Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

25 Mart 2017

 

24 Temmuz 2013

1919 Ruhu

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıtada savaşan askerleriydi. O askerler, Balkanlardan Kafkaslara, Bingazi’den Yemen’e kadar ayak basmadık toprak bırakmadılar. Doğdukları yerlerden kilometrelerce uzakta terlerini, kanlarını döktüler. Sonuçta birkaç yıl arayla Çarlık Rusya’sının, Avusturya – Macaristan İmparatorluğu’nun devrilip gitmesi, parçalanıp yıkılması gibi Osmanlı İmparatorluğu da aynı kadere boyun eğdi. Yenilip, çekildi o kıtalardan.

Çağ hükmünü icra ediyordu. Kralların, imparatorların yeri yoktu dünyada. Saltanatın, hilafetin de olmayacaktı. O askerler, o bizim askerlerimiz çağın gerçeğini görüyorlardı. Son kale olarak Anadolu’ya sığındılar, Anadolu insanına yöneldiler. Bu toprağı ve bu toprakta yaşayan insanların geleceğini düşünmeye başladılar. Emperyalizmin karnı doymuyor, iştahı hız kesmiyordu. Bu toprağı bile bu toprağın insanına çok görüyor, layık görmüyordu. Kuzeyden güneye, doğudan batıya işgaller başlamıştı. Ama o askerler, o kahramanlar çağın da, coğrafyanın da gerçeğini anlayıp, kavramışlardı. Bu topraklar son sığınma yeriydi. O nedenle Anadolu insanını bütünleştirip tekrar mevzi aldılar. Anadolu’da örgütlendiler. Askerler sivillere, siviller askerlere inandılar, güvendiler.

19 Mayıs’ta başkaldırdılar. 23 Nisan’da güçlerini birleştirdiler. 30 Ağustos’ta güçlerini gösterdiler. 29 Ekim’de uygarlığın kapılarını açtılar. Sonuç; onurlu, gururlu, güvenilir devlet düzeniydi. Halk için, halkla beraber uygar dünyada aklın, bilimin ışığında dünyayla beraber yaşamaktı amaçları.

Üzülerek görüyoruz. Yıllar önce yoktan varedilen Türkiye Cumhuriyeti bugün bütün maddi ve manevi kazanımlarından arındırılmış, uzaklaştırılmıştır.

Yıllar önce asker – sivil emeğiyle kurulan çağdaş, uygar devlet bugün yeniden saltanat ve hilafet sevdalılarının serüveniyle karşı karşıyadır.

Yıllar önce yayılmacı güçlere kafa tutan, başkaldıran Türkiye Cumhuriyeti, bugün o cumhuriyete el sallayıp, veda etmek çaresizliği içindedir.

Yıllar önce esir ülkelerin, mazlum milletlerin bağımsızlık önderliğini yapan, doğunun güneşi diye adlandırılan Türkiye, bugün doğunun da batının da kıyasıya eleştirdiği bir konuma düşmüştür.

Yıllardan beri gücü, görkemi olan Türkiye Cumhuriyeti, bugün içte ve dışta gücünü, görkemini kaybetmiş, hafife alınan, itibarsız bir ülke çaresizliği içine düşmüştür.

Yıllar önce çağdaş uygarlığa ulaşmak gayreti içinde olan Türkiye, bugün adeta geri kalmışlığın pençelerinde kıvranmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda bağımsız, egemen ve eşit bir siyasi kimlik kazandığı Lozan Barış Antlaşması’nın imza edildiği bu günde 1919 RUHU’nun kalpaklı ve kalpaksız kahramanlarını saygıyla anıyorum.

Selam onlara, saygı onlara…








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI