerin paralelinde büyük fikirler boşuna aramayalım .
Ekranları eleştirirken bu büyük denklemi göz ardı ederek o dizi iyi, bu oyuncu kötü diyerek ıskalanan asıl meseleyi kayda geçirelim.

Zaten büyük fikirler, fikrin çıktığı insanı değil kendi dışındakileri büyütmek amacı güder kişiler üzerine kurulan matematik sadece oyalayıcıdır kullanılan öznelere de para kazandırır.
Olaylar , kişiler çevresinde dönüp dolaşan yayıncılıktan faydalanmak diye bir şey büyük amaçlar için söz konusu değildir.

Programlardan dizilere ‘Büyük Fikirlerin’ üstünlüğünü faydaya çevirmeden ,kullanmadan medya yuvarlanıp gitmektedir.
‘Büyük Fikir’lerden kastım asla entellektüele kölelik , biat ve bunun oluşturacağı bir baskı yaratmak değildir, tam tersi kişiler ve olaylardan kurtulma özgürlüğüdür.

Mevcut medya düzeninin izleyicinin üzerine zihinsel , ruhsal anlamda zerk ettiği gaddarca, zalim, acımasız uyuşukluk belli bir süre için kitleleri oyalama açısından bazı çevrelere akıllıca gelebilir amma uyuşukluğun sonradan çıkan en büyük yan etkisi ‘kayıtsızlık’ bir toplumu eritip bitirir.
Kimse kalmasın ben tek başıma yaşayacağım diyen azınlığın birbirini yok etmelerine aynı rehavetle bakan izleyiciler toplumu kimin işine yarayacaktır sorusunu kayda geçiriyoruz.

Evet kokuşmuş bir şeyler var , artık açık havada bile binlerin ter kokusu burun direğini kırıyor.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Sudan Nesim
8 Mayıs 2013 19:37

"Türk kızları ter kokuyormuş" ;kendisidir o kokan. Türk kızları has temizlik kokar, o ter kokusu sanmış .Şakası bile hoş değil.Biletleri geri verseymiş.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI