Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

27 Mart 2017

 

21 Mayıs 2013

Eğitimin eğitimi

Dünya geleceğini kuracağı gençliğini nasıl eğitiyor, onları teslim edeceği kadroları nasıl seçiyor ve nasıl özel bir eğitimden geçiriyor?..

Bir Japon, çocuğunu Hiroşima’ya götürüp 1 gün orada o havayı yaşattırıyor. Ders, konferans, seminerlerle; Atalarının burada, kimler tarafından, ne amaçla yok edildiğinden başlıyor… Kendi milli Japon kültür ve maneviyatını sindire, sindire çocuklarına anlatıyor, açıklıyor, eğitim, öğretiyor; Eğer, 1945 de kendilerine dayatılan “eğitim” sistemiyle gitselerdi, bugün Türkiye gibi olacaklarını örnekleriyle anlatıyor.

Japonlar, Tarihleriyle kavgalı değil, barışık yaşıyorlar.
Budha ve Şinto ile de kavgaları yok…

Hepsi de laiklik, hukuk ve demokratik idare sistemini benimsemişler.

Cumhuriyetin en önemli, hayati eserlerinden biri, eğitim ve öğretim alanında Köy Enstitülerimiz devam edebilmiş olsaydı, bizde belki Japonya’yı fersah, fersah aşmış olurduk.
Senatör W. Fulbright’ın “Dünya da sizin düşüncelerinizi anlayan kişilere sahip olmak, deniz altı gemilerine sahip olmaktan çok daha büyük bir güvenlik sağlar” sözleriyle başlatılan “Fulbright eğitim bursları” ve “Marshall yardımları plânı” ile devam eden “Barış Gönüllüleri“ projeleri ile kurulan kolej ve Üniversitelerle tamamen faydasız bilgilerle doldurulmuş beyinler haline getirildi insanlarımız ve geleceğimiz olan gençliğimiz….

Ancak, vaktinde uyananlar, bu dayatma eğitim modelinden kurtuldular.

Milli ve Manevi değerlerine bağlı, itibarlı, güçlü ve onurlu, birinci sınıf devletler olarak dünya milletler topluluğunda yerlerini aldılar.(Japonya, Almanya, Güney Kore gibi)
Ama gaflet uykusu ısrarla sürdürülen, Obskürantizm; karanlıkçılık, bilmesinlercilik ile yetiştirilen nesiller devletlerini yönetemiyor, ülkelerini geliştiremiyor, başarılı olamıyor ve insanlarını mutlu edemiyorlar.

Biz daha Çanakkale’mizi yeni, yeni keşfediyoruz. 1915 yılını Ermenilerden öğreniyoruz. İkisi de aynı yıl cepheye alır götürürsen bütün gençliği, Azınlıkları da almazsan askere, birileri de onları silahlandırır, cesaretlendirir azdırır da saldırtırsa, savunmasız köylere işte Ermeni mezalimi. Cephede köyünün basıldığını öğrenen firar ederse cephe güvenliğin bozulacak, Ermeni’yi başka vatan bölgesi Şam’a kadar götürür, taşırsan vay sen tehcir yaptın ver Boğazlıyan Kaymakamının boynunu ben boğazlattırayım da görsünler gününü, sinsinler, pıssınlar sesleri solukları çıkmadan onlarda sıralarını beklesinler mantığını bizler okul sıraların da mı öğrendik?

Tarihçi olmayan Emin Oktavitz’in düzmece tarih kitaplarından mı öğrendik.

Okul bitirip öğretmen olan meslek içi eğitimle canlı tutulmalı bilgiyle mücehhez kılınmalı mahallesinin, köyünün, beldesinin gerçek aydınlığı, kanat önderi olmalı tabi lahana, pırasa, çorap, gömlek de sattırtılma malı.

Hakkı, hukuku öğretmenlerimizden almalı, hukukçulara da fazla iş ve maaş bırakmamalıyız.

Doktorsuz ölürüz, hukuksuz yaşayabiliriz, ama öğretmensiz yok oluruz. Sürdürülebilir kalkınma, eğitimden geçer. Öğretmenliği maişet temin eden bir meslek olmaktan çıkarıp, bir MEŞREB haline getirmeliyiz. İşte Japonya, işte Güney Kore başarmış.
Biz daha ne dururuz.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Çalıkuşu
2 Haziran 2013 23:00

Yalçın Koçak,

Yorumumu dikkatle okursanız, benim parti adı yazmadığımı göreceksiniz.

Ben "Köy Enstitüleri'ni kapatan zihniyet" demişim aşağıdaki yorumumda. Bunu da bilerek dedim.

1940'ta, mecliste, Köy Enstitüleri'nin açılması ile ilgili oylamaya, CHP'nin 148 milletvekili katılmamıştır. Bu 148 milletvekili, Köy Enstitüleri'ne şiddetle karşı çıkan milletvekilleridir ve aynı zamanda daha sonra, CHP'den ayrılıp DP'yi kuran milletvekilleridir; ki bunların başında da Menderes vardır.

***

Menderes, 1950 seçimlerinin propagandasını, Köy Enstitülerini kapatacağı üzerinden yürütür.
CHP'nin içinde kalan, ama Köy Enstitüleri'ne, kendi kişisel çıkarları için karşı çıkan bir başka grup milletvekili de vardır. Onların tek derdi, özellikle doğuda, kendi güçlerinin ve otoritelerinin kaybolacağıdır.

Kinyas Kartal bunu şu bilindik sözleri ile açıklar:

"Köy Enstitüleri kesinlikle komünist uygulama değildi. Doğuda en yüksek eğitim gören insan benim. Köy Enstitüleri, bizim devlet üzerindeki gücümüzü kaldırmaya yönelikti. Bunu içimize sindiremedik. Benim Van yöresinde 258 köyüm var. Bunlar devletten çok bana bağlıdırlar. Ben ne dersem onu yaparlar. Ama köylere öğretmenler gidince benim gücümden başka güçler olduğunu öğrendiler. DP ile pazarlığa girdik, kapattık."

Ne diyor Kinyas kartal?
"DP ile pazarlığa girdik, kapattık."

Menderes'in seçim propagandası, CHP içindekilerin kişisel tutumları ve dış siyaset (Truman doktrini filan...), İnönü'yü, yanlış olarak, Enstitüler konusunda geri adım atmaya zorlar; Köy Enstitüleri'nin işlevini, neredeyse, ortadan kaldıran düzenlemeler yapılır; ama Köy Enstitüleri'ni tümden kapatan da, seçimde söz verdiği üzere, Menderes olur.

Başta Menderes ve diğerleri, Köy Enstitülerini "komünist yuvası, diz boyu ahlaksızlık yerleri"(aşağıdaki yorumcu gibi) olarak görürler; ama Kemal Tahir gibi başkaları da, "faşist yetiştirme merkezleri" olarak görürler.

***

İnönü bu okulların arkasındadır:
"Köy enstitülerini cumhuriyetin eserleri içinde en kıymetlisi, en sevgilisi sayıyorum. Köy enstitülerinden yetişen evlatlarımızın muvaffakiyetlerini ömrüm boyunca yakından ve candan takip edeceğim" (1941)

Ama, dönemin siyasi gelişmeleri nedeniyle gücünün okulların açık kalmasına yetmediğini yine kendi şöyle anlatır:

"…Ben Köy Enstitüsü düşünüşüne inanmışımdır. İnanmış bir insan sonuna kadar bunu yürütür. İdealizmde, felsefede bu böyledir. Ama ben politikacıyım, uygulayıcıyım. Ben gücüme göre, gücümün var olduğu yerde gücümü gösterebilirim. Ben dâhi değilim, politikacıyım. Çünkü artık gücümü yitirdiğim bu noktada, orada dururum. Bu noktada gücümü yitirmiştim…"

***

CHP ve İnönü'yü suçlamak, en kolayı.

Onder Torun
2 Haziran 2013 14:42

düzeltme:1959 değil 1949 .

Onder Torun
2 Haziran 2013 14:34

öğretmen okulu 1976 Hasanoğlan mezunuyum.Halen çalışıyorum.Köy Enstitülerini CHP li Milli Şef Sayın İnönü Kapatmıştır.Bu Enstitülerdeki rezaletler ayyuka çıkmıştı.(Yatakhanelerde kız ve erkek öğrenciler aynı yataklarda yatıyorlardı.Kominist,leninist Marksist bir eğitim veriliyordu . vs vs.)bunlar bir kaç tenesi.Bu anlatılanları bizzat yaşayan öğretmenlerimiz anlatıyordu.Yorum size ait.Ancak Enstitüler 1959 yılında Sn.İnönü tarafından kapatılmıştır.Saygıyla arz edilir.

Koçak
1 Haziran 2013 02:04



Pek önemi yok ama hatırlatalım. Köy Enstitülerini Menderes kapatmadı. Kapatma kararı CHP'nin. Bilginize

Çalıkuşu
29 Mayıs 2013 22:33

Cumhuriyetin en önemli, hayati eserlerinden biri, eğitim ve öğretim alanında Köy Enstitülerimiz devam edebilmiş olsaydı, bizde belki Japonya’yı fersah, fersah aşmış olurduk.
......................................................

Eğitim ve öğretim alanında, Cumhuriyetin en önemli, hayati eserlerinden olan Köy Enstitülerimiz devam edebilmiş olsaydı, BİZ DE belki Japonya’yı FERSAH FERSAH aşmış olurduk.

Cümle, ancak bu kadar düzeltilebilir.
Baştan yeni bir cümle kurmak daha iyi.
“DE”, “bile, dahi” anlamında ise, ayrı yazılır.
“Fersah fersah” ikilemedir; aralarına virgül konmaz.

Yalçın Koçak, Köy Enstitüleri için ağıt yakıyor da, onları kapatan zihniyet, Özal’ın devam ettirdiği zihniyettir ki, Koçak Özal’ın milletvekillerinden biridir.

Tüm Yorumlar (7)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI