Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

27 Mart 2017

 

6 Temmuz 2013

Medya patlaması ufukta mı?

BURHAN ÖZBEY

Mağdur ve mutsuz gazeteci Hasan Cemal, T24’deki “Gazeteciliğin, medyanın hazin ve de acıklı halleri” başlıklı yazısında şöyle demiş:

“Neyi yazıp, neyi yazamayacağı ya da nasıl yazabileceği konusunda sürekli uyarılan, yazısı köşesine konulmayan yazar mutsuzlaşır. Ve maalesef mutsuzların sayısı gittikçe kabarıyor medyada… Bu böyle gitmez.Bir yerde patlar.Sadece sahibinin sesi olan ‘Rockefeller medyası’nın dönemi her demokraside olduğu gibi Türkiye’de de kapanacaktır.Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.Ama medya düzeni için bu yolda inat edilirse, medya patronları ‘durumdan vazife çıkarmaya devam ederlerse, kısacası bugünkü gibi giderse, Gezi Parkı gibi medya da bir süre sonra patlar!Bu gerçeğin farkında mısınız Sayın Başbakan?..”

***

Uğur Dündar, Hasan Cemal, Bekir coşkun, Mehmet Altan gibi tanınmış yazarlar başta olmak üzere; “mutsuz gazeteci” konumunda ki pek çok ünlü köşe yazarı ve televizyon programcısı; keşke çok daha önceleri işten çıkarılmış olsalardı…

Bu nasıl bir yaklaşım ve değerlendirme diye düşünmeniz mümkün.

Açıklayalım…

Çünkü yukarıda ismini saydığımız yazarlar ve diğer kovulmuş ünlü yazarlar; yıllar önce işlerinden çıkarılmış olsalardı;

Geçmişte yaşanan haksızlık ve baskılar karşısında, o tarihlerde vaziyeti idare etmeye ve mekanlarında sessiz kalmaya çalışmazlar; çok daha önceden bugünkü gibi köşelerinden kükrer ve iktidarın haksızlıklara, baskılara ve sansüre dayalı yol kat etmesine fırsat bırakmadan, gerçeğin, hakkın gür ve yaptırımcı sesi olabilirlerdi…

***

Hasan Cemal’in deyimi ile “mutsuz gazeteciler”; ünlü fıkrada olduğu gibi, keşke “sarı öküzü “ baştan vermese idik şeklinde düşüncenin, bugünün mağlup ve mahcup objeleri olmazlardı…

“Basra harap olduktan sonra” şimdi ağlamanın ve sızlanmanın yararı yok.

Dünyaya mal olmuş, tarihi ve onurlu bir olaya imza atmış, Gezi Parkı direnişçisi gençlerin açtığı kulvarda koşmaya başlayarak; eğik başlarını ancak kaldırmış olan ünlü köşe yazarları; sütre gerisinde, sinik ve ürkek olarak heba etmiş oldukları “korkaklık yıllarının” vebalini bugün nasıl ödeyebilecekler?

“Medya patlaması” için her şeyin kırılıp dökülüp virane olmasını mı beklemek gerekti.

***

Hasan Cemal’in yazısında olası gördüğü medya patlaması ülkemizde yaşanabilir mi?

Medya patlarsa, bu patlama ne şekilde olabilir?

Yandaş gazeteciler, iktidar bağımlısı medya patronlarının gazetelerinden ve televizyonlarından hep birden istifa mı edecekler?

Böyle bir şeyin olabilmesi, uzaktan yakından söz konusu olabilir mi?

Adamlar yağlı ballı aylıklara konmuşlar, yandaş olmak onlar için en küçük utanç vesilesi bile değil. Keyiflerini neden bozsunlar?

Öyleyse bu medya nasıl patlayabilir?

***

Muhalif gazeteciler zaten patlamış durumdalar.

Ancak iktidara muhalif gazetecilerin patlamış olması henüz tek parti iktidarının keyfini fazlaca kaçıracak öncü depremler düzeyine ulaşmış durumda değil.

O halde, yakın gelecekte, örneğin üç beş ay, ya da bir iki yıl içerisinde Türkiye’de medyanın külliyen patlaması diye bir şey söz konusu olabilir mi?

Ya da medya patlaması ufukta görünüyor diye bir değerlendirme yapmak bugün için mümkün mü?

SONUÇ

Ülkemizde var olduğu iddia edilen yarım yamalak demokrasinin “çile çiçekleri” sayılabilecek pek çok değerli gazeteci ve televizyoncu meslektaşımız için; en azından yakın gelecekte, çileli yılların, belli ölçülerde biteceği umudunu biraz erken de olsa taşıdığımızı belirtmek isteriz…

Çünkü tan yeri ağarmaya başladı…

“Koşullar ve sorunlar ne denli ağır ve aşılamaz gibi görünse de; yaşamım boyunca hiçbir zaman mücadele gücümü ve zafer azmimi yitirmedim ve mutsuzluğa kapılmadım.” M.Kemal Atatürk.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Şula kölük
14 Temmuz 2013 16:15

Gazetecilik, nagehan alçı ve eşi Rasim Kütahyal'ya kaldı ya gerisini konuşmaya gerek yok. Haaa! Bir de Etem mahçupyan demiş ki" ortada medya diye bir şey kalmadı" Günaydın! Acaba sizin katkınız ne boyutta bunda Sayın Mahçupyan

Selami
12 Temmuz 2013 23:43

Ya "Batsın sizin gazeteciliğiniz" söylemi ile "tasmalarını biz çıkardık" sözleri Başbakan'ın ağzından çıktığı zaman, bu ülkede tek bir gazeteci çıkıpta "Sayın Başbakan siz ne söylüyorsunuz, farkında mısınız?" diyebildi mi?
Meşhur gazetecilerimiz, köşelerinde rahat rahat oturmak için, hiç bir şeyi duymazdan geldiler. Ne zaman ki gazetelerinden televizyonlarından atıldılar, kahraman gazeteci(!) pozuna girdiler.

gülay
12 Temmuz 2013 20:19


basbakanın
bitaraf olan bertaraf olur dedıgı gün;şereflıce karsı çıkacaktınız alayınız...!
işte sonuç
mılyonlar dırenırken
penguen belgeselı yayınlayıp REZIL olursunuz..
VE HIÇBIR İNANDIRICILIGINIZ KALMAZ...

Yusuf Günal
12 Temmuz 2013 19:19

Zamanında GÖZCÜ Gazetesi de alıyordum. O zamanlar 115.000 civarında satıyordu.Aydın Doğan'ın gazetesiydi.Birden severek aldığım gazete kapandı.Ben 10-15 yazara mail attım.Ne düşünüyorsunuz bu konuda diye? Çoğu cevap vermedi.Bazıları cevaben, bana ne yahu gibi laflar etti.Sanırım birkaç yazar konuyu anladığını ima eden cevap verdi.
Geldiğimiz nokta belli.
Hasan Cemal, Ertuğrul Günay, Haluk Özdalga bırakın masalı. Çok mahçöup olduğunuzu , biz ne yapmışız yahu deyişinizi bekliyoruz. O kadar. Nokta.

sadrettin acaroğlu
12 Temmuz 2013 17:51

Burdaki herkeze Uğur Dündar, Hasan Cemal, Bekir coşkun, Mehmet Altan gibi tanınmış yazarları okumasnı tafsiye ederim.

Tüm Yorumlar (8)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI