Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

16 Haziran 2013

Kimlerdir intihar etmemizi isteyen?

Kimlerdir intihar etmemizi isteyenler? Ve onurlu Ksantos halkının vasiyetini açan?

Arkadaşlar, ben aslında kel değilim canım istediği için saçlarımı soldan uzatıp sağ tarafa doğru yapıştırıyorum bu benim en tabii demokratik hakkım.’

İnkar böyle bir şeydir, ve en çok hem kel hem fodul dalkavuklar yaptıkları rezaletleri savunurken böyle acınası komik duruma düşmektedirler.

Kel olmanın onurunu ayaklar altına alıp, saçlarını sağdan sola yapıştırıp, kapatıp kellerini inkar ederek yollarına devam etmektedirler.

Ne var ki takke düşmüş, kel görünmüştür.

Siyasi tarihimiz, medyamız utanmaz dalkavuklarla doludur, ama en utanmaz ve özelleri maalesef Ak Parti dönemi dalkavuklarıdır, çünkü Başbakan ‘halkına‘ göstermediği merhameti dalkavuklarına, gerek medya gerek siyasi, sosyal alanda göstermektedir.

Taksim direnişi bize onurumuzu hatırlatmıştır.
Bu bakımdan Başbakan’a konuşmalarından dolayı minnettarım, durmak yok konuşmaya devam Sayın Başbakan. Her gün onuru, çocuğu, ülkesi uğruna sokaklara düşenlerin, yollara koyulanların sayısı sayenizde artmaktadır.

Bu demokrasiye en büyük hizmetiniz oldu.

NTV tek kaşı kalkık haber sunucusu Oğuz Haksever (Başbakan’dan sonra en korkutucu kendisini buluyorum), Hükümet Sözcüsü Hüseyin Çelik’e ‘Taksim’de neler oluyor’ diye soru soran ve kendi görevini Hükümet sözcüsünün yapmasını bekleyen genç televizyon gazetecisi ile yoluna hala inatla devam etmektedir.

Taksim direnişini; kol kırılır yen içinde kalmalıdır mantığı ile ilginç psikopat senaryolar üreterek haber niteliğinden çıkarmaya çalışan ana akım medya dünyaya rezil olmaya devam etmektedir.

Bildiğiniz varsa koyun ortaya, yok arkasında o vardır bu vardır ama söyleyemem, sizden gizliyoruz mantığı olmaz.

Medyanın bir bölümü ise ‘Balkon’ la bozmuştur. İlla Başbakan çıksın balkonda konuşma yapsın istemektedir, bunun arkasında yatan aslında keyfimiz yerinde halkı sakinleştir mesajıdır ve esasen ana akım medyanın Başbakan gidecek diye ödleri kopmaktadır.

İktidar ise ‘Marjinal’ le bozmuştur. Ancak kendi istedikleri sözleri söyleyen ‘marjinal’lere saygıları sonsuzdur!

Son örnek Bülent Ersoy’dur. Fakat Bülent Ersoy her ne kadar sandıkla sınırlı bir demokrasiyi önerse de eminim Hocanım, asla çoluk çocuk insanların üzerine derilerinde yaralar açan sular sıkın, gazlar fışkırtın anlamında söylememiştir bu sözleri.

Kaldı ki iktidar tarafından ‘kabul edilebilir marjinal’ olabilmek için hiç bir marjinalin hükümet beni dinlesin diye Bülent Ersoy’un kafasına takıp gezdiği artistik, tuhaf başlıkları takıp gezecek, hali yoktur! Maddi durumumuz müsait değil.

Ekranlarda akademik unvanlarını kullanarak resmen Ak Parti sözcülüğü, müdafiliğine gözü kapalı soyunan, Ak Parti mitinglerinden canlı yayın yorumları yapan akademisyenler hala nasıl üniversitelerdeki görevlerine devam edebilmektedirler ve gençlerimizi heba eden müdaheleleri savunurken hadi onlar utanmıyor, YÖK’ün gıkı çıkmamaktadır.

Gelelim ‘Minyatür Başbakan’ Egemen Bağış’a , kendisi malum Başbakanın sözleri üzerinden daha sertini üreterek ciddi bir siyasi atak halindedir. Ancak Başbakan’ın tuttuğunu koparan, risk almak gibi iyi yönlerini örnek alamadığı için Başbakan’ın bonzai hali olarak kalmaktadır.

Kendisi Taksim’e girmeye çalışan herkese terörist muamelesi yapılacağı muştusunu vermiştir.

AB Baş Müzakerecisi vatandaşa Taksim’i kapatmıştır. Park kime açıktır? Ajda Pekkan’a mı ?

Hani üzerinde mahalle baskısı olduğunu söyleyen Baş Müzakerecinin Avrupa’yı gezdirdiği Ajda Pekkan'a mı?

Ajda Pekkan söyler, daha öncede ‘Ben bir proleterim’ demiş bizleri çok güldürmüştü. Ajda Pekkan akım derken silikonum der yıllardır.

Ana akım medyanın vazgeçilmezi Egemen Bağış, bizzat Başbakan’ın söylediği , son 3 yıldır ilerleme yok diye saptadığı AB sürecimizin ‘looser’ıdır ama Başbakan halkına göstermediği merhameti bu kötü replikasına hala göstermektedir, niye?

Başmüzakereci şimdi de Taksim Parkına girenleri terörist ilan etmektedir. Bu halde neyi müzakere edecektir?

Ah Başbakan aslında kendisine karşı olmuştur, ne acı, ne hazin.

Bir avuç çocuk bu ülkenin insanlarına insanlık gururunu, onurunu hatırlatmış, büyükleri silkelemiştir.

Başbakan Hodri Meydan geldim yanınıza diyememiştir, ‘Yanılmışız arkadaş’ diyememiştir, Kemal Tahir diyebilmiş, Başbakan diyememiştir.
Yol Ayrımı budur.

Gerisi bin türlü oyunun toplamıdır, hepsi biz istersek bozulmaya mahkumdur .

Bu ülkenin insanları şifreleri mısralarda saklı muhteşem bir karmadır. %50 si değil tamamı bu karmadır.

Bu karmayı çözmek her yiğidin harcı değildir. Bu ülkenin halkı Ksantos’luların ta kendisidir.
Özgürlüğü uğruna intihar eden ama asla teslim olmayan Ksantos’lular.

Sayın Taşgetiren bunu biliyor, ama iktidara anlatamıyor.

Ksantos’lular gibi kurbağa ve kaplumbağalara dönüşürüz. Demirkubuz’un anlattığı üzerine gaz sıkılan kuşlar gibi dallardan patır patır dökülür yeniden insan olarak doğarız.

Ölüm kuşatmalarının, gaz bombalarının , plastik kurşunların, sıkılan kimyasal suların ardından kendimizi yakarız, yıkarız ama teslim olmayız.

Buysa istediğiniz, Ksantos’lular gibi intihar etmemiz, zamanı gelince o da olur.

Çocuklarımızı koruruz, yaylalara çıkarırız ve yeni baştan tarih yazarız.

M.Ö de böyleydi milattan sonrada. Bu topraklarda yaşayan insanların genlerinin şifresi budur.

Ksantos’lular gibi öykülerimiz, şiirlerimizi bırakırız geride.

Ksantos’luların M.Ö 6.yy da topluca intiharları ardından kalan vasiyet şiirlerini hatırlayalım.

‘Evlerimizi mezar yaptık, mezarlarımızı ev. Yıkıldı evlerimiz, yağmalandı mezarlarımız.

Dağların doruğuna çıktık, toprağın altına girdik. Suların altında kaldık, gelip buldular bizi. Bozdular birliğimizi, alt üst ettiler bizi.

Yakıp yıktılar, yağmaladılar bizi. Biz ki; analarımızın, kadınlarımızın ve ölülerimizin uğruna.
Biz ki; onurumuz ve özgürlüğümüz uğruna.
Toplu ölümleri yeğleyen bu toprağın insanları.
Bir ateş bıraktık.

Hiç sönmeyen ve sönmeyecek olan..’

Brütüs bile teslim olmak yerine kendilerini öldüren Ksantos’lular karşısında etkilenmiş ve kurtarılan her Ksantos’lu için ödül koymuş ama ne yazık ki çok az Ksantoslu hayatta kalabilmiştir.

Bizi perişan etmeye kararlılar, Brütüs kadar bile olamadılar.

Ksantos halkının vasiyetidir bu şiir , vasiyet açılmıştır gençler tarafından.

Sevgi ve acıyla kayda geçiriyoruz.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI