Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

15 Temmuz 2013

Ayaklar ve Başlar

Gezi Parkı eylemleri; en yeni kuşağın, yani 90 kuşağının sayesinde, “alışılmış” ile “alışılmamış”, “eskimiş” ile “yepyeni” arasındaki ayrımı kanıtladı bize. Dayanışma, kardeşlik, iletişim, sorumluluk, sağduyu, diriliş, uyanış, tazelenişi gösterdi. Yeni yöntemler, yeni araçlar, yeri olanaklar ve yeni bir dil kullanıldı. Bu yaratıcılık ve yenilik muktedirin ezberini, muhteşemin kimyasını bozdu. BOP eş başkanını kızdırdı.

Gezi Parkı’ndaki gençler ve onları destekleyenler ise şaşırttılar, heyecanlandırdılar, duygulandırdılar, gülümsettiler. Bazen avaz avaz ağlatıp, bazen için için güldürdüler. Yandaş, yanaşma, yalaka, yaranma medyada yer bulamadılar. Ama dünya medyasına manşetten girdiler. Geride 5 ölü, 11 gözünü kaybeden, 100’den fazla kırık nedeniyle ameliyat olan, 60’ı ağır olmak üzere 7 bin 832 yaralı, 10 yoğun bakım hastası bıraktılar. 5 bin kişi de gözaltına alındı.

İktidar ve beslemeleri olaylara; dış mihrakların işi, yabancıların oyunu, yükselen Türkiye’yi kıskananların kışkırtması, faiz lobisinin numarası teşhisini koydu. BBC, CNN, New York Times gibi, kendileri söz konusu olduğunda iki satır haber olmak için takla attıkları yayın organlarını eleştiri yağmuruna tuttu. Devşirme gazetecileri eliyle CNN sunucusunu düelloya davet etti, hatta mahkemeye vermeye kalkıştı. Okuma yazma bildiği şüpheli AK-ademisyenleri vasıtasıyla zihinlerimizle alay edercesine, kendi faşist sicilini demokratmış gibi göstermeye çalıştı.

Ama gelişmeler Gezi Parkı direnişinin kolay lokma olmadığını kanıtladı. Herkesin kendini hem ifade, hem temsil ettiği, davulla zurnanın, piyanoyla halayın, futbol taraftarıyla ev hanımının buluştuğu Gezi Parkı, sadece emniyet güçlerine ve politikacılara değil, toplumbilimcilere ve psikologlara da fazla mesai yaptırdı. Eleştiriye tahammülü olmayanlara, pohpohlanmayı esas alanlara dünyanın kaç köşe olduğunu gösterdi.

Akciğerlerde kalıcı hasar oluşturan, gümrükten geçerken “yırtıcı hayvanlara karşı kullanılan silahlar” tanımlaması içerisinde yer alan biber gazını 14 Avrupa ülkesinin toplamının iki katı kullandı hükümet. “İleri demokrasi” diye yutturulan örtülü faşizmin iktidarda olduğu 2002 – 2012 yılları arasında 595 bin 86 ton biber gazı ithal etti Türkiye. Gece yarısı torba yasalarla geçirilen kanunların içeriğini bilmeyen, siyasi yaşamı BOP eş başkanının iki dudağı arasında gidip gelen vekillerin alkışlarıyla kürsüye çıkan muhteşem şöyle diyordu.

“Almışım arkama sandığın yüzde ellisinin rüzgârını. Köprü, baraj, altgeçit, üstgeçit, duble yol, AVM, tünel, kışla, Allah ne verdiyse yapacağım. Sen hangi iktidara konuşuyorsun yahu? AKP iktidarıyla bunlar konuşulur mu? Önce haddini bileceksin yahu! Ne platformu olursan ol yahu! Ayaklar ne zamandan beri baş olmaya başladı?”

İşine gelince dini, imanı, ihlası, vatanı, milleti kimseye kaptırmayan, işine gelince monşerler, seçkinci azınlıklar, bir avuç elitistler diye yüksek perdeden atıp tutan, sıkışınca da fakir fukara, garip gureba edebiyatı yapan muhteşem, milleti ayaklar ve başlar diye ikiye bölünce, sadece kelime dağarcığının ve bilgisinin sığlığı değil, siyasetinin de sınırları bir kez daha ortaya çıktı. Planı, programı, niyeti, söylemi, dili ortada olan, sınırlı bilgisini sınırsız gücüyle kapatmaya çalışan biri için hiç de şaşırtıcı değildi bu aslında.

Aynı günlerde Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousself, toplu ulaşımda bilet fiyatları 3 realden 3.20 reale çıkınca 200 bin kişi sokağa döküldüğünde şöyle demişti: “Hükümetimiz değişim isteyen sesleri dinliyor. Sokağa çıkmış olmalarından gurur duyuyorum”.

Bazı sözler büyülüdür ve çok güçlüdür. Mermi gibi delip geçmese de, biber gazı gibi göz yaşartıp yakmasa da izi kalır. Dağdaki çobandan fabrikadaki emekçiye, koltuğundaki patrondan sokaktaki işsize, mutfaktaki ev kadınından yoğurdunu kendi çalan köylü nineye herkesi etkiler. Brezilyalı liderinki böyle bir sözdü.

Acaba muhteşem bu sözün sahibi politikacıya ne der? “Üç çocuk yap, sesini kes, evinde otur” diye mi buyurur? Yoksa “ulemaya danışırım” şeklinde mi seslenir?








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

H.YILMAZ
16 Temmuz 2013 18:26

UYANIK LAİK-KEMALİSTLER BODRUM'DA PLAJDA EYLEM,HAVUZDA DİRENİŞ,KUM VE GÜNEŞ ŞEMSİYELERİ ARASINDA BARIŞ VE İSYAN ZİNCİRİ OLUŞTURARAK ! BRONZLAŞMAYA ÇALIŞIP YENİ İMAJ SERGİLERKEN, SENDE TAKSİM'DE İTİLİP KAKILMAYA SOPA YEMEYE DEVAM ET. SENIN BENİM 589 ARAÇIMIZI YAKIP,409 BİNAYI TAHRİP EDEN,SANAT ESELERİNİ YAĞMALAYAN ÇEVRECİLER!, ELİ KALEM TUTAN YAZAR-ÇİZERLERİN,ÖVE ÖVE BİTİREMEDİĞİ DARBECİ FAŞİSTLERİN AMAÇLARININ, (1960-1980)''DARBEYE ZEMİN HAZIRLAMAK'', ''BARIŞ ORTAMINI SABOTE ETMEK'' VS.
OLDUĞUNU GÖRMEYECEK KADAR HALKI KÖR SANIYORLAR. TERLEŞİK DÜZENLERİNİ SÜRDÜRMEK İÇİN (GEÇİCİ OLARAK) KÜRDLERİ SEVEN ULUSALCI-IRKÇI VE FAŞİSTLERİN ALAVERA- DALEVERELİ TUZAKLARINA DÜŞMEMELEYİZ.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI