Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

16 Temmuz 2013

Telekinezi...

TELEKİNEZİYLE Mİ UTANMAZ OLDUK ve
BUZ ÜSTÜNDE KAYANLAR


KAYDA GEÇSİN

En büyük utanmazlık utanma duygusunun olmamasıymış .

Utanma duygusu o kadar önemliymiş ki , hukukun yetmediği, önleyemediği pek çok olayı önlermiş, utanma yoksa toplumun başı dertte demekmiş, bunu artık çok iyi anlamış olmalıyız.
Kayda geçsin.

Masum insanları öldürerek kurulan imparatorlukların utancını örtecek bayrak yoktur , bunu zaten bu toprakların insanları olarak biliyor olmamız lazım .
Kayda geçsin.

Kapanmayan yaraları hukuk, demokrasiyi kullanıp örtbas etmek utanmazların işidir, bunu da bizlerden iyi kim bilebilir ki , kayda geçiriyoruz.

Bir başka utanmazlık örneğine geçelim mesela;
Kabiliyetsizlerin çok çalışkan olmaları utanç verici bir mazerettir .
Ve sırf çok çalıştıkları ve sürekli iş buldukları çünkü iş verildikleri için zengin edilip, star mıtar diye çağırılanları hemen her sektörde göremekteyiz, öte yandan yetenekli dürüst insanların işsiz kalmaları da utanç verici bir acımasızlık, bunu da çok net gördük.

Politikacıların showman gibi davranmaları başka bir utanç , izliyoruz . Kayda geçsin.

Utançlar sektör tanımıyor , gırla gidiyor ;
Festivaller, (film festivalleri dahil ) insanlık ve sanatın kutlanması için bir araya gelmeye bahanedir, Ne tuhaf ve utanç verici , Belediyeler bunu bile beceremediler .
Son yıllarda olaysız , skandalsız geçen Film festivali yok kayda geçsin.

Utanç medyaya da çöreklenmiş durumda;
Etrafınıza şöyle bir bakın ;
Dünya Petrol şirketleri milyarları cebe indirirken,dünya milyarderleri sekreterlerinden daha az vergi öderken,
Akademisyen geçinip siyasete ekonomiye akıl verenler akil akil konuşurken ve medya ile yalaş bulaş olmuşken ,
Aynı insanların pek parlak fikirleri iş alanlarını yok eder , insanları birbirlerine düşürürken, bu bir takım dar çevre ekranlarda birbirlerine ilk isimleriyle hitap edecek kadar canım ciğerim olmuşken ,
Hiç utanç duymazlar mı ?
Soruyu kayda geçiriyoruz.

Biz sıradan insanların , medya yoluyla onlara yaptıklarının hesabını sorma hakkımız elimizden alınmışken , üstüne üstlük onlara minnet duyup teşekkür mü edeceğiz ?

Fazla seçenek bırakılmadı bizlere kayda geçiriyoruz.

Utanç sıralamasında kaçıncıyız acaba ?

Artık seneye Hürrem ne diyecek, Küçük Kemal gurk etti mi, Özge ne doğurdu, Beren annede mi kaldı, Doğukan arabaya vınn mı yaptırdı, Zerrin hangi Başbakanları seviyor, bu sene kim Kore filminden apartma filim yapacak haberleri kimseye teselli vermiyor.

Sıkıntımızı kayda geçirelim.

Dindarlık hassasiyetleri olan kanallarımızın, TRT’miz dahil , göz bebeği dini sohbetçi , ‘Modern Zamanların Rabia’sı’ yakıştırmasına mazhar olan bir hanımefendi ekranlarda konuk olduğu yemek programında ahçıbaşının hangi hallerde oruç tutulmaz sorusuna mealen şöyle yanıt verdi ; doktorun hastalık nedeniyle yasakladığı hallerde oruç tutulmayabilir , ( ancak iki kere üzerine basa basa ) teşhis koyacak doktorun Müslüman olması gerektiği hususunun altını çizdi.
Bari hangi doktora gideceğimizi de alt yazı geçselerdi.
Hanımefendiye göre Doktor Hırsitiyan, Yahudi, Hindu ise olmuyor !
Niye, bize orucumuzu tutmayalım diye tuzak kurma ihtimalleri mi var doktorların , onlar bizlerin düşmanları mı ?
Müslümanlar birbirini yok etmeye çalışıken yaraları sarmaya çalışan sınır tanımayan doktorların hepsi Müslüman mı?
Osmanlı saraylarında Müslüman olmayan doktorlara tedavi olan Padişahlar bu hanımefendiden daha mı az Müslümandılar ?
Hani bu hanım birlikte yaşama kültürümüze büyük katkılarda bulunuyordu ?
Bu sözlerinden utandım, çok utandım dahası sıkıldım artık bu çakma ...neyse ..........

Allah utançlarla kirlenmiş dimağlarımıza , bizlere onun yönünde sevmeyi , sevdirmeyi sürdürecek gücü ihsan etsin diye dua ediyorum , hatta saçma sapan konuşanlardan da umudu kesmiyorum, bende ki de ne Müslüman inadıdır kayda geçiriyorum.

Ama soruyorum ;
Ülkemizde neden bu kadar utanmazlık var , telekineziyle bizi utanmaz hale mi getirdiler de ar damarlarımız çatladı ve böyle tuhaf insanlar olduk Sayın Yiğit Bulut konunun uzmanı soruyoruz.

Biz bu hale gelmişken Başbakan’ı kim kurtaracak telekinezi hücumlarından , siz mi ?
Yoksa Telekinezi ile mücadele için yeni bi ‘ehiller’ kurulu mu oluşacak ?

Utanmazlık dünyanın problemi , teselliyi kayda geçirelim ama demokrasi utanması olanlara da yaşama hakkı veriyor bizde sanırım bu kısım problemli....

Kıssadan Hisse :
Ülkenin birinde
Halka yasak, buz tutmuş bir göl varmış.

Buz tutmuş koskocaman bu gölde
sadece özel insanlar
Kayıp dururlarmış neşe içinde buzun üstünde.
Utanmaz insanlarmış buz üstünde kayanlar.
Kaydıkça buz üstünde, zengin olurlarmış.

Buz üstünde işledikleri günahlardan hiç utanmazlarmış.

Sonra an gelir buz tutan göl onca utanmazlığı kaldıramazmış.
Onlar gene de aldırmaz , çatırdayan incelen buzda devam ederlermiş kaymaya

Halk gölün kenarında izlermiş onları ve merakla beklermiş buzun kırılacak
açılan deliğin onları soğuk sulara gömeceği anı.

Çünkü çok seyretmişler nefret ettikleri ne varsa kırılan buzda yok olup battığını.
Halka yasak olduğundan buz tutan gölde kaymak , onlar kenarda sessiz beklerlermiş öç alma zamanını.
Yıllar böyle geçmiş.
Sonra bıkmışlar kendilerine yasak olan gölde,
boğulan insanları seyretmekten usanmışlar durup öylece .

Öç almak istemez olmuşlar, utanmışlar kendilerinden
ve kurtarmak istemişler kendinden geçmiş buz üstünde kayan utanmazları.
Kendileri gibi bir adam seçmişler ,
Aralarından Göl yasaklısı bir adam
Ona , Anlat demişler buz üstünde kayanlara
Bu göl bu kadar utanç yükünü kaldırmıyor
Bizden zengin ve bizi umursamaz da olsalar,
izlemekten utanır olduk bakamaz olduk kendi yüzümüze
insandır onlar da neticede.
‘Peki’ demiş adam, ‘Ben anlatırım onlara’ .
Halk demiş ki; ‘ Ama unutma sen bizdensin
hiç bunu aklından çıkarma ve kapılıp büyüsüne buz üstünde kaymanın
Sakın onlara uyma.
Seni buz üstüne yolluyoruz, onları da kurtarmaya....................’

Direniş incelen buz üstünde kayanları kurtarmak isteyenlerin ve buz üstünde ilelelbet dans edebileceklerini zannedenlerin acıklı bir öyküsüdür

Ve üzerlerine giden polisi Bir Türk Gestaposu haline getirmek isteyenlere halkın ölüm ve yaranlama pahasına izin vermediği , polisin halkı değil, halkın polisi koruduğu çok özel bir hikayedir .
Ben böyle algıladım, umarım algı yasağını delmedim.
Peki buz üstünde kayanları kurtarmaya giden adama ne oldu ?
Henüz hikayenin sonu yazılmadı.

sevgiyle








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI