Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

25 Mart 2017

 

22 Temmuz 2013

İnan bana ne olur

EMRAH ELÇİBOĞA
OYUNCU



İnan bana içim yanıyor. Sadece meşhur bir yolcu olduğumu düşünüyorsun o şehirde onlarcası gibi, nice söz verip geri dönmeyenler adını anmayanlar gibi, haklısın ama ben kalbimi bıraktım oraya inan bana. Bilebilir miydim kalbimin bu kadar fazla parçalanacağını sonrasında yalan iftira sağanağının altında kalacağını o güzelim annenin ellerini iki yana açıp kafası göğe kaldırıp haykırdığı fotoğraf belleğimden silinmezken her gün gencecik insanların sabırlarının yaralarının gururlarının umursamazca acımasızca gaddarca belleneceğini bilemezdim inan bana.

Uzun fotocode Ölümün bu kadar haddinden fazla Cömert olduğunu Abdo kardeş hatırlattı. O güzelim şehrin Saray gibi caddesinin üzerindeki uğrak yerim dönerci olanı değil, o güzelim şehrin onlarca korkusuz gençlerinden biri olan Abdo. Reyhanlı için de Roboski için de Hrant için de Sivas için de bütün haksız ölümler zulümler için de Sünni,Alevi,Rum,Ermeni ayrımı yapmadan sözünü söyleyen, ellerini sallayan, kilise çanıyla ezan sesi arasında büyüyen, memleketi gibi barışçıl güzel ABDO. İnan bana benim de kardeşimdi baş tacıydı.
İnan bana güne başlamak öyle ağır ki kimi zaman, bir gece öncesi uyku küsmüşken kirpiklerine, göz bebeklerin hiçbir şeyi kaçırmamak için odak değiştirmezken, inan bana uyumak çok zor anacım dilsiz ninniler eşliğinde. İnan bana ruhumu yıkadım Fırnız yaylasının tepesinde, belki Abdo ve niceleri hiç çıkmadılar oralara ve göklerinin engin mavisinde bulutlarından rengini almış Beyaz Kartal gördüm göğsümdeki Kara Kartala eş. İnan bana şimdi anlıyorum memleketinizin yavrularının neden kartal bakışlı şahin atikliğinde olduğunu annem babam. Canımsınız eğer biraz güvenin olduysa bana inan sana uzattığınız o ABDO’nun tek gülü memlekette diyar diyar gezip çoğalıp öyle düşecek eteklerine yarana beyhude merhem misali.

İçim yanıyor inan ki bana. Biliyorum belki de gördüğün o şatafatlı sahte pudra kokulu figürler yüzünden inanmayacaksın; aynı kefeye koyacaksın onlarla beni, sana bir şey diyemem ama inan ki içim yanıyor be annem. Ölülerden korkanların mangası karşısında gördüm seni.Tüm olabilecek haklı öfkenden, hıncından arınmış olarak canını senden alanın mesai arkadaşlarına “AZ ÇEKİL OĞLUMU GÖREYİM” dediğin zaman, üstüne sinirleri hoplatan “Yakını mısın?” sorusuna karşılık “ANNESİYİM” cevabının dinginliği karşısında tüm bildiklerimi yaktım inan bana.

İnan bana uyuyamıyorum deli gibi dönüp duruyorum yatağımda geceleri. Kendimi yerinize koymaya çalıştıkça boğulacak gibi oluyorum. Cehennemi bir sıcaklık yayılıyor vücuduma ter içinde kalıyorum gözümü her kapattığımda al kanlara boyanıyorum. Ben de şaşkınım senin kadar ben de anlatmakta zorlanıyorum tüm olan biteni. Onların yerine koymaya çalıştıkça kendimi utanç batağında kesiliyor nefesim. Göz göre göre vurulmuşken evladın nasıl derim ki “Taş atıp öldürdüler oğlunu”. Ardından yok biz baktık koca adamlar uzmanlar toplandık hakikat için, anladık ki aslında “vuranın eline taş değmiş ondan vurulmuş oğlun” diyebilecek bir vicdana yüreğe sahip değilim inan bana. Sonra şunu da yapamam “Senin oğlan bayrak yakmış” “Doğuda teröristmiş karakol basmış” ve bunların hiçbirini yapmadığını öyle olmadığını bildiğim halde, yalanlarım bir bir yüzüme vurulurken, senin içinin yanmasını hiçe sayarak suçlayamam yavrunu iftiralarla inan bana.

Oğlunu vuran serbest bırakılırken, delil teşkil edecek kamera vurulma anında birden doğa sevgisine kapılıp vuranı değil ağacın dallarını yapraklarını çekiyorsa mazeret uyduramam sana teslim olurum vicdanıma inan bana. Kulağına çalınıyorsa eğer o zaman şunu bil ki hala arkasından söylenen yalanlara iftiralara kanan, adalet vicdan yoksunu, lanet okuyan, sevinen, oğlunu başka türlü göstermeye çalışan Allahsızlar varken inan bana Ethem’in yüz binlerce kardeşi senin de bir o kadar oğlun kızın karşında onların.
İçim yanıyor inanın bana. Diyeceksiniz bizim kadar benim kadar kavrulur mu için? 3 gün sonra unutursunuz bırakırsınız bizi yapayalnız acımızla. İnan bana ben 3 tane kırmızı montu unutmayacağım. Schindler’in Listesindeki kızın, Masumiyet’teki dilsiz Kader’in ama en çok da senin üzerindeki oğlunun kan kırmızısı montunu. Her baktığımda her gördüğümde seni “Hastane Önünde İncir Ağacı” türküsünü dinledim ve dinlemeye de devam edeceğim inan bana.

Geceleri dualarla geçti; Abdo’nun, Ethem’in ardına takılıp gitmesin diye Ali. Sonra bunu yapanları bulmak için dört koldan aramaya başladık. Her yere haber salındı duyan bilen tanıyan tanık olan var mı diye. Sen gözün yaşlı bankın üzerinde otururken, bir an olsun çıkarmazken yavrunun kokusunu üzerinden gülen fotoğrafına sarılmışken babası inan bana anında bulundu faili olabilecekler yada bağlantıda olanlar. Ama Onlar bize de inanmıyorlar düşman görüyorlar bunu bize başkalarının yaptığına inanıyorlar. Parayla pulla kendimizi aşımızı eşimizi sattığımızı sanıp dinlemiyorlar sorduğumuz sorulara cevap veremiyorlar. Onursuz sanıyorlar bizleri akılsız beyinsiz kurma fikirli inanç yoksunu olduğumuzu düşünüyorlar. Ölenlerin terörist kötü olduğuna inandırmaya çalışıyorlar sağ kalanları inanmayanı da karalıyorlar ölümlerinden onları mesul tutuyorlar.Anlayacağın anacım bizleri katil,bölücü,hain,paralı asker yaptılar. Onun için şaşırma katilin tecavüzcünün serbestçe dolaşmasına ama ne olur onlara da kulak asma oğlunu bu hale getiren onun gibi düşünen insanlar değil arkadaşları asla değil.

Görüntüleri bulundu sevindik ayan beyan ortaya çıkar kimin yaptığı diye üstelik bu sefer Ethem’e yaptıkları gibi de olmayacaktı çünkü teslim eden “sapasağlam” dedi görüntülere ama ne olduysa bozuk dediler görüntüler kursağımıza kurşun sıktılar odunlarla vurdular.

İşte o zaman öldürdüler Korkmaz olan Ali’yi. İnan bana bir kez daha utandım utanmazların adına senden sizden. Ali için yine yüz binler ayaklandı hastane kayıtlarına direnerek yaşatıldı dört bir yanda mezarı her yerde fotoğrafı bütün seven gönüllerdeydi. Buna rağmen yine en iyi bildikleri ama hiç beceremedikleri şeyi yaptılar “akıl dışı iftirayı” attılar. Ali yi öldüren kendi arkadaşlarıymış ve polisi suçlu göstermek için bunu yapmışlar.

Şimdiler de “Helal Kan” icat etmeye çalışıyorlar anacım bu kansızlar için herhalde. Ben senin yüzüne bakamıyorum annem bu reziller yüzünden affet beni. Halen orada burada Ali’nin kocaman gülüşüne, gözlerinin kömür karası parıltısına laf edilirken inan bana sizler kadar metanetli olamıyorum. Dişleri gıcırdıyor, ellerim titriyor, ağzım bin küfürle doluyor susuyorum sırf onların ruhlarının naifliği için. Ama asla unutmayacağız inan bana öyle bir iki yerlere isim vererek değil. Sana şeref sözü annem belki bana inanmayacaksın ama doğacak çocuğumun adı ALİ olacak benim oğlum olduğu kadar senin de torunun olacak inan bana.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Yücel Yeşilceli
24 Temmuz 2013 20:15

Editörler,şu güzel yazıya,Abdocan,Ali İsmail ve Ethem Sarısülük adlı yiğit devrim şehitlerini övüyor olmamın,onları sevgi ve saygı ile anmamın!..

Ve,değerli tiyatro sanatçısı Emrah Elçiboğa'nın önerisi doğrultusunda "Hiç olmazsa çocuklarınızın 2.adını Ali,İsmail,Abdocan veya Ethem koyun" sözlerimin neresi sizi rahatsız etti?

Önceki yorumumu yayınlayın lütfen.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI