Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

26 Nisan 2017

 

19 Haziran 2013

Peki şimdi ne olacak?

Dr. Serpil ESLEK
Yerel Yönetim Uzmanı


Gezi direnişi ve ardından başlayan halk desteği günlerdir sürdürülüyor. Türkiye’nin bir çok yerinde destek eylemleri de tüm hızıyla devam ediyor. Bu direniş ve eylemleri bilim çevreleri sosyologlar ve günü gelince tarihçiler elbette yorumlayacak, ancak şu anda halk kendi yorumunu kendisi yapıyor ve halk ‘’biz hiçbir parti adına hareket etmiyoruz’’diyor. ‘’Cumhuriyetimizi savunmak için buradayız’’ diyor. Kısacası doğa için başlatılan eylemler hedef büyütüyor, ve insanın en doğal hakkı olan yaşam hakkını savunmak, haline dönüşüyor.

Halk elinden alınan yada alınmak istenen özgürlüklerini savunmak üzere spontane şekilde bir araya geliyor. Bu hareketin en ilginç yanı ise, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri sendikaların halkın bu söylemini kabullenmek durumunda kalması.

Oysa çağdaş toplumlarda örgütlü güç demokrasinin gereği değil miydi?

Peki, şimdi ne olacak? Bu halk hareketini kim nasıl okuyacak?

Örgütlü üstelik dikta olarak nitelendirilen bir hükümet , daha global bakılırsa devlet ve karşısına kahramanca dikilen bu halk hareketi,.Peki bu hareket nereye kadar gidecek? Nasıl sona erecek? Bu halk hareketi, örgütlü gücü yıkıp geçecek mi? Yoksa tarihe şanlı bir direniş olarak adını yazdırıp bitecek mi?

Değişimin fitilini ateşleyen halkın, ilerici ve itici gücünü omuzlayıp, bunu siyasi taleplerle şekillendirip, Meclis’e taşıyacak muhalefet partilerimiz ne yapmayı düşünüyorlar?

Çünkü bu hareket sadece Hükümet tarafından değil, muhalefet tarafından da doğru okunup etraflıca değerlendirilmelidir. Halkın sesi olduğu iddia edilen ancak bu işlevini tam olarak yerine getirebildiği tartışma konusu olan Meclis’te, bu halka yakışır yasal düzenlemelere etkinlik kazandırılmalı,Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu yeniden ele alınmalıdır.

Muhalefet partileri ,yaklaşan yerel seçimler de, halkın nabzını tutarak, halkın beklentilerini gerçekleştirecek doğrultuda çalışmalar yapmaya da ağırlık vermelidir.

Eylemler sürerken ve acı kayıplar yaşanırken bunları yazmak belki çok erken diye düşünülebilir ancak toplumlar homojen bir yapıya sahiptir ve toplumun nabzını tutmak istiyorsak, her zaman bir B planımızın olması gereklidir. Bu nedenle de , bu gün yaşananlar ardından aklımıza gelen bu soruların yanıtlarının bir an önce bulunması gerektiğini düşünüyorum. Geç kalınmadan.

Aksi halde su akar mecrasını bulur, ancak taşkınların önüne geçilemez.









Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Musa Kızılkaya
24 Haziran 2013 00:32


Taksim Direnişi ve düzen partileri

22.06.2013 - 09:36 Gündem
CHP ve MHP’nin kısa süreliğine halkın tepkisine sahip çıkma yönünde attıkları adımlar, halk nezdinde politik etkilerini artırmaya yöneliktir.

Büyük direnişin rüzgarını arkasına almak isteyen CHP ve MHP ikilisi önce eylemlere destek verdi. Kısa bir süre sonra faşist partinin lideri eylemlere katılmamaya, sokağa çıkmamaya çağırdı. Düzen solunun temsilcisi CHP ise eylemlerin rüzgarıyla yelkenlerini doldurma ve AKP iktidarını güçten düşürme hedefi doğrultusunda eylem alanlarında yer aldı. Eylemler militanlaştıkça CHP’de de eylemlerden kaçış eğilimi arttı. Her iki parti de AKP iktidarına erken seçim çağrısında bulunma noktasında ortaklaştı.



Katliamcı CHP direnişin dostu olamaz!

AKP’yi katliamcı politikalar yapmakla, Erdoğan’ı diktatörlükle suçlayan CHP demokrasi ve insan hakları savunuculuğuna soyundu. Gerçekte ise CHP’nin tarihi katliamlarla örülüdür. Bunu anlamak için kısa bir tarihsel gezinti yapmak fazlasıyla yeterlidir.

Meclis kürsüsünden milyonlarca insanın gözünün içine baka baka yeni Dersim katliamlarını savunan eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in söyledikleri, CHP tarihinin özü özetidir. Kürt halkına karşı girişilen katliam ve asimilasyon saldırılarının faili CHP’ydi. Şeyh Sait ayaklanmasını gerekçe yapıp, idamları yapan, Kürt halkını katleden de CHP’ydi.

CHP’nin zulmü ve katliamcılığı daha sonra da devam etti. Maraş Katliamı sırasında sermaye hükümetinin başında CHP bulunuyordu. CHP en büyük oy deposu olarak gördüğü Aleviler’in kanı oluk oluk akıtılırken, katliamı engellemek yerine katliamı izledi. Aynı CHP katliam sonrasında Maraş Katliamı’nı engellemek için canını ortaya koyan devrimcilere saldırmıştı.

Kürt halkına, Alevilere karşı sürdürülen katliam ve asimilasyon politikaları CHP’nin tarihi mirasıdır. CHP, devletin 80 yıllık katliam ve asimilasyon politikalarını bugün de milim sapmadan savunmaktadır. Böyle bir partiden, kimsenin, ama özellikle de direniş içinde yer alan emekçilerin bir beklentisi olmamalıdır.

Emekçiler CHP’nin gerçek yüzünü, katliamcı ve asimilasyonu savunan yüzünü görmelidir. CHP içinde bu anlamda “iyiler” ve “kötüler” yoktur. Olmayan bir ayrım üzerinden CHP’ye umut bağlayıp CHP’ye güç verenler, aslında katliam politikalarına destek verdiklerini unutmamalıdırlar.

Sivas katliamında ve ‘90’lı yıllarda gerçekleşen infazların, kayıpların katliamların yanı sıra kitle katliamlarında da düzen solu iş başındaydı. Sivas’ta 35 devrimci, demokrat ilerici aydın bizzat devletin kontrolünde gericiler tarafından diri diri yakılarak katledildi. O dönemde de düzen solu hükümet ortağıydı.

CHP tarihinin kanlı sayfalarında Kürt halkına yönelik katliamlar var. Bunlardan biri, Şeyh Said isyanıdır. Şeyh Said isyanı gerekçe gösterilerek 4 Mart 1925’te çıkarılan Takrir-i Sükun Yasası ile katliamlara yasal bir kıyafet giydirilmişti. O dönem Kürdistan’da idamlar, sürgünler, birbirini izledi.



Faşist parti halk hareketinin düşmanıdır!

Faşist parti MHP’nin halk hareketinin ve mücadelesinin yanında olması eşyanın tabiatına aykırıdır. Zira faşist partinin tarihi halklara, halkların kurtuluş mücadelesinin öznesi devrimci harekete düşmanlığın tarihidir. MHP eliyle gerçekleştirilen katliamlar 1975-1980 tarihleri arasında ayyuka çıkmıştır. Türkiye tarihinin bu döneminde MHP’li, ülkücü faşist çeteler, işyerlerini, sokakları, semtleri, şehirleri işgal edip, faşist terörü egemen kılabilmek için binlerce cinayet ve onlarca kitle katliamı gerçekleştirdi. 1977-80 arasında yaklaşık 5-7 bin kişi sivil faşist çeteler tarafından katledildi. Bu kanlı tarihe sonrasında Bahçelievler, Balgat, Piyangotepe katliamları gibi onlarcası eklendi.

Çorum katliamı 30 Haziran 1980’de faşist MHP tarafından başlatıldı. 4 Temmuz’da kitle katliamına dönüştü. 50 kişi polis himayesinde katledildi. Alevi-Sünni kışkırtması temelinde katliamlar ve katliam girişimleri, aynı dönemde Erzincan’da, Malatya’da, Sivas’ta da yaşandı. Bu faşist katliamlarda onlarca insan hayatını kaybetti.

Büyük halk hareketi sırasında on binlerce emekçi “Faşizme karşı omuz omuza!” sloganını haykırdı. Bu slogan devlet malı silahlarla halka karşı ağır suçlar işleyen faşist partiyi ve liderini çok rahatsız etti. Zira yüzündeki maskesi indirilen sadece AKP değil tüm düzen partileriydi.

MHP bugün de düzenin verdiği kirli görevleri yerine getirmeye devam ediyor. Katliamları sürdürüyor. Sivas’ta katledilen, Gazi’de katledilen, üniversite kampüslerinde katledilenler bu yalın gerçeğin ifadesidir. Dünkü katliamların tetikçileri bugün meclis koridorlarında bunu dile getiriyorlar zaten, “değişmedik” diyorlar. Son büyük direniş karşısında aldıkları tutumla da değişmediklerini kanıtladılar.

CHP ve MHP’nin kısa süreliğine halkın tepkisine sahip çıkma yönünde attıkları adımlar, halk nezdinde politik etkilerini artırmaya yöneliktir. Düzen ve düzen partilerinin var oluş nedeni halka, halk hareketlerine düşmanlıktır. Kuşkusuz büyük halk hareketi dinci partiyi, CHP’yi, MHP’yi ve emrinde oldukları sermaye düzeninin yüreğine büyük bir korku salmıştır.
http://www.kizilbayrak.net/ana-sayfa/guendem/haber/taksim-direnisi-ve-duezen-partileri/

Ayşenur Yılmaz
21 Haziran 2013 02:26

Bu seçimlerde muhalefeti uyarıyoruz milletçe.Muhalefet yapamadınız ve bu günlere gelinmesine ortak oldunuz.Seçim sandıklarının her birine bir görevli koyun,oylar sayılsın,imzalar atılsın.Bu yapılmadı hiç ve hileli seçimlerle başa neler geldi.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI