Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

27 Mart 2017

 

31 Mayıs 2013

Garipçe Köprüsü

Kayda Geçsin

Üçüncü Köprünün inşaatının açılış töreninde köprünün adını açıklayan Sayın Cumhurbaşkanı bizlere sürpriz yaptı.

Köprüye bu ismi vermek için Cumhurbaşkanımızın ‘arkadaşlar’ , ‘hükümet’ , ‘biz’ düşündük mealindeki sözlerini ekranlardan izledik duyduk.


Sayın Cumhurbaşkanımız çoğul konuştu, tam olarak kimler anlayamadık . Anlayabildiğimiz milyonlarca Alevi ve benim gibi düşünen Sünniler , diğer inanç gruplarındaki İstanbul’lular bu pluralizme dahil değil.

Hiç birimiz yokuz yahu.

Bize fikrimizi soran olmadı.

İstanbul gibi Anadolu’nun değişik etnik, inanç gruplarının oluşturduğu bir dünya kentinin oturanlarına soran yok, isim önerisi alan yok, hatta plebisite gitmeyi akıl eden yok hop isim konulmuş.
Kimler koymuş, ‘biz’ kimler ?
Cumhurbaşkanı ve Hükümeti anladık, fakat isim babası, ilk akıl eden kimdir , onu ismen öğrenelim ve kayda geçirelim.

Köprü gibi ortak bir sevinci kabusa döndüren aklın ileride adını gün olur münasip bir yere yazar bu millet.

Köprüye Yavuz Sultan Selim adının verilme sebepleri ise bin türlü tartışmaya açık, Safeviler’e ( 1501 - 1736 ) hatta Memluk’lara (12 yy ) Selahattin Eyubi’ye dayanmış bulunuyoruz.

Bu dozu kaçmış ‘tarih bilinci’ nin acil tedavisi gerekiyor.

Sigaradan, köprüye , üniversitenin ölmüş Sultan’a verdiği onursal doktoraya her konuyu tarih üzerinden götürmenin anlamı yok , geçmişperestlik geleceği tahrip eder hale geldi.

Bundan fütürist projelere yönelen Ak Parti zarar görmeyecek mi sanki ?

Halkımızın emperyal duygulara düşkünlüğü dünyaca bilinmektedir.
Hatta yabancı istihbaratların malumu olduğunu da duymayan sağır sultan kaldı.
Siyaseten kullanıma açık bir alan içeride ve dışarıda , fakat bu kadarı ters tepecektir aslında bu da iyi bir şeydir.

Tarih bilinci ayrı, geçmiş üzerinden rövanşist gelecek kurmak farklı şeyler .

Köprüler, barajlar, kanallar , hava limanları , santrallar gibi büyük projelerin hepsi fütürist işler , gelecek vardır hepsinde geçmiş değil.

Bu durumu önemle kayda geçiriyoruz.

Bu tür anıtsal yapılara verilecek isimler halka bırakılmadığı için sokak, bulvar isimlerinin durmadan değiştiği bir ülke olduk, kronik bir hastalıktır bu.

Ama halkın verdiği isimler çok daha hakkaniyetli olduğundan hiç değişmez.
Örneğin Sivas’da , İzmir’de Halil Rifat Paşa’nın ismi verilen yerler durur, çünkü nesilden nesile kalplere geçmiş hizmetleri vardır .
‘ Devlet dedeme kazık attı mal sipariş etti sonra vaz geçti almadı bende şimdi iktidarın parçasıyım bakın görün’ rövanşizmi ile tarihden intikam alınarak verilmiş isimlerin silinmesi mukadderdir.
Halil Rifat Paşa’nın adı okullara verilmiştir , spor kulüplerine verilir çünkü halkın içinden gelmiştir ve henüz hoyrat eller dokunamamıştır , çünkü o ‘Gidemediğin Ye Senin Değildir’ sözünü söylemekle kalmamış arkasında durmuş kayaları delmiş yollar açmış bir devlet adamıdır.

Şimdi olanlara bakın ; köprümüz olacak diye seviniyoruz, borçlanıyoruz ama olsun kemerleri sıksakta değecek gelecek nesillere yatırımdır diyeceğiz daha temel atma töreninde burnumuzdan geldi.



Tartışmanın derinine girmeyelim, lakin Meclis Başkanımız’ın buram buram siyaset ve propoganda kokan konuşmasına ne diyelim, bilhassa günün ehemmiyetine uymayan ‘para’ konusuna vurguları umarım yabancı konuklara çevrilmedi.

Allahtan bu iktidarın çeviri yapmama , yapamama gibi bir özelliği var, Sayın Başbakan’ın Beyaz Saray ziyareti sırasında yaptığı konuşmaların bırakın kötü çevrilmesi, çevrilememesi gibi özelliği olduğunu kulaklarımızla duyduk.
Hatta bir iki yerde Sayın Başbakan yardımcı oldu, Sayın Başbakan İngilizceyi söktü bunlar adamın söylediğini tercüme etmekten acizler.

Neticede bir köprü yapılıyor, memleketin ortak sevinci olacakken burnumuzdan geldi.

Ya sonrası ; akillerin tok sözlü kadın Prof.’u Deniz Ülke Arboğan ne yazmış ; ‘Eğer böyle bir ortamda Yavuz Sultan Selim şuurlu bir seçimse mesaj net ‘kavgaya hazırız’ şuurlu bir seçim değilse mesaj yine net ‘az akıllıyız’.

Hükümetin seçtiği akiller hükümetin aklını sorgular hale geldi, daha önce Avni Özgürel’de ‘Tayyip Erdoğan’ın aklı olsa bu kadar akil seçmezdi’ demişti .

Bir başka tarih ahkamcısı daha önce ‘kuyucu Murat’ ın isminin Alevi katliamıyla ilgili olmadığını kendisinin vezir olmadan önce kuyu açtığını söylemişti Maaşallah daha sonra ‘Akil’ oldu.

Bir akil kendisini eleştirenlerle mahkemelik, diğeri Sünni’likten çıktığını açıkladı.
Muhalefet gibi çalışıyor akiller, aşkolsun ! aman görev süreleri uzasın .

Yavuz Sultan Selim’in kaç Alevi katlettiği hususunda rakkamlarda anlaşma sağlanamaması noktasına gelinmesi ise bir başka büyük ayıp.
Aynı Ermeni Meselesine döndürdüler .
Ne oldu barış diline, ne oldu Ak Parti’ye ?
Yoksa her siyasi partimiz gibi yarattığı dar çevresinin kubanı mı oldu ?

Yeni köprünün adı Anadolu yakasında başladığı yere atfen keşke ‘Garipçe Köprüsü’ olsaydı.
Hem dokunaklı , hüzün veren birbirimize yabancılaşmamızın hemde acaipliğimizin simgesi olurdu.
Her şeye rağmen ‘Garip’liğimizi ayaklarımız altına alıp batıya yolculuğumuzun simgesi.

‘Garipçe Köprüsü’ nü kayda geçiriyoruz , geleceğe tutunuyoruz ve batıya doğru yürüyoruz.

Sokullu Mehmet Paşa tarafından Vişegrad’da Drina ırmağı üzerinde yapılan köprüye ‘Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü’ adı verildi de ne oldu ?

Köprü dünyada İvo Andriç’in Nobel edebiyat ödülü alan ‘Drina Köprüsü’ romanı ile tanınır.

Biz ‘Garipçe Köprüsü‘ nü bir gün yazabiliyor muyuz , adı o zaman konur ve aslolan budur.
Şimdilik sinirlerimizi bozmayalım, bu da gelir bu da geçer.


Sevgiyle








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI