Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

6 Haziran 2013

Direniş AKP'deki çatlağı büyütüyor

AKP iktidarı, tarihinin en büyük kriziyle karşı karşıya... Ve bu krizden çıkabilecek bir reçetesi de yok! Çünkü; bu kez karşılarında sanal değil gerçek bir güç var: Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu örgütsüz ama etkili bir muhalefet...

Ve bu muhalefet, interneti iyi kullanıyor, AKP iktidarının besleyip büyüttüğü medyasının ideolojik bombardımanını yerle bir ediyor. Aklı, zekası ve yaratıcılığıyla, AKP medyasının gazetelerini, adeta mizah dergisine dönüştürüyor. AKP medyası ne yaparsa yapsın, etkili olamıyor. Çünkü; interneti doğru ve hızlı kullanan milyonlarca genç, istediği gündemi yaratmayı başarıyor.

AKP iktidarı bu yüzden, İzmir'de tweet yazan 32 genci sudan sebeplerle gözaltına aldırtıp topluma korku salmayı tasarladı. Bu şiddet bile, gençleri yıldırmadı. Gezi Parkı'nda başlayan demokrasi direnişi, yurdun dört bir yanına yayıldı.

Bir önceki yazımda, Recep Tayyip Erdoğan'ın kibri, inadı, demokrasi dışı tutumu ve ''tekçi anlayışı''nın toplumu bunalttığını söylemiştim. Erdoğan bugün de aynı çizgide... Mahkeme kararına rağmen, Topçu Kışlası'nı yapıp içine alışveriş merkezi kondurmakta ısrarlı...

AKP hep böyleydi... Ancak; son bir kaç ayda yaşadıklarımız, AKP'nin farklılıklara tahammülünün olmadığını toplumun tamamına gösterdi!

TC'nin kurumlardan silinmesi, milli bayramların yasaklanması, çuvallayan Suriye politikası, kürtaj düzenlemesi, içki ve ruj yasağı toplumu bunaltmaya başladı. Bunun üstüne bir de tamamen yasadışı olan 3. Köprü'ye 'Yavuz Sultan' isminin verilmesi, sıkışan gazı patlattı. Gazın patlamasındaki en etkili söz ise kuşkusuz ki; "iki ayyaş'' oldu. Toplum, değerlerine hakaret edilmesine daha fazla sessiz kalamadı.

Sokaklara dökülen milyonlarca insan, Recep Tayyip Erdoğan'ın hakaretlerine, kibrine, inadına, keyfi davranışlarına "Yeter artık'' dedi. Ardından da ekledi: "Gazından da bombandan da korkmuyoruz!"

Bu yüzden eliyle besleyip büyüttüğü medya, halkın direnişini kirletmek için olmadık yalanlar üretiyor; direnişin etkisini kırmaya çalışıyor.

''Örgütsüz ve lidersiz''
devam eden direniş ise her geçen gün büyüyor. Şu ana kadar üç kişi hayatını kaybetti. Birçok insan ise polis şiddeti yüzünden kör oldu. Onlarca kişi sakat kaldı. Buna rağmen, çatlayan direniş güçleri değil, AKP oldu!

AKP içinden tek bir kişi bile, şu ana kadar ekranların önüne çıkıp Recep Tayyip Erdoğan'ı savunmadı; savunamadı! Yalçın Akdoğan hariç! Akdoğan, konumu gereği, "Yedirmeyeceğiz'' gibi apolitik bir dille Başbakan'ı savunmaya çalıştı. Erdoğan'ın icraatlerini ve ağaç kesmeyi açıktan savunamadığı için, çareyi komplo teorilerinde aradı. Başbakan'ın aklı olarak adlandırılan Akdoğan'ın entelektüel kapasitesinin alt düzeyde seyrettiği de son olayların ardından görülmüş oldu.

Farkındasınız; AKP'liler, direniş karşısında bozulan kimyalarını "komplo teorileri''nin ardına sığınarak toparlamaya çalışıyor. Halkın artık kendilerini istemediğini, yaptıklarının onaylanmadığını, toplumun büyük bir kesiminin nefretini kazandıklarını gördükçe şoka uğruyorlar! Kabullenmek istemedikleri bu somut gerçeği, komplo teorileri ile örtmeye çalışıyorlar. Böylece, kendilerine lüks ve şatafat içinde yaşama olanağı tanıyan iktidarlarını kaybetmemek için didiniyorlar. Emin olun; Tayyip Erdoğan hiç birinin umrunda bile değil... Erdoğan, AKP içinde yalnız bir adamdır! AKP'de tek bir dostu bile yoktur...

AKP'ciler, komplo teorisi üretirken, halkın direnişini kirletmeye çalışıyor ve gerçeği yine söylemiyorlar. ''Erdoğan'ı yedirmeyiz'' diyerek, aslında kendi içlerindeki kavgayı da itiraf etmiş oluyorlar. Zira; o sözler, direnişçilere değil, AKP içindeki ittifakı oluşturanlara söyleniyor.

Herkes biliyor ki; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Fethullah Gülen, birlikte hareket ediyor. Gül ve Gülen, birçok konuda mutabık... Tayyip Erdoğan, bir yandan halkın tertemiz ve saf direnişi, bir yandan ise bu iki gücün hamleleri karşısında ne yapacağını kara kara düşünüyor.

Biliyorsunuz; Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan'ın yurt dışına çıkmasının ardından, birden bire "akil adam"lığa soyundu. Sempatik görüntüler vermeye başladı. İçki yasağını ayrıntılı olarak değerlendireceğini söyledi ve direniş karşısında "Mesaj alınmıştır'' diyerek, kendisini farklı bir yere oturtmaya çalıştı. Oysa ki; farklı olduğu yok... AKP'nin olumsuz tüm icraatlerinin sorumlularından biridir Gül!

Gül, şimdi bunları unutturup direniş karşısında zor duruma düşen AKP'nin içine gireceği krizden, kendisine bir çıkış yolu bulmanın derdinde... Çünkü Gül de biliyor ki; Erdoğan'ın kullanım süresinin sonuna geliniyor. Halkın bu denli tepki gösterdiği bir siyasetçinin iktidarda uzun vadeli kalamayacağını Gül de biliyor! Bu yüzden, halkın yanındaymış gibi görünüp AB ve ABD'ye de mesaj veriyor. "Ben buradayım'' diyor.

Gül, Erdoğan'dan bıkan Batılı ve ABD'li çevrelerle hep sıkı fıkıdır zaten... Bir yazımda, Kürt sorunu sürecinde, Gül'ün fazla öne çıkmaması yönünde uyarıldığını ve "Bekle, ismini yıpratma'' denildiğini aktarmıştım. Gül, artık o günlerin yaklaştığını düşünüyor. Keza Fethullah Gülen de Erdoğan'dan iktidarı geri alabilmenin hesaplarını yapıyor. Kısacası; halkın direnişi, AKP içindeki çatlağı hem su yüzüne çıkarıyor, hem de derinleştiriyor. AKP'liler, halkın direnişi karşısında ''derin güç'' arıyorsa, dönüp aynaya bakmalıdır! ''Direnişçileri ABD destekliyor, Koç Grubu destekliyor'' diye iftiralar atmak, çözüm değildir. Koç'un ve ABD'nin AKP'yi nasıl kullandığı, kimin hangi çıkarları AKP sayesinde elde ettiği ortadadır. Direniş, AKP içindeki çatlağı büyütmüştür. Çatlağı, komplo teorileriyle kapatamazlar. Bu çatlak bir kırılma yaratacaktır.

"Polise ilk gaz sıkma emrini kim verdi?" tartışması da bunun bir tezahürüdür. Başbakan'a yakın isimler, "Gazı, görevden alınan, görev yerleri değiştirilen cemaatçi polisler sıktırdı'' diyor. Gülen'e yakınlığıyla bilinen Mehmet Baransu ise, "İlk emri Başbakanlık Müsteşarı Efgan Ala verdirdi'' iddiasını ortaya atıyor. Kavga, bu kez de gaz üzerinden patlak veriyor.

AKP'nin bu haliyle yürüyemeyeceği, kendisine dayanak oluşturan liberallerin desteğini her geçen gün kaybettiği, Erdoğan'ı birkaç yalakanın dışında kimsenin açıktan savunamayacağı günleri yaşıyoruz.

Burada önemli olan; ana muhalefet partisi CHP'nin ne yapacağı ve nasıl bir tutum takınacağıdır? CHP eğer bu kitleye önderlik yapamaz ve patlayan muhalefeti kendisine kanalize edemezse, sonuç hepimiz açısından hayal kırıklığı olur. Türkiye, Erdoğan'dan kurtulur ama bu kez de Gül - Gülen Koalisyonu'nun eline düşer...

CHP'nin bu süreci doğru okuyup buna göre davranacağına ilişkin bir emare göremiyorum. CHP kurmayları, bırakın direnişin içinde yer almayı, etkileyip yönlendirmeyi; direnişten tamamen koptular...

Bunda kuşkusuz, yakıp/yıkma olaylarının artması ve bunların CHP'yle ilişkilendirilmesinin de payı var. CHP, kendisine yapıştırılmaya çalışılan bu etiketin farkında... Ancak; bu ''CHP hiçbir şey yapmamalı'' anlamına da gelmiyor. Hakkını yemeyelim: CHP'nin birçok milletvekili ve yöneticisi, alanlarda AKP faşizmine karşı dişe diş bir mücadele veriyor. Halkın yanında oluyor, karakola su taşıyor, hukuksuzluğun peşine düşüyor. Bunları görüyor, izliyoruz..

Ancak önemli olan, bunu ''bireysel'' değil, örgütlü bir hale getirmek ve gelişen muhalefeti doğru okuyup ona öncülük edebilmektir. AKP tarihinin en büyük krizlerinden birini yaşıyorken, doğru politikalar üreten yapılar, iktidara bir adım daha yaklaşacaktır. Süreci doğru okuyamayanlar ise sıkışma yaşayacaktır.

BDP'nin tavrı buna en iyi örnektir. Türkiye partisi olma iddiasındaki BDP, AKP'ye kaşı gelişen muhalefetin yanında durmadı. Durmayı bırakın, üstüne üstlük bir de hakaret etti. Alanlara çıkan yüzbinlerce demokrat, sosyalist, sosyal demokrata "ırkçı-faşist'' dedi.

AKP'nin kuyruğuna takılan BDP o denli bir ideolojik savrulma yaşadı ki; ağzından çıkanı kulağı bile duymadı. Direnişin içinde kendi milletvekili olmasına rağmen, bu gerçeğe bile gözünü yumdu. Ve kitlesini alandan çekti. Çünkü; kuyruğuna takıldıkları AKP ile aralarındaki ilişkiyi bozmak istemiyorlardı. Hatta; bu yüzden KCK sanığı, KESK Başkanı ve Akil İnsan Lemi Özgen'e bile farkında olmadan hakaret ettiler. Alanlara çıkanların, ''barış süreci''nin karşısında olduğunu söylediler. Böylece, BDP'nin olaylara artık AKP gözüyle baktığı ve kendisini anlamsızlaştırdığı da görülmüş oldu. BDP'nin ''ekolojizm'' gibi süslü laflarının hiçbir kıymeti harbiyesinin olmadığı da ortaya çıktı. Bunun tipik entelektüel gevezelik olduğu görüldü. Gezi Parkı'na sahip çıkmakta kararsızlık yaşayan BDP'nin ''ekoloji'' üzerine bundan sonra söyleyeceği sözler de bu kötü sınav sonrası inandırıcılığını yitirdi.

CHP bu bağlamda, BDP'nin pozisyonuna düşmemelidir. Kendiliğinden gelişen bu muhalefeti, muhalefetin dilini, araçlarını, sosyolojik yapısını analiz edip buna göre davranmalıdır.

Korku duvarı aşılmış ve yıkılmış, milyonlarca insan, kurşuna, biber gazına, bombaya rağmen, AKP önünde diz çökmemiştir. Bunlar umut veren gelişmelerdir. CHP yeter ki bunu doğru okusun ve iktidara hazır olduğu algısını yaratsın...

Gerisini zaten halk getirecektir...
Halk artık 'eskisi gibi' yönetilmek istemediğini göstermiştir...

CHP yeter ki; umut versin... Başka bir şeye gerek yok...


www.twitter.com/barisyarkadas








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Mursiye
13 Ağustos 2013 22:02

Türkiyenin Mursisi olası Eylül 2 ci gezi direnişiyle Mısırdaki eşbaşkanının akibetine uğrayacaktır. Yüce Divanda toplu halde yargılanacakları günler çok yakındır. Yobazların ömrünün geri kalan kısımlarını zindanlarda geçirecekleri gerçeği açık ve nettir.

saf bir vatandaş...
4 Ağustos 2013 13:27

Karaman şahin...neyi anladın?13.yıllık iktidar dönemin de,bir şey anyamadın da,şimdimi anladın?Siz de rantçı iseniz,size de dencek hiç bir söz zaten olamaz!Bedavadan,terlemeden,çalışmadan bir yaşam felsefeniz mevcutsa bu tam size göre bir felsefe!Bu felsefenin değişmesini istemek sizin açınızdan delilik olur .

Kahraman ŞAHİN
4 Ağustos 2013 12:50

Size özellikle hatırlatmak isterim ki bu gezi olaylarından sonra anlatım ki mevcut iktidara iktidar olabilmesi için partili bile olmasam destek vermeliyim.Çünkü kendilerini gezici diye atlandıranlar da kendilerinin olduğunu anladım ve inşallah yerel ve genel secimlerde AKP YE oy vereceğim.inşallah milletimiz için hayırlı olur.

Heyhat
17 Haziran 2013 23:03

Çalıkuşu
12 Haziran 2013 11:29
***********
Sayın Çalıkuşu takip edin lütfen.O isim şu an itibariyle postalandı.Yani imzasını geri çekmiş.

bige
12 Haziran 2013 11:48

BU HAFTA DUYDUGUM IKI EN DOGRU

TAKSIMDE AGACA SARILANLAR, SIZ SILIVRIDEKILERI
ODUN MU SANDINIZ
-----------------------------------------------------------------

IRAN GAZETESINDEN:

TURKIYE TAKSIMI SAVUNURKEN ELLERINDEN PETROLLERI ALINDI

Not SEZERIN LOZANI DELER DIYEREK VETO ETTIGI VE
ANLASMASINDAN MILLI MENFEAT SARTI KALDIRILAN
PETROL YASASI MECLISTEN SESZICE GECTI....

Tüm Yorumlar (165)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI