Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

25 Mart 2017

 

11 Mayıs 2013

Uçurtmayı vurmasınlar...

Beni çok etkileyen filmlerden biriydi “Uçurtmayı Vurmasınlar.” Yıllar içerisinde defalarca izledim. Her izleyişimde ayrı etkilendim, ayrı hüzünlendim.

Feride Çiçekoğlu’nun aynı adlı eserinden, yönetmenliğini Tunç Başaran’ın yaptığı 1989 yapımı film, 5 yaşındaki Barış’ın annesiyle birlikte yaşamak zorunda olduğu hapishane hayatını anlatıyor.

Barış’ın mahkum annesiyle yaşamak zorunda olduğu bu mahpuslukta 2 yoldaşı vardır; İnci ablası ve uçurtmalar... Uçurtmalar onun için umudun ve özgürlüğün sembolüdür. Barış hep o koca gökyüzüne kavuşacağı günü bekler. Özgürlüğü bekler.

Bekler... Bekler...

Çiçekoğlu’nun hikayesindeki Barış gibi 479 çocuk özgürlük bekliyor Türkiye’de. (Adalet Bakanlığı-2010 Kasım) Mahkum anneleriyle 6 yaşına kadar hapiste büyümek zorunda kalan bu yavruların dünyası çocukluktan uzak, dört duvara hapsolmuş geçiyor. Ve dışarı çıktıklarında onları bir travma bekliyor. İnsanlardan korkuyorlar, elektrikli aletlerden korkuyorlar, arabalardan korkuyorlar... Bazı hallerde çocuklar hapse geri dönmek bile istiyor. Bir insanlık dramı...

Tutsak çocuklar üzerine tartışmalar hala devam ediyor. Mevzu bahis 6 yaşından küçük bir çocuğun ruh sağlığı olunca meseleye çok yönlü bakmak gerekiyor.

Bu çocukların yaşamı dışarıda annesiz fakat özgür mü olmalı? Yoksa anneyle fakat tutsak mı olmalı?

Evet bu yavrular için özgürlük annesizlik, anneyle olmak ise tutsaklık demek...

Ve aslında mevcut durumda ilk yapılması gereken, bu çocukların hapishane koşullarını iyileştirmek olmalı. Zaten işlemedikleri bir suçun vebalini çeken bu yavrular, anlamlandıramadıkları o dünyadan en az yarayla kurtulmalılar. En azından devlet bunu sağlamalı...

Evet her Anneler Günü’nde aklıma yaralı yaşamlar düşer. Bu sefer Barış’ın hikayesi düştü içime... Bana hep hüzün veren “anneli” ama “tutsak” çocukların hikayesini sizinle paylaşmak istedim. Barış nezdinde özgürlüğe hasret tüm çocukların dramını aktarmak istedim.

Ve Uçurtmayı Vurmasınlar filminden bir bölüm. Minik Barış en yakın arkadaşı İnci ablasına hapishane dışına çıktığı bir günü anlatıyor:

“Bugün ne oldu biliyor musun?
Annemle birlikte hastaneye gittim. Annem babamın kucağına vermişti de, babam bana köşeden simit almıştı ya hani. O zamandan beri ilk çıktım dışarıya.
Dışarısı ne kadar büyükmüş! Dışarısının gökyüzü de kocaman. Annemi üç tane ağabey götürdü hastaneye. Tüfekleri var hepsinin. Annem kaçarsa annemi vururlarmış. Ama annem kaçmadı.
Ağabeylerden biri hastanenin bahçesinde dolaştırdı beni. Sonra ne gördüm bil bakalım! Bir uçurtma!
İlk kez senle birlikte görmüştüm geçen yıl. Ben ne olduğunu bilememiştim de sen demiştin uçurtma diye. Kocamandı senle gördüğümüz. Bizim göğümüzdeydi hem. Bu seferki o kadar da büyük değildi. Ama maviydi onun gibi. Ağabeye dedim ki:
"Bak uçurtma kaçmış."
"Hani bakayım! Nereden kaçmış?"
"Bizim göğümüzden kaçmış. Ama sakın onu vurma."
Ağabeyin gözleri doldu ben böyle deyince. Bana simit aldı. Babam gibi.
Ağabey uçurtmayı vurmadı. Belki annemi de vurmazdı. O uçurtma nasıl kaçmış İnci?”

Evet, tutsak edilen küçücük yaşamlarında mutluluğu bir uçurtmanın mavisinde bulan yavruların, anneli ama mahpus yaşamlarına özgürlük gelmesi dileğiyle… Umut olan uçurtmayı vurmayın.

Tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI