Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

27 Mart 2017

 

27 Haziran 2013

Askeri zayıflat, polisi ve MİT'i güçlendir!

AKP iktidarı, Gezi Parkı direnişi sonrası ne yapacağını bilemiyor. Gezi Parkı direşininin toplumun tüm katmanlarını sarıp sarmalaması, AKP'deki yalnızlık duygusunu yoğunlaştırıyor. Başbakan Erdoğan, zirvede olmasına rağmen yalnızlaşmaya başladığını, aydınların, entelektüellerin, liberallerin ve toplumun önemli bir kesiminin kendisini terk ettiğini görüyor. AB ve ABD'nin de kendisine sırt çevirmeye başladığını hissediyor. Erdoğan ve AKP, iktidarda kalabilmenin tek yolunun, polisiye tedbirleri artırmaktan geçtiğini düşünüyor.

AKP'nin önümüzdeki dönem, sorunları çözmek yerine, polis şiddetine daha çok yöneleceği ve demokrasideki ''limit''i daraltacağı görülüyor. Belli ki; toplumun yükselen özgürlük ve demokrasi taleplerine reformlar yerine, şiddetle karşılık verilecek.

Bunun en somut örneği, Erdoğan'ın polis şiddetine yaptığı övgülerdir. Erdoğan, iktidarda kalabilmenin yolunun, polisi güçlendirmekten geçtiğini düşünüyor. Bu yüzden, Süleyman Demirel gibi konuşuyor. Demirel, polisin infaz ettiği gençlere sahip çıkan kamuoyunu tehdit etmiş ve şöyle demişti: "Polisin elini soğutmayın..'' (1992 - Eylül)

Recep Tayyip Erdoğan da ''polisin elini soğutmuyor.'' Polisin yaptığı hukuksuzlukları aleni bir biçimde öven Erdoğan, bir yandan da MİT'i yeniden biçimlendiriyor. MİT'i adeta kendisine bağlı özel bir birim haline getirmeye çalışan Erdoğan, bu kuruma ''operasyon yapma'' yetkisi verecek bir kanun hazırlatıyor. Yeni kanun taslağına göre, beş yaşına gelen herkes fişlenecek ve bu bilgiler MİT'te toplanacak. MİT, istediği taktirde, ''suçlu takası'' yapabilecek, kişiler hakkında fezleke hazırlayabilecek...

MİT için kapsamlı bir taslak hazırlatan Erdoğan, kamuoyunun gözünü boyayabilmek için ise ''çift taraflı bir operasyon'' yürütüyor. TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinin kaldırılması için teklif hazırlatan Erdoğan, "denge mekanizması'' olarak da tarif edilen askeri güçleri tamamen tasfiye etmeye çalışıyor.

Biliniyor ki; Gezi Parkı direnişi sırasında AKP kurmayları TSK'yı sahaya indirmek ve göstericileri etkisiz hale getirtmek istediler. Bir iki manga jandarma bu amaçla sahaya indirildi. Taksim'in göbeğine dek inen jandarma, göstericilerle karşı karşıya geldi. AKP'nin bir kısım kurmayı bu müdahaleye "Askeri hemen çekin, sahaya bir kez inerse, kışlaya bir daha girmez, iktidarımız gider'' argümanıyla karşı çıktı. AKP bu uyarı üzerine, askeri geri çekmek zorunda kaldı.

AKP, Gezi Parkı'nda edindiği deneyim sonrası, askeri yeniden sahaya indirmek zorunda kalabileceği günlerin yaklaştığını hissediyor. AKP, polis gücünün halka karşı yeterli olmadığını gördüğü için, askeri daha çok kullanacaklarını düşünüyor ve buna göre hazırlık yapıyor. İşte bu yüzden, ''askere darbe yapma yetkisi veriyor'' denilen 35. madde apar topar TBMM'ye getiriliyor. AKP, askeri sahaya indirdiğinde herhangi bir kazaya uğramak istemiyor. Olur ya; birkaç ''deli'' 35. maddeden aldığı yetkiyi kullanır da kışlaya dönmez diye korkuluyor...

Kuşkusuz bu korkunun yarattığı ruh halinin yaptırmak zorunda bıraktığı değişiklikleri de AKP ''demokrasi makyajı'' olarak kullanacak. CHP'nin defalarca verdiği "35 . maddeyi kaldıralım'' teklifini görmezden gelen AKP, "Bakın ne kadar demokratız'' diyecek.

Oysa ki; AKP'nin demokrat olmadığı ve olamayacağı çok aşikar...

Yukarıda birkaçını sıraladığımız yeni MİT Yasası'na ilişkin maddeler, demokrasilerde değil, polis devletlerinde olur... AKP, askere ilişkin düzenlemeleri yaparak göz boyamaya çalışırken, polis devletini kurumsallaştıran adımlar atıyor. Bunun yanı sıra, 12 Eylül faşizminin getirdiği yüzde on barajına da sıkı sıkıya sarılıyor. Başbakan Erdoğan, Akil İnsanlar ile yaptığı son toplantıda "Seçim barajı düşmeyecek'' diyor.

Aynı saatlerde basına konuşan AKP Genel Başkan Yardımcısı ve TBMM Uzlaşma Komisyonu Üyesi Mustafa Şentop, "Başkanlık önerimizde değişiklik yapmayacağız'' ifadesini kulanıyor.

''Tek Adam'' sistemini kurumsallaştıran, denge ve fren mekanizmasını yok eden, başkana TBMM'yi fesih yetkisi bile veren "Başkanlık'' sistemini savunan AKP, Tayyip Erdoğan'ı "Sultan - Padişah - Kral'' yetkisiyle donatmaya çalışıyor. Aklı evveller, bunu bile ''demokrasi'' diye yutturmaya çalışıyor...

Biz AKP'yi, Uludere'den, 1 Mayıslardan, Gezi Parkı'ndan ve emeğin hakkını gasp eden yasaların altına alttığı imzalardan tanıyoruz... İsrail ve ABD'nin çıkarları için Ortadoğu'da emperyalizmin namlusu haline gelen AKP mi demokrat?

35. maddeyi kaldırarak, halkı kandırabileceğini düşünen AKP'nin son iki üç aylık icraati bile, demokrasi ile iktidar partisi arasında en küçük bir paralelllik kurulmasına olanak tanımıyor.

www.twitter.com/barisyarkadas








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

ege
13 Temmuz 2013 23:20

Mehmet adlı yorumcu Barış yarkadaş'ı okumaktan bıktıysan okuma kardeşim bak bir sürü yandaş medyada gazete, dergi, tv vs. var. Onları oku.Beynini biraz daha kapat sen. Barış Yarkadaş gerçeklerden farklı ne söylemiş. Yalan mı!Kendini polisin orantısız gücüyle sağlama alma telaşında olan bir hükümet var ortada. Meseleyi darbecilik boyutundan anlayan arkadaşlar daha çok araştırsınlar. Öncelikle değiştirilen 35. madde ile askerin herhangi bir iç tehdit unsuruna karşı koyması devletin ve milletin güvenliği sağlaması da engelleniyor. Dış tehdit varsa onun uzantısı olabilecek iç tehtid yok mudur? Polisin vatandaşa yaptığına bakılırsa hükümetin teşkilatlandırdığı bir mekanizmanın insanlara ne denli şiddet uygulayarak güvenlik sorununa çözüm olacağı da bir soru işaretidir!

atilla
10 Temmuz 2013 11:19

Asker daima kışlasında kalmalı ve memur olduğu unutmamalı.

Şarabi Eşkiya
5 Temmuz 2013 02:17

Cumhuriyet kurulduğundan bu yana Türkiye böylesine karaktersiz siyaset esnaflarıyla dolu bir meclis görmemiştir herhalde. Bir kaç milletvekili dışında bütün muhalefet partileri sanki toptan AKP'ci gibiler. Şimdi kalkmışlar topluca Mısır devrimini lanetleme kararı almışlar. AKP, CHP, MHP, BDP koalisyonu sizin hakkınızdan ancak asker gelir ve önümüzdeki Sonbahar'da da gelecek gibi. Şuraya bakın ülkede 100 küsur televizyon kanalı var ancak Halk Tv ve Ulusal Tv dışında bütün ekranlar AKP'ciler ve onların yandaşlarıyla dolu. Tek bir muhalif sese bile tahammülleri yok. Eğer demokrasi buysa Mısır'da gerçekleştirilen demokrasinin dik alasıdır.

Onur
4 Temmuz 2013 22:06

TOSUN
4 Temmuz 2013 17:18

Duygusallıkla söylenmiş sözler...


Duygusallikla degil, caresizlikle soylenmis sozlerdir.

1. Amerikan halki akilli degil aptaldir, ne bush ne obama halk tarafindan secilmemistir. Bush un 2. donemde secimi nasil kazandigi florida da ortaya cikan sahte oylarla ortadadir. Gormek isteyene tabiki.

2. Suan da hala daha, Turkiyemzdeki bu durumda yandas hakimlere, savcilara, medyaya ve polise karsi demokratik yollardan basari elde edilecebilecegini sanmak bir genc`in hayal perestliginden baska birsey degildir.

3. Secimler geldiginde gene AKP secilecektir, bunun degisecegine inanmak saflik vede ileri yi gormemektir.

4. Turkiye'de darbe olmasaydi, birbirini olduren solcu ve sagci kardeslerin sayisi cok cok daha fazla olurdu. Darbe kaos ortamindan cok daha iyidir, hele seriat`in gelmesinden daha iyidir.

külyutmaz
4 Temmuz 2013 19:17

Arkadaşlar bi Kılıçdaroğlu vardı ne oldu ona?

Tüm Yorumlar (38)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI