Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

22 Temmuz 2013

İnsani duruş bozuklukları!

Siyaset kirli olursa, demokrasi temiz kalır mı?
Ya da ortada demokrasi kalır mı?
Bu ülkenin bugünkü konjonktürünün en önemli sorularından ikisi bunlar galiba…
Ve birbiriyle çok iç içe!
Bu durum etkileşimi daha keskin hale getirirken, ayrımı derinleştiriyor.
Ama şu sonuç hiç değişmiyor:
Bazıları aynaya hiç bakmıyor!

Tabi ki bu davranış biçiminin nedenleri vardır…
Kiminin niyeti yoktur, kimi ise cesaret yoksunudur…
Ama sonuç aynıdır:
İnsani duruş bozukluğu!

Hele bu bozukluk siyasetin içine tamamen girmiş ve neredeyse kişilik özelliği olmuşsa, ‘kişisellikten’ tamamen çıkar. Çünkü siyaset toplumsal bir olgudur ve mutlaka ve mutlaka birden fazla kişiyi etkiler.

Daha doğrusu milyonlarca insanı etkiler…
Bu etkileşim ise ikiye ayrılır:

Birincisi insanların doğrudan ‘zarar’ görmesine yol açar, ikincisi özellikle eğitim düzeyi düşük insanlarda hızla ‘kod’ haline dönüşür…
Bir süre sonra “Böyle düşünmek gerek demek ki”, ‘ Koskoca o(!) böyle düşünüyorsa, demek ki doğrudur” gibi kabullenmeler başlar ve bu kabullenmeler, ‘toplum karakterine’ doğru evrilir…
Zarar ise insanların hayatını alt üst edebildiği gibi, aynı insanlardaki ‘güvensizlik’ duygusu, bireysel huzursuzluk ve mutsuzluğa neden olur. Çok geçmeden aynı olgu, toplumsal bir olgu olarak dolaşımdadır artık!

Demek ki bir ‘günah’ varsa buralarda aramak gerekiyor.
Sonuçta, ‘günah’ işlemeyi önleme işi siyasetçilere ait bir görev değil öyle değil mi?
Hele demokrasi rejiminde!
Çünkü bu rejimde müdahale edilemeyecek alanlar, müdahale edilebilecek alanlardan milyonlarca kat(!) fazladır ve özgürlüğün sınırları, siyasetçinin ‘günlük özgürlük anlayışlarıyla’ hiçbir şekilde ilintili değildir. Hatta özgürlüğün ve adaletin genişletilmesi, bizatihi ‘seçilmişin’ görevidir!

Tabi bu topraklarda bu rejimin, ne kadar ‘yarım yamalak’ olduğu ayrı bir tartışma konusu ama ‘tam demokrasi varmış gibi’ ahkam kesmekle olmuyor işte…

Hayatta ‘gereğini yapmak’ gibi bir zorunluluk var.
Tıpkı sözle, uygulamanın örtüşmesi gibi…
‘Sandık’ tam da burada değersizleşiyor.
Daha doğrusu tam da bu noktada değersizleştiriliyor!
Sandığın, dışındaki her şeyin demokrasi yörüngesinden çıktığı noktada!

Bugünün sorunsalının bu noktada aranması belki de müteredditlerin kafasının daha hızlı aydınlanmasına neden olabilir.
İşte o zaman, ‘sorumlu düzgün duruşun’ “Bizden olan günah işlemez”, “Bizden olan darbe bile(!)yapmaz” “Bizden olan hep haklıdır” ayrımcılığıyla hiç ilgisi olmadığı da iyice anlaşılabilir.
Ama hiç biri önce aynaya bakma gerekliliğini unutturamaz!








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI