Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

25 Mart 2017

 

11 Haziran 2013

Sıcak para, çok muhabbet ve tez ayrılık

Son olaylarda finans kesiminde işler karışıp kabahat “faiz lobisi”nin üzerine atılınca aklıma hemen “Ham meyvayı kopardılar dalından” diye başlayan o eski şarkı geldi nedense.
Hatırlamaya çalışın; bu şarkıda bir kaybediş, bir ayrılık acısı anlatılır; yanı sıra bunun nedenleri de…

“Demedim mi nazlı yarim ben sana,
Çok muhabbet tez ayrılık getirir”

Güftecisine göre bu ayrılığın nedeni “Çok muhabbet”.
Hiç muhabbetin yani “sevgi”nin çokluğu ayrılıkları besler mi diyeceksiniz değil mi?
Bize kalırsa burada anlatılan daha başka bir şey; sanki akıllıca olmayan bir sevdaya kapılmak, ölçüsüzlük, ipin ucunu kaçırmak gibi bir şey olmalı o “Çok muhabbet”.
Şöyle bir düşünelim bakalım; Acaba şimdi yurdun dört bir tarafına yayılmış bulunan protesto olaylarını “faiz lobisi”ne yıkan hükümet, aslında bütün icraatını yüksek kazanç yani faiz peşinde koşan, kazanmak için de memleketi dövize, krediye boğan sıcak paraya borçlu değil miydi?
Ne diyorlardı?
-“İstanbul bir finans merkezi olacak. Para babaları hep buraya toplanacak”
Hatırlarsınız, Ataşehir bir “finans merkezi” olacaktı; yani para alıp satanlar buraya yerleşeceklerdi. Hatta mutlaka bu iş olsun, “gel-gel” yapalım diye başta Merkez Bankası olmak üzere kimi kamu bankalarına devlet eliyle istikamet gösterilmedi mi? Kimileri “Yok ben gidemem” dese de “gidersiniz, gidersiniz” deyip bir şekilde ikna edilmeye gayret edilmedi mi?
Ne olacaktı orada?
Sebze hali ya da zahire borsası kurulmadığına göre şüphesiz ki para alınıp para verilecekti.
Ne karşılığı?
Tabii ki “faiz”.
Sayın Başbakan daha Mart ayının başında ne diyordu? “Güven ve istikrar yoksa siz küresel sermayeyi buraya çekemezsiniz. Bu başarıldığı için şu anda biz küresel sermayeyi ülkemize çekiyoruz.”
Peki o küresel sermaye dışarıdan para getirip dışarıya para götüreceğine göre ne kazanacaktı bu işten?
Kuvvetli bir “faiz” değil mi?
Peki bu faiz işi için gelen yabancılar “mesleki olarak” bir araya gelince, nasıl yapalım da daha iyi kazanalım deyince bu yapılanın adı ne olacaktı?
Tabii ki “Faiz lobiciliği”.
Bunu bilmek için ulema olmaya gerek var mı?
*
Peki ne oldu da o günlerde “Gelin size merkez kuralım, küresel sermayenizi ülkemize çekelim, bakın bizim borsamız daha fazla kazandırıyor, para daha çok para kazandırıyor derken, birden bire birileri ağaç kesme işinden yola çıkıp meydanlarda halay çekmeye başlayınca ne oldu da biz bu faizcilerle yolu ayırdık?

Şu kredi kartları meselesi mesela… insanlar yüksek faizden inlerken onlara “Şikayetiniz varsa tüketici kredisi alın, kredi kartını kapatın” ya da “O sözleşmelere şerh koyun da kendinizi koruyun” denmiyor muydu? O sıralarda neden “dur kardeşim, biz faizin bu kadarına da izin veremeyiz her işin bir ölçüsü olmalı denmiyordu?

Açıkça görülmektedir ki hükümet oylarını yükseltirken bir süre bu işlere hiçbir biçimde ölçülü yaklaşmadı. Aksine; “piyasadır, biz karışamayız” tavrındaydı. Oysa o şarkıda söylendiği gibi bu “Çok muhabbet”in bir maliyeti vardı: bir yerden sonra “Tez ayrılık” kaçınılmaz olacaktı.
Sonunda doğal olarak halk günden güne gerildi ve bir gün kendi içlerindeki her türlü farklılıkları, çekişmeleri bir tarafa bırakarak kol kola meydanlara döküldü.
Şimdi hala işin bu yanını görmeyenler, bir o meydanlara bir de hükümetin söylediklerine bakıp “Allah Allah birbiriyle ne ilgisi var bu ikisinin” diyorlar.
Var, var ilgisi aslında.
Meydandaki insanlar neye tepki gösterirse, hatta zaman zaman neden tepki gösterdiklerini düşünmeseler bile bu işin baş “müsebbibi” hükümetin de şikâyet ettiği, “Bütün bunlar senin yüzünden oluyor” dediği o “yüksek faizcilik” demek olan sıcak paradır.
Sıcak sıcak gelmiş, bir dönüm noktasına gelene kadar herkesi memnun etmiş, oy kazandırmıştır.
Bu konudaki “muhabbet” bir yandan kimler olabileceği kolayca tahmin edilebilecek yeni dolar milyarderleri yaratırken diğer yandan geniş kitleleri “germeye” başlamıştır.

Gidin meydanlara sorun “Neden?” diye, hiçbir zaman herkesin hep bir ağızdan “ağaçlar kesildiği için” ya da “Hükümet şunu dedi” “polis bunu yaptı” gibi tek tip bir cevap alamazsınız. Herkesin ayrı bir açıklaması olsa, hatta kimilerinin hiçbir açıklaması bile olmasa da işin temeli, bu siyasette geniş kitlelerin ekonomik olarak kaybetmiş olmalarına, günlük yaşamlarının sıcak para ekonomisiyle kavrulmakta olmalarına dayanır.

Bence şimdi başı sıkışan hükümet bu olayların nedenini iyi teşhis etmiştir de, buna bir zamanlar “Çok muhabbetle” bakıp göz yumduğu için şimdi kabahati o lobilere yüklemeye çalışmasında hiç bir haklılığı yoktur. “Gel kazan, burası verimli” derseniz faizci de gelir, lobisi de kurulur.

O zamanki “Çok muhabbet” kendi tercihiydi.
Şimdi çarşı karışınca maalesef “Tez ayrılık” kaçınılmaz hale gelmiştir.
Ne diyelim; bir başka şarkıda geçtiği gibi, keşke o kadar da “Sevmez olaydık” mı?








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

oztrk1
16 Haziran 2013 19:07

çok doğru ve aynen katılıyorum türkiye batmıştır

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI