Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

27 Mart 2017

 

10 Haziran 2013

'Yeni Türkiye' Gezi Parkı'dır!

''Tuvalete gidebilir miyim Tayyip Amca?''
Gezi Parkı'nda 12 yaşındaki bir çocuğun taşıdığı döviz...

AKP iktidarı yıllardan beri aynı yalanı söylüyor ve ne idüğü belirsiz bir "Yeni Türkiye''den söz ediyordu. Onlara göre, AKP iktidarı statükoyu kırmış, Türkiye'yi demokratikleştirmiş ve millet iradesi yönetime hakim olmuştu.

Ellerine geçirdikleri medya araçları sayesinde halkın önemli bir bölümünü söylediklerine inandırmayı başaran AKP'cilerin yalanı, Gezi Parkı direnişiyle birlikte tuzla buz oldu. AKP'nin, Gezi Parkı sonrası başlayan direnişe yönelik müdahalesi ve uyguladığı yöntemler, iktidar partisinin gerçek niteliğini tartışmasız bir şekilde ortaya koydu: AKP, aslında statükocu, değişime ve dönüşüme kapalı, halkın isteklerine kulaklarını tıkayan, halkı dışlayan ve kimi zaman da aşağılayan bir parti olduğunu gösterdi. Gezi Parkı direnişi, AKP'yi eskitti...

Çünkü; Gezi Parkı'nda başlayan "halkın yönetime katılma" isteği, iktidar tarafından tıpkı diğer ''statükocu'' partilerin yaptığı gibi, şiddetle bastırıldı. Şiddetin yetersiz kaldığı anlarda ise yalana ve iftiraya başvuruldu. Eylemlerin arkasında "Faiz Lobisi''nin olduğu, ''dış güçler''in devreye girdiği söylendi. AKP iktidarının "dış güçler'' olarak adlandırılan çevreler ile içine girdiği ilişkiler ise gözden kaçırılmayı çalışıldı. "Faiz Lobisi'' olarak adlandırdıkları kesimin en çok AKP döneminde para kazandığı unutturulmak istendi.

Bu tür yalanlar ve iftiralar ile halka karşı kullanılan şiddetin boyutunun artması; o iktidarın çürüdüğünü gösterir. AKP eğer gerçekten demokrat olsa; zaten kamunun malı olan Gezi Parkı'nı yandaşlarına açmaya ve orayı ticari bir alana dönüştürmeye çalışmazdı. AKP halkın çıkarını düşünen bir parti olsa; Gezi Parkı, kamuya açılır, herkesin ortak kullanımı için kullanılırdı.

AKP'nin Gezi Parkı'na yönelik tercihi, bu bağlamda iktidarın neden eskidiğini ve neden ''Eski Türkiye'nin temsilcisi'' haline geldiğini gösteriyor. AKP'lilerin adına ''statüko'' dedikleri geçmiş yönetimler de tıpkı AKP gibi davranır, eşe dosta, yandaşlara ve türedi zenginlere kamunun mallarını yağmalatırdı. Şimdi AKP de aynısını yapıyor. ''Statüko'' partileri, bu tür uygulamalara itiraz eden güçleri şiddetle bastırır, öldürtür, sakat bıraktırır, fişletir, hayatını zehir ederdi. Şimdi AKP de aynısını yapıyor.

Gezi Parkı direnişçileri ise bu bağlamda, çürüyen ve eskiyen AKP'nin halka dayattığı yaşam tarzını reddediyor. Gezi Parkı'nda yeni bir hayat kuruluyor. Farklılıkları reddetmeyen, herkesi ve her siyasal düşünceyi farklılıklarıyla benimseyen, çevreye, insan haklarına saygılı, kimseyi siyasal düşüncelerinden ötürü aşağılamayan bir hayat hem de...

Dün bütün gün, Gezi Parkı'ndaydım. Taksim Dayanışma Platformu'nun düzenlediği mitingin ardından, Gezi Parkı'nda çadır kuran gençlerin neler yaptığını gözlemledim. İlk önce CHP'nin çadırına gittim. Hatay'da katledilen CHP üyesi Abdullah Cömert için kurulan çadırda bulunan gençlerle sohbet ettim. Gençler, "Burada bulunanlar bize karşı ilk günlerde önyargılıydılar. Ama sonra bu önyargı kırıldı. Şimdi dayanışma içinde mücadele ediyoruz'' dediler. CHP'liler, Abdullah Cömert için diktikleri beş metrelik fidanın alanda bulunan herkes tarafından sahiplenildiğini söylediler.

Gezi Parkı'nda çevreciler, psikologlar, öğretmenler, kütüphaneciler, feministler, siyasal İslamcılar, sosyalistler, futbol klüplerinin taraftarları, eşcinseller, Atatürkçüler ve Kürt siyasal hareketinin temsilcileri de var. Parkta neredeyse üç bin insan gece gündüz kalıyor. Kampta kalanlar hiçbir şekilde birbirine saygısızlık yapmıyor, çatışmıyor, rahatsız etmiyor. AKP medyasının söylediğinin aksine; türban takan yurttaşlarımıza yönelik en küçük bir taciz/tehdit vaka'sı dahi yaşanmıyor. Herkes siyasal düşüncesini rahatlıkla ortaya koyuyor.

Gezi Parkı içinde kurulan çadırların önemli bir bölümünde Türk Bayrağı ve Atatürk'ün posterleri dalgalanıyor. Bayrağa ve Atatürk'e karşı bugüne dek Anti-Kemalist gruplardan tek bir tepki bile gelmemiş! Keza; Atatürkçüler de diğer siyasal anlayışlarla herhangi bir gerilim tatsızlık yaşamamış...

İşte bu yüzden, "Yeni Türkiye, Gezi Parkı'dır. AKP artık eskimiştir. AKP eskiyi temsil etmektedir'' diyorum.

İktidara geldiği günden bu yana, toplumu kamplaştıran, ayrıştıran, çatıştıran ve bu sayede iktidarda kalmayı başaran AKP, Gezi Parkı'nda ortaya konulan hayat pratiği karşısında çaresizleşiyor. Toplumu artık çatıştırarak / ayrıştırarak yönetemeyeceğini gören ve bu politikasının iflasa doğru sürüklendiğini hisseden AKP, yeni birşey söyleyemediği için çareyi şiddetin ve yalanın dozunu artırmakta arıyor.

"Yeni Türkiye''nin temsilcileri ise polisin copuna, devletin bombasına, iktidarın yalanlarına rağmen sokağı terk etmiyor. Gezi Parkı'nda somutlaşan yeni siyasal anlayış, "Artık kendi içimizde çatışarak değil, anlaşarak yaşamak istiyoruz'' diyor.

Hep söylüyorum: AKP, çatışma ve gerilimden besleniyor. Başbakan Erdoğan, bu yüzden her geçen gün daha çok şiddete başvuruyor. Gerilimi artırarak, kendi kitlesini konsolide edeceğini düşünüyor. Türkiye'nin iktidar eliyle bir felakate sürüklenmesini ise önemsemiyor. Zira; onun için geçerli olan tek şey, yeniden milletvekili seçilebilmesidir!

Bakın; Erdoğan'ı bu denli geren, sinirlerini bozan ve halkın yüzde 70'ini tehdit eder hale getiren en önemli unsur; içine girdiği siyasal çıkmazdır. Erdoğan, Suriye politikasının çökmesiyle birlikte, ABD'nin güvenini kaybetti. Türk toplumu da Erdoğan'ın Suriye politikasını benimsemedi. Erdoğan'ın tılsımı, Suriye politikasında bozuldu.

Bu politik çöküş, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı ve Başkanlık hayallerini suya düşürdü. Otoriter ve baskıcı yönetimden bıkmaya başlayan halk, iktidara verdiği desteği de azalttı. Gezi Parkı ve sonrasında başlayan toplumsal direniş, bunun en somut kanıtıdır. Erdoğan, bu tablonun kendisini Köşk'e taşıyamayacağını ve Başkanlık sistemine geçişi engelleyeceğini görmeye başladı.

Şimdi bu yüzden, gerilimi artırarak, kendi tabanını tutmaya ve yeniden milletvekili olmaya çalışacak. Biliyorsunuz; AKP'nin tüzüğüne göre, Erdoğan'ın yeniden milletvekili olabilmesi mümkün değil. Erdoğan'ın yeniden vekil olabilmesi için, tüzüğün değişmesi ve "3 dönem şartı''nın kalkması gerekiyor.

AKP ideologları da işte bu noktada devreye giriyor. Yiğit Bulut ve Yalçın Akdoğan'ın çizdiği strateji çerçevesinde "Faiz lobisi Erdoğan'ı yemeye çalışıyor'' yalanı ortaya atılıyor. Böylece, Erdoğan üzerinden ''komploya uğrayan bir lider'' portresi yaratılmaya çalışılıyor.

Toplum bu yalana inandırıldığı taktirde, devreye bu kez, ''Komploları bozmamız için, Erdoğan'ın yeniden seçilmesi gerekiyor'' söylemi girecek. Böylece, yapılacak olan tüzük değişikliğiyle, Köşk'e ve Başkanlık hayaline elveda demek zorunda kalan Erdoğan'ın yeniden milletvekili olabilmesinin önü açılacak. Erdoğan, tüzüğü değiştirdiği taktirde, Abdullah Gül'le flört eden 20 milletvekilini de elinde tutmaya çalışacak.

Erdoğan işte bu yüzden gerilimi artırıyor ve hayali bir "faiz lobisi'' yaratarak onunla gölge boksu yapıyor. Erdoğan milletvekili olacak diye, toplumun neredeyse tamamı çatışmaya sürüklenmek isteniyor. Erdoğan'ın hırsı, Türkiye'yi mahvedecek hale geliyor. Yandaş medya, Erdoğan olmadığı taktirde, kendisinin de tarihe karışacağını bildiği için, bu yalanı utanmadan / arlanmadan yayıyor. Demokratik talepler yalanlar ve iftiralarla mahkum edilmeye çalışılıyor.

Peki mızrak çuvala sığar mı?
Erdoğan kürsüden, meydandan, alanlardan güç gösterisi yaparak halkı korkutabilir mi? Zor!

Dün Gezi Parkı'nda ''konaklayan'' binlerce insanın gözlerine baktım... Hiçbirinin gözünde korkunun esamesi dahi yoktu!

Keza; Ankara, İzmir, Mersin, Tunceli, Kayseri ve daha birçok kentte alana çıkanların da gözünde korkunun eseri dahi yok!

Çünkü; toplum artık "eskisi gibi yönetilmek istemiyor.'' Toplum, ''yeni bir hayat'' arıyor. Ve AKP'nin bu hayatı ona veremeyeceğinin farkında...

Bakın; direniş özellikle iki büyük kentte büyük katılımlarla sürüyor. Bunlar İstanbul ve Ankara... Bu iki kent, AKP belediyelerinin elinde çoraklaştı... Sosyal hayat kısıtlandı. Her yere dikilen AVM'ler ve yok edilen yeşil alanlar, halkı nefes alamaz hale getirdi. Halk, tüm bu olumsuzlukların, AKP'nin bitmek bilmeyen kar hırsından kaynaklandığını biliyor. Bu yüzden, tepkisini alanda, meydanda, sokakta; kör olma, sakat kalma ve canını kaybetme pahasına gösteriyor!

Mesele; kuşkusuz ki sadece "ağaç'' meselesi değildir:

Milli bayramların ve TC'nin kaldırılması, Atatürk'e yönelik hakaretlerin iktidar tarafından küstahça dile getirilmesi, farklılıklara yaşam hakkı tanınmaması, yeşil alanların yokedilmesi, Beşiktaş İskelesi'nin kapatılması, ruj ve içki yasağı, ertesi gün hapının yasaklanması, TV dizilerine müdahale edilmesi, '3 çocuk yapın' baskısı, gençlere alkolik/ayyaş denilmesi, tek adam yönetimi, 4+4+4 sistemi, laikliğin aşındırılması, hukukun ve polis güçlerinin yandaşlaştırılması, adalete olan güvenin kaybolması, medyanın tek sesli hale getirilmesi,
metroda yapılan ''ahlaklı olun'' anonsu, 10. yıl marşına yönelik hakaretler, seçimlerde hile yapıldığına inanılması, füze kalkanının vatan topraklarına yerleştirilmesi, El Kaide'nin Türkiye'ye konuşlanmaya başlaması, Türkiye'nin bölüneceği korkusu, insan hakları ihlallerinin artması, Uludere'de 34 insanın katledilmesi, KCK / Balyoz / Ergenekon Davası'nda yaşanan hukuksuzluklar, kentsel dönüşüm adı altında yoksulların yerlerinden sürgün edilmesi ve köprüye Yavuz isminin verilmesi, Gezi Parkı direnişini motive eden unsurlardan sadece birkaçıdır.

Gezi Parkı'nda başlayan ve tüm yurda yayılan direnişe katılanlar, yukarıda saydığımız uygulamalara tepki göstermek için sahaya inmiştir. Alanlarda ve sokaklarda özellikle gençler ile kadınların çoğunlukta olması, yaşam biçiminden kaygı duyanların niteliği hakında önemli bir fikir vermektedir.

AKP iktidarı, bu hassasiyetleri algılamaktan çok uzaktır. Zira; iktidar AKP ve AKP'cileri içmeden sarhoş etmiştir. Bu saatten sonra ayılmaları da zordur. Halkın, AKP'nin ayılmasını beklemesine gerek yok. Bu zaman kaybıdır. Halkın yapması gereken, AKP'nin karşısına yeni bir hükümet programı ve herkesi kucaklayan bir yönetim anlayışı koyacak bir partiyi desteklemesidir.

Bu parti, mevcut koşullarda CHP olarak gözüküyor. Gezi Parkı direnişi, iktidara olduğu kadar, CHP'ye de uyarıdır. "Muhalefeti doğru - düzgün yap. Sen yapmazsan, seni de aşar geçerim'' mesajıdır bu!

CHP şimdi, Gezi Parkı'yla başlayan bu halk hareketinin analizini iyi yapmalı ve özellikle AKP'den kopmaya başlayan kitleyi yanına çekebilecek politikalar oluşturmalıdır. AKP'nin merkez sağdan aldığı oyun boşa çıktığı görülmektedir.

Ancak bu kitleyi yanına çekebilmenin yolu, "sağcılaşmak'' değil; daha fazla özgürlükçü olmaktır. Gezi Parkı sonrası sokağa dökülen halkın, özgürlük ve demokrasi istediği çok net bir biçimde görülmüştür. Statükocu olmayan, özgürlüklerin sınırlarını genişleten, farklılıkları düşman gibi görmeyen bir politika, CHP'yi büyütecektir. Bu fırsat, Abdullah Gül'e ciro edilmemelidir. CHP özgücüne ve halka güvenmelidir. Günlerdir uyumayan, yeniden umutlanan, dayanışma içinde direnen, üzerlerindeki Atatürk resimli tişörtleriyle Kürtçe ezgiler eşliğıinde halay çeken halk, CHP'ye ne yapması gerektiğini göstermiştir.

www.twitter.com/barisyarkadas








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Zeynoo
18 Haziran 2013 15:36

CHP nerede? O korkunç Cumartesi akşamından bu salı sabahına kadar gen bşk neredeydi? Niye çıt çıkmadı???Bizde mi eylem yapalım? Partiden toplu istifa mı edelim?

neredesiniz?
18 Haziran 2013 10:48

Bu yoğun gündemde bir haftayı aşkındır ortalarda yoksunuz. Hayırdır, rahatsız mısınız yoksa?

Saygılar.

E.Uzun
18 Haziran 2013 00:46

AKP fasızmıne karsı verılecek mucadele devrımcı,mılıtan sol mucadeleden soyutlanarak verılemez!

Gezı eylemlerının mucadelecı ozu,tum devletlu ve bazı onun yanasmalarının ''marjınal'' dıye yaftalamaya calıstıgı devrımcı guçlerin militan ve kararlı mucadelesıdır!

Taksım platformunun, eylemin başından bu yana kararlı bir mucadele verilmesinin temeli olan SOL devrimci gruplardan ayırılması hatasına duşmesidir, taksım ve gezi mucadelesinin zayıflamasının en büyük nedeni AKP ve Valinin bu sahtekarlıgı ileri surüp mucadeleyi bölmesidir.

Melih Kaşıkçı
17 Haziran 2013 17:40

arif keseci, köprünün altından çok sular aktığını kavrayamamış... kolay değil, tabii. iktidar sarhoşluğu çabuk geçmez.

arif keseci
17 Haziran 2013 11:49

Sayın Yakardaş, geçmişte de Yeni Türkiye cumhuriyet mitingleriydi. Bu boş lafları bırakın.
Türkiye 1. Cumhuriyeti aştı. ilk bir kaç gün hariç geri kalan protestocular sol gruplar ve chp bunu bütün Anadolu biliyor.

Tüm Yorumlar (93)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI