Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

25 Mart 2017

 

8 Haziran 2013

“Gezi” Gerçeği

Oy demek iktidar demek değildir. Sandık, iktidar olmanın tek ve vazgeçilmez unsuru değildir. İktidar, oyu ve sandığı kullanarak, hukuka bağlı kalarak, belirli bir süre ülkeyi yönetme yetkisidir, o kadar. İktidar, kadiri mutlak değildir. Birileri birilerine bu gerçeği anlatmalıdır.

Demokrasi çoğunluğun lütfu ile değil, azınlığın güvencesiyle oluşur. Demokrasi hiçbir ayrım gözetmeden insana, insan onuruna, insanın yaşam biçimine, insanın inancına, insanın değer yargılarına saygıyı gerektirir. Seçim, sandık, oy çokluğu sonra gelir. Birileri birilerine anlatmalıdır bu ayrıntıyı.

On günden beri Taksim’de Gezi Parkı’nda toplanan insanlar bu gerçeği anlatmış olmalıdır birilerine.

Tek başına hiçbir siyasi parti, tek başına hiçbir sivil toplum kuruluşu, hiçbir sendika, hiçbir meslek odası, hiçbir demokratik kitle örgütü, hiçbir üniversite o kalabalığı, o bilinci, o birlikteliği, o kardeşliği, o amacı yaratamazdı. O gün orada halk vardı, çapulcu yoktu. O gün orada bilinçli insanlar vardı, ayyaş yoktu. O gün orada, çok adam vardı, tek adam yoktu.

Gezi Parkı’nda genç – yaşlı, kadın – erkek, her türlü inançtan insanlar vardı. Türk, Kürt, Arnavut, Alevi, Gürcü, Çerkez, Azeri, Boşnak, Balkanlı, Kafkaslı giderek Asyalı, Afrikalı, Avrupalı insanlar vardı. Çevreci bir duyarlılıkla bir araya gelen 40 – 50 kişiye karşı emniyetin gösterdiği dengesiz tepki, orantısız şiddet İstanbul’u, Türkiye’yi, giderek bütün dünyayı bir anda ayağa kaldırdı. Bu dalga bir anda 5 kıtaya yayıldı. Bu tepki bir anda bütün dünya basınında haber oldu, görüntü oldu. Bütün spor kulüplerinin fanatik taraftarları, formalarının farklılıkları içinde bar tuttu, halay çekti, şarkı söyledi. Bundan daha güzel, bundan daha anlamlı bir görüntü olabilir mi?

Şimdi bütün bu gerçekler, bütün bu olaylar karşısında iktidarın başı, ekranın önünde “Ben istersem oraya 1 milyon insan yığarım” dedi, deyiverdi. Doğrudur, iktidar oraya bir değil birkaç milyon taraftar toplar. Ve birkaç yüz bin kişiyi bulan karşıtlarını tepeler, susturur. Sonuç: Onlarca ölü, yüzlerce yaralı…

Şimdi sormak gerekir. Devlet yönetmek bu mudur? Devlet yönetmek böyle mi olur? Devlet yönetiminde böyle bir anlayış olabilir mi?

Orada bulunan göğsünde ay yıldızlı forma, kolunda Atatürk dövmesi olan bir genç kızı göz yaşartıcı gaz, tazyikli su, plastik mermilerle sindirip öldürmek uygar bir devlet yönetimiyle açıklanabilir mi? Türkiye’de 77 ili, dünyadaki bütün ülkeleri ayağa kaldıran bu kitleleri ayaküstü suçlamak, sorgulamak, sınıflandırmak, ötekileştirmek uygar bir devlet adamına yakışır mı? Bu örnekleri birileri anlatmalı birilerine.

Bu tepkinin kaynağı, yıllardan beri bu kadar çok ve bu kadar büyük hatalar yapan tek adam iktidarına yönelikti. Bu heyecanın kaynağında yıllardan beri biriken öfke vardı. Bu başkaldırının kaynağında insanı küçümseyen, aşağılayan, dinlemeyen, anlamayan iktidara bir hatırlatma vardı. Bu heyecanın kaynağında “tencere – tava hepsi hava” söylemine bir karşılık vardı.

Devlet yönetimi bilgi ister, sevgi ister, hoşgörü ister.

Nasıl mı? Şöyle:

27 Mayıs 1960 Devrimi’nden önce, yine bir Mayıs gününde Hindistan Başbakanı Nehru Ankara’ya gelmişti.

Gazeteciler sordular: “Ekselans, Hindistan’ın bugünkü sorunu nedir?”

Cevap: “Hindistan’da 450 milyon insan yaşar ve bunların her biri ayrı ayrı bir sorundur. Bizim görevimiz ise o sorunları çözmektir”

Bizim İsmet Paşa da, “Devlet adamı, devleti, ülkeyi sırtında taşıyan adamdır” derdi.

Bilmem anlatabildim mi?








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

vandal abdullah
13 Haziran 2013 22:09

EE VALLAHİ,NEREDEYSE H.YILMAZ
ÇALIKUŞUNUN KAFASINI KOPARACAK !!!
BEYLER,MEDENİ OLUNUZ..YORUMLARINIZ
SİZLERE AİTTİR.BAŞKASININ YORUMUNA
KAFA ATMAYINIZ...AMAN DİKKAT....

H.YILMAZ
13 Haziran 2013 18:36

CEVAP VERMESİ GEREKMEYEN''ÇALIKUŞU''YAFTALI ŞAHIS NE DİYE CEVAP YETİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORSUN? ''TÜRK ULUSUYLA, KÜRD MİLLİYETİ EŞİT OLAMAZ''DİYEN ZİHNİYET HANGİ BÖLGENİN NİYE BOŞALTILDIĞININ İSPATIDIR.KÜRD HALKINI DAHA BAŞTAN REDDEN BİR ZİHNİYETE KARŞI NE YAPILABİR Kİ ? EN İYİSİ YÖREYİ İYİ BİLEN EMEKLİ DR.İLE ÖĞRETMENE SORMAK. AYDIN GEÇİNEN TİPLERİN OTURUP TÜRKİYE'NİN EN TEMEL SIKINTISI OLAN KÜRD MESELESİNİ ÖĞRENMESİ GEREKİYOR.

Yaşar
13 Haziran 2013 17:57

Sayın Çalıkuşu ağzınıza sağlık,H.Yılmaz bütün yorumlarını Kürd üzerine oturtur,geçenlerde Sayın Neşe Doster'in bir yazısına da benzer bir yorum yapmıştı...

Çalıkuşu
12 Haziran 2013 17:56

korkusuz, bir.
doğrucu, iki.
gerçek CHP'li, üç.
Bu da etti, dört.

Dört eden H.Yılmaz.
Bir ara biri bir yorum yazdı da, H.Yılmaz'ın, sadece Dosterler'in yazılarının altına yazdığı bu "KÜRD" yorumlarını okumaz olmuştuk.

Bu papağanları hangi okulda, hangi öğretmen yetiştirdi acaba?
Acaba, benim de bir payım var mıdır bu papağanlarda?

H.Yılmaz, sen başka söz bilmez misin?
Soru sormaz mısın?
Mesela, Ege'nin köyleri niye boşaltılmamış, diye sormaz mısın?

Bir KÜRT'ün (KÜRT yazılır, Kürt; KÜRD değil), bu ülkede, bir Türk'ten eksik olan nesi var? Türk'ün Kürt'ten fazla nesi var?
Asgari ücret, Türk için daha mı fazla, mesela?

Barışmış!
Ne barışı?
AB, ABD, BOP ve onların taşeronu iktidar ve terör örgütünden barış mı gelir?
Ayrıca, kim kiminle küs de barışacak?

İktidarın da bir şey kabul ettiği yok.
Eğer, iktidar birilerini kendi olarak kabul ediyorsa, niçin, Kılıçdaroğlu'nun soyu ile uğraşıp durdu meydanlarda?
Niçin "Kürt olarak kabul ettiği" Kürtlerin inanışına veryansın etti? Neden "Zerdüşt bunlar" diye hakaret etti Kürtler'e?

Merak etme, Sırrı Süreyya, AKP'ye yardım ediyor. İster gül, ister ağla!
Ama, şu papağan yorumlardan da vazgeç!

H.YILMAZ
9 Haziran 2013 11:40

SN. DOSTER,1990 VE SONRASI YILLARDA MİLYONLARCA MEYVE AĞACI YAKILIP,KÜRD KÖYLERİ BOŞALTILIRKEN SES ÇIKARMAYAN,YAPILAN ZULMÜ GÖRMEZLİKTEN GELENLER KÜRDLERLE BARIŞI MÜMKÜN KILAN,KÜRDLERİ KÜRD OLARAK KABUL EDEN İKTİDARA KARŞI,TAKSİM'DEKİ AĞAÇLAR İÇİN EYLEM YAPIYORLAR.GÜLER MİSİN,AĞALAR MISIN ?

Tüm Yorumlar (6)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI