Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

28 Mart 2017

 

9 Temmuz 2013

Gezi ve Mizah

Gezi Direnişi, taleplerini, savlarını, mizahın belki de en ilginç örnekleri ile anlattı ve belki de bu yüzden entelektüel değeri daha da yüceldi. Tabii anlayana…

Mizah bu kadar gündeme gelmişken, eski bir yazımdan hareketle konuya biraz yakından eğilmek istedim.

Bilim adamları, evrende hiçbir şeyin smetrik olamayacağını söylüyorlar. Hatta yaşayan en ünlü fizikçilerden biri olan Michio Kaku: “Eğer smetri olsaydı, evren var olamayacaktı” diyecek kadar ileri götürüyor işi… Ne mikro kozmozda, ne de makro kozmozda smetri yok! Demek ki tam da bu noktadan bakarsak, bir şeyleri smetrikleştirmek, aynılaştırmak, kendine benzetmek, aslında varlığı, hatta yaratıcıyı reddetmek manasına geliyor. Hal böyleyken, smetrikleştirme hatasını -özellikle sosyal düzeyde- en çok “mütedeyyinlerin” yapmaya kalkışması da mizah olsa gerek, ama şimdilik bunu bir tarafa bırakıp konumuza dönelim.

Mizah, asimetriden doğar. Tıpkı yaşamın kendisi ve sanatın tüm dallarında da olduğu gibi… Yani bir bakıma mizah, aslında yaşamın ta kendisidir de denilebilir. Peki konumuzla ilgili olan yönü ile asimetri nedir? Her türlü benzeşmeme, uyuşmama, farklı olma hali asimetridir, denilebilir. Mizah, temel olarak, sosyal ve bireysel düzeyde asimetrinin sebepleri ve sonuçlarına odaklanır; bunu işler. Bunlardan doğan çelişkileri eleştirir, onları gülünç bir hale sokar, ya da var olan gülünçlüklerini sunar. Böylece insanın ve insanlığın başına gelenleri eski deyişle “letafet ile” anlatma yoluna gider. Bu “yumuşatma” aslında eleştiriyi daha da vurgular.

İlginçtir, insanoğlu henüz bir yeni doğanken, etrafını çok kısıtlı olarak görebilir ve bu dönemde gülümseyemez. Daha geniş mesafeleri görme becerisi geliştiğinde gülme refleksi de gelişiyor. Yani gülümsemek, bakmakla, görmekle başlıyor. Mizah, bakmamıza, görmemize yardımcı olur… Mizaha düşman olan zavallılar, onun bu özelliğine katlanamaz zaten.

Mizahın “erk” ile olan kronik sorunu da işte tam bu noktada çıkar. Çok bilen, güç sahibi, söz sahibi olan erk, eleştirilmeyi, ima ile bile olsa hedef gösterilmeyi, kimi zaman küçük düşürülmeyi istemez. Bildiniz gibi, özellikle de gelişmemiş demokrasilerde bu durum çok daha bariz… Erk eleştirilmek istemez, çünkü bu, sahip olduğu gücü sarsabilir, itibarını zedeleyebilir. Bireyin ve toplumun (bazen bir kesimin ya da tamamının) yaşamındaki olumsuzluklar onun çok da umurunda değildir. Ekmek yoksa pasta vardır! İşte mizah yüzyıllar boyunca bu bakış açısına göğüs germiş, ona karşı kendi dinamikleri ve metotları ile mücadele etmiştir. Bu, bazen tiyatro, bazen yazılı eser, bazen sinema, bazen karikatür v.b olarak karşımıza çıkar.

Batı, özellikle sanayi devrimi ve dünya savaşları sonrası demokratik gelişim sürecinde ifade özgürlüğünü, eleştiriyi, mizahı, insan haklarıyla besleyen bir anlayışa kavuşmuşken, Doğu, eleştiriden çok tevekkül etme eğilimi nedeni ile yukarıda sayılanlara pek de itibar etmemiştir. Sanayisi, burjuva sınıfı, güçlü akademileri, evrensel hukuk anlayışı gelişemeyen doğu, mizahı küçümsemiş, ya da içi boş bir eğlence anlayışına indirgemiştir. Hiç kuşku yok ki tarih içinde özellikle Anadolu’da istisnalar da çıkmıştır. Bektaşi fıkraları, Karagöz-Hacivat gibi… Ancak bu istisnalar genel kaideyi bozmamıştır. Modern zamanlarda Doğu’nun erki, mizahı ve mizahçıyı “katli vacip” algılamaktan vazgeçmiş olsa da, ondan kurtulmanın, onu susturmanın başka yollarını bulmuştur. Bu sığ bakış açısı günümüzde “sipariş” mizahını da doğurmuş ve halktan yana olma düsturunu, mizahın bir anlamda “namusu”nu erke peşkeş çeken örneklere rastlanır olmuştur. Bu çakma mizah, kadim zamanların saray soytarıları ile aynı işlevi görür! Neyse ki mizah, dürüst olmadığınızın en kolay ortaya konacağı sanattır ve kendi doğal mekanizmaları ile kendini korur. Ayrıca insanlığın bilgelik birikimi de bir çeşit bağışıklık sistemi geliştirmiştir. O yüce bilge, sahteyi gerçekten sağduyu ile ayırır ve er ya da geç gerçek olanı, erkten değil kendinden, haklıdan, ezilenden yana olanı görür.

Mizahın apolitikleştirilip güdük bir “komikçilik” haline dönüştürülmesi doğunun süregelen açmazlarından biridir. Hele günümüz Türkiye’sinde mizah ustalarının başlarına gelenler, mizah dergilerinin, mizah üreten tiyatroların, sanatçıların başına gelenler düşünüldüğünde ortaya iyimser bir tablo çıkarmak ne yazık ki imkânsız. Hal böyleyken, karikatürle, tiyatro ile “ağır tahrik suçu” işlenen bir ülkenin, Avrupa’nın bir parçası olma isteği de ancak mizahla açıklanabilir!

Mizahın insana ve insanlığa hatırlattığı, alternatifi gösterdiği, var olanı yapıcılık adına eleştirdiği, bunları gülümseterek düşündüren bilge bakış açısından uzak tutulan bir toplumun mahrum kalacağı şeyler, hiçbir erkin dizayn ettiği pembe tablo ile doldurulamaz.

Bireyin toplumla, emekçinin sermayeyle, güçlünün zayıfla, iyinin kötüyle, eskinin yeniyle, insanın doğa, teknoloji ve endüstri ile ilişkisi ve yaşamda var olma mücadelesi sürdükçe, bu karşılıklı bağımlılıktan doğacak çelişkiler, mizahı ve sanatı beslemeye, var etmeye devam edecektir.

Bertolt Brecht’in bir sözü ile tamamlamak istiyorum yazımı:“Mizahın olmadığı bir yerde yaşamak çok zor ve sıkıcıdır. Her şeyin mizaha dönüştüğü bir yerde yaşamak ise olanaksızdır.”

Görmemize, gülmemize yardım eden mizah ustalarına ve Gezi Direnişi’ni mizahla harmanlayan kitleye selam olsun…








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

HEYHAT
10 Temmuz 2013 12:43

Hatta
1. bağlaç Bile, hem de

2. zarf (ha'tta:) Üstelik, ayrıca
TDK sözlüğünden
***
"birşey simetriq olursa var olmaz deniyor"

Herşeyi simetrik yapmaya uğraşanlar, zaten sizin yaratıcı dediğinizi ,herşeyi smetrikleştirmek için yaratmadı mı?Yanlış bunun neresinde? Sayın KUTUPKUTUP "Oku" diyen şahıs doğru anlamış ,doğru anladığı için dezenformasyon yapmış zaten.

KUTUPKUTUP
10 Temmuz 2013 11:14

HEYHAT dostumuz,ifadede tuhaflık yok birşey simetriq olursa var olmaz deniyor,farklı noktadasınız siz.eleştirelim amma önce doğru anlayalım ki buna hakkımız olsun.Yanlışda da ısrarcı olmayalım.Saygılar.

Heyhat
9 Temmuz 2013 22:59


Oku
9 Temmuz 2013 21:39
ateistler illa saldıracak tabi
***
Faşistmisin sen,ateistlerin ne zararını gördün.

Heyhat
9 Temmuz 2013 22:53


Oku
9 Temmuz 2013 21:39

Heyhat, ordaki varlık ifadesi tasavvuftaki varlık,bilmiyosun bari sus ateistler illa saldıracak tabi
**
Tasavuf demiyor ,Michio Kaku diyor yazıda ..Sen oku asıl.ve saçmalama,xırvalama.En azından gözlük tak..

Oku
9 Temmuz 2013 21:39

Heyhat, ordaki varlık ifadesi tasavvuftaki varlık, bilmiyosun bari sus, ateistler illa saldıracak tabi

Tüm Yorumlar (6)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI