Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

25 Mart 2017

 

8 Temmuz 2013

Bu medyayla nereye kadar?

Kayda Geçsin

Sabahtan akşama kadar ekranlarda , meydanlarda demokrasi isteyen insanlar darbecilikle suçlanıyorlar.

Suçlayanlar İnandırıcı değiller , kayda geçsin .

Televizyon yayıncılığı artık aynı siyasi görüşü paylaşanların mahalle kahvesi sohbetlerine döndü, sabaha kadar muhabbet ediyorlar, politika mı konuşuyorlar din mi belli değil.

Geçenlerde Mursi yanlılarının meydanda ki görüntüleri arka fonda , coştukça coştular, böyle laubali yayıncılık yakışık aldı mı, içlerinde aklıbaşında adamlarda vardı düşünsünler . Artık ne söyleseler beyhude.

Bu laubali, çakma yayıncılık kayda geçsin.


Hele aralarında konuşmaya doymayan ekran gücünü kendi sahi gücü zanneden valilere, siyasetçilere ekranlardan daha önce de ayar veren bir mahalle delikanlısı var ki, kontrol edebilene aşk olsun.
Utanç verici.
Garip olan beğenmedikleri Amerikan, İngiliz Gazetecileri kelle koltukta Mısır’da meydanlardan kafalarından kanlar akarken haber verirken bunlarda fonda Mısır Meydanı görüntüsü , oturdukları yerden Mısır Uzman’lığı , Mısır Hatıraları Seta üzerinden Müslüman Kardeşler anlatımı , ve dini ahkam kesiyorlar ama oturdukları yerden.

Medyanın bu utanç verici hallerini kayda geçiriyoruz .

Bir ara Baradai Suudi Arabistan’a kaçtı böyle bir duyum aldık kesinleşmiş değil tarzı ciddi gazetecilik , yayıncılığa yakışmayan dedikodu bile yaptılar .

Dedikoducu televizyon gazeteciliğini kayda geçiriyoruz, eski medyayı aratmadılar bunu da kayda geçiriyoruz.

Öte yandan Barış Yarkadaş ‘kovaladıkça kaçan ateş böceği’ misali bir plastik kurşun yemiş haliyle sığındığı sokaklardan, dükkanlardan Halk TV ekranlarında bize Taksim’in göbeğinden son derece objektif gazetecilik yaptı,ve Halk TV’nin Makbule Hanımı da aynı şekilde. Onları mesleklerine , kamuya saygılarından dolayı basın tarihi çoktan saygıyla kaydetti , parayla pulla satın alınamayacak bir onurdur.

Hala kanallarda laf kalmayınca Mısır’da olup biteni 28 Şubat’la mukayese etmek devreye giriyor , eğer bu doğruysa Mursi’nin arkasında duranları samimiyetle sabahlara kadar destekliyorsanız peki o zaman neden Erbakan’ın arkasında durmadınız ?

Cevap veremiyorlar kayda geçiriyoruz.

Bir belediye başkanının olanca kabadayılığı ile bir kanalda program sunucusunun adeta yerine geçip sunucuyu ‘yaa cevap veremiyorsun’ diye sorguladığı elinde abuk sabuk resimlerle ipe sapa gelmez konuşmalar yapabildiği ve sunucunun kalkıp gitmek yerine resmen güllabicilik yaptığı medya daha ne kadar bu şekilde devam edecek sorusunu da kayda geçiriyoruz.

Anayasasında kadınları , Hristiyanları Cumhurbaşkanlığından men eden, kadınlara 2. sınıf muamelesi yapan bir demokrasiyi ‘seçimlere kadar’ olsun savunmak hangi demokrat anlayışa sığar ?
Şahin Alpay’a ‘Albay’ ‘Godoş’ demekle demokrat olunur mu ?

Ayıpları kayda geçiriyoruz .

Dünya artık kadınların haklarını teslim etmeden dönmüyor, demokrasi onlarsız kurulmuyor
ne yazık ki bunu göremiyorlar ve en endişe verici olanı başörtülü siyasetçi kadınlar çok kötü bir sınav verdiler.
Hala kullanıldıkları gerçeğini görmüyor olamazlar, baş kaldırmak yerine tamah ettikleri nedir ?
Bu soruyu kayda geçiriyoruz.

Bu ülkede kadınlar siyasi görüşleri sebebiyle işkenceler gördüler , ve bu işkencelerin bir bölümü o yiğit kadınlar tarafından tüm ayrıntılarıyla açıklandı. Kaçı baş örtülüydü , kaçı başı açık birde böyle bakın meseleye , çok acı hikayeler çıkacaktır ortaya.

Bursa’da yıllar önce bir otel odasında bu konuyu konuştuğumuz geceyi hatırlayın Sibel, Ayşe. Ayşe Önal’ın anlattıkları karşısında dehşete düşmüş ve korkmuştunuz.

Mısır’da kadınlara sokaklarda , meydanlarda reva görülen taciz , tecavüz dosyaları bir bir dünya televizyonlarında kendi ağızlarından, belgelerle, raporlarla açıklanıyor, bu tür olayları saklamanın anlamı yok, eğer bu meseleyle mücadele etmek istiyorsak elbette anlatacaklar, delilleri sunacaklar ki gerçekler ortaya çıkacak failler yakalanacak .
Utanç duyması gereken bunları yapanlarken ; kadını geçirdiği travmayı öne sürüp susturmak içinde daha büyük yaralar açar.
Dünya sağlık teşkilatları, örgütler söylüyor sadece ben değil.
Üç tane kadın gazetecinin sen konuştun, bana anlattı, sana anlatmadı tarzında kayıkçı kavgasıyla ört bas edilecek konular mı bunlar ?
İnsan sonunda , bunlar aslında hepsi aynı bağın üzümleri , baş örtülü, başörtüsü fark etmiyor, yazıklar olsun.
Artık sadece kendine demokrat, kendine mağduriyet kırıp sarma ve iktidarı devam ettirme çabasındasınız , ne gazeteci, ne kadın. Para hiçliğinde kayboldunuz kayda geçsin.

Çünkü ‘beyan esastır, kadın doğru söylüyor . Ne resmi, ne delili ‘ diyen , kadınların hukukunu savunmayan ve onları koruyormuş gibi yapan erkek dünyasına teslim oldunuz . Bu maço dile sus diyemeyen kadın, gazeteci olmuş , olmamış , başörtüsü takmış, takmamış ne fark eder .

Artık yoksunuz kayda geçsin .

Ve şimdi sokakta ellerinde palalarla insanlara , kadınlara saldıran meczupların polis tarafından adeta korunmalarını , bir kadına palanın tersiyle hücum ettiği yetmiyormuş gibi sırtına tekmeyi yapıştıran kabul edilemez zihniyet karşısında tırsmış oturuyorsunuz, yazıklar olsun.
Bu vicdansızlığı kapatacak örtü daha ahlak, inanç dünyasında dokunmadı kayda geçsin.

Başörtülü din kardeşlerimle , İmanda bir ibadette ayrı düştüğüm çok anları anlayabildim, ama şimdi imanda ayrı düştüğüm acısıyla kıvranıyorum , sizlerin kılına zarar gelse canım yandı, ama şimdi beni öyle bir öldürdünüz ki, hortlağım sizin peşinizde, kayda geçsin.

Bir yumurta yiyince hayati tehlikem var diye yeri göğü inleten ana akım medyanın yıllardır kıymetlisi , kanal kanal gezen kanalist Bakan Bağış neredesin, ABD Büyükelçisine laf mı yetiştiriyorsun hala ?

Gene efendi adammış Büyükelçi Riccardone, sana Jefferson’un şu sözleriyle cevap verebilirdi ; ‘İnsanlar hükümetten korktukları zaman tiranlık var demektir. Hükümet halktan korktuğu zamanda , özgürlük var demektir’.

Ne çileli bir demokrasimiz varmış , şimdi öğrencilerin öğretmenlerini gammazlamaları isteniyor, öğrenciler bu ayıpla ömür boyu nasıl başa çıkabilirler ?
Öğretmen elbette yönlendirir , sizleri bu soruyu sorabilecek hale getiren öğretmenler kimlerdi acaba , asıl bu soruyu kayda geçiriyoruz.


Eski medya enkazlarından ve bu günün müsebbiplerinden biri Halk TV ekranlarına bağlanıp kahkalarla kovulduğunu söylemez mi !
Tuzu kuru kahkahalar atıyor , bu utanmazların utanmadan bahsetmeleri , sanki yıllarca o sistemin parçası değillermiş gibi canlı yayınlarda itibar görmelerini teessüfle karşılıyorum, hele kendilerini medyanın ‘crem de la crem ‘ olarak tanımlamalarına ,kusura bakmayın bir tarafımla acı acı gülüyorum.
İsmail Dükel neyseki bir konuğa evsahibi yayıncıdan beklenen nezaketle ‘şimdi mi aklınıza geldi’ mealindeki sorusunu sordu da Halk TV’yi hala izliyorum.

Ama Nihat Genç’in Mümtaz İdil ile sohbetinde saptadığı bir korkunç gerçeği kayda geçirelim ; Genç diyor ki ; ‘Geçmişin köşe başlarını tutan ekibi yine hazırlık içinde , Bizler yine marjinal sınırlara doğru itileceğiz ve bunlar tüm yalakalıklarına rağmen gelip baş köşeye oturacaklar. Böyle bir hazırlık var.’
Medyanın kaçınılmaz olarak yeniden yapılanacağı süreçte Genç’in dikkat çektiği bu nokta çok önemlidir, kayda geçiriyoruz.
Nitekim Bayramoğlu’da ‘Tarla Fareleri’ ne dikkat çekiyor .

Bu süreçte medya mensupları çok ciddi ahlaki sınavdan geçtiler.
Gazeteci Gürkan Hacir Afrika’da zehirli ok yiyen ve koşmaya devam eden ve öldüğünden haberi olmayan ceylanlara benzetti medyayı, edebi , şiirsel bir anlam yükledi meslektaşlarına , kıyamadı diyelim ve kayda geçirelim.
Hüsnü Mahalli ise medyayı bekleyen tehlikeyi ‘kendilerini kesecek bıçağı yalamakla ‘ izah etti, anladıklarından şüpheliyim, çünkü yandaşlaştıkça candaşlaştıklarını hala fark etmediler.

Demokrasiyi istemediler, yoksa çareler tükenir mi demokrasilerde, hükümet revizyon yapar, güven tazeler, hatta istifa eder , özür diler , hepsi demokrasinin içindedir.
Ama şimdilerde yaptıkları gibi Mısır üzerinden Türkiye’yi okumaya çalışmak, sandık karar verir deyip demokrasinin içinden çıkmak ayıp değil mi , Tayyip Bey bunları hak ediyor mu ?

Mursi ile karşılaştırılmak ne alaka ise , 11 yıllık iktidarı sonunda maalesef Mısır’da ki beceriksiz bir yönetimle yandaşları tarafından paralel kurgularla özdeşleştirilmeyi hak ediyor mu, hadi kendinden olmayanlardan vaz geçti, bari bu soruyu kendisi için sorsa bari Sayın Başbakan.
Ruhum acılar içinde, vatanseverlik böylesine tek taraflı bir aşkmış.
Hayatta Serdar Erener gibi olmak varmış, gezinin değil ticaretin reklamcısıyım deyip çıktı işin içinden. Kimbilir belki o da ok yemiş bir ceylan belkide ...ya da bir sıçrayan iki sıçrayan bir çekirge .
Kim neyi ne kadar biliyor , kim bilebilir.... Tek dayanak Hasan Hüseyin’in mısralarında
‘...Elbette bir bildiği var bu çocukların
kolay değil öyle genç ölmek
yeşil bir yaprak gibi yüreği
koparıp ateşe atmak
pek öyle kolay değil.’

Sevgiyle şiirlere, acılara sığınacağız , çaresiz değiliz.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

muhip yabaş
12 Temmuz 2013 08:54

Demokratik bir iktidarda nasıl basın yasasıı olmalı Teslim olmuş holding basınıda şu an baskı altında ama
kendi çıkarları için demokratik dönemlerde basını silah gibi kullandıklarıda bilinen gerçek. Yandaş basın,teslim olmuş basın eleştiriyoruz.bilinen gerçek.
Basın yasaları avrupa birliğinde nasıl yasal düzenlem olmalı basın özgürlüğü için.basın örgütlerinin bu konuda çalışması yani sadece
yandaş ve teslim olmuş basını eleştirmek değil çözümüde halka anlatmak gerek

--

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI