Bu bölüm arşiv niteliğindedir. Güncel sitemiz için lütfen tıklayın.

Kılıçdaroğlu her şeyin farkında

BARIŞ YARKADAŞ

Siyasette Stratejik Planlama

ELFİN TATAROĞLU

Adalet suç işlerse!

NURHAN YÖNEZER

Amerika’da olsa... ve Rahman Altın

NECEF UĞURLU

29 Mart 2017

 

24 Temmuz 2013

90. Yılında Lozan

BARIŞ DOSTER

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması’nın üzerinden 90 yıl geçti. O dönemde imzalanan anlaşmalardan Lozan dışında hiçbiri yürürlükte değil. Ancak Lozan’ı da yürürlükten kaldırmak isteyen emperyalizmin ve onun ülkemizdeki uzantılarının, yerli işbirlikçilerinin çabaları hızlanmış durumda. Türkiye’nin hukuksal anlamda tapu senedi, diplomatik düzlemde temeli olan Lozan’ı yok sayma, hiç olmazsa delme girişimlerine karşı ise gerekli yanıt ne yazık ki verilemiyor. Lozan’a yönelik çullanışlar, en üst düzeyde yapılıyor. Diplomasideki ustalığını Lozan’dan önce Mudanya Mütarekesi’nde kanıtlayan İsmet Paşa, sadece iktidar mahfillerinde değil, kendi partisinde de hedefe oturtuluyor.

Lozan’ı doğru kavramak için tarih, hukuk, iktisat, siyaset bilmek, tarihsel belleğe ve bilince sahip olmak gerekir. Her olayı kendi nesnel koşullarında tartıp, incelemek, dönemin kuvvet dengesini gözetmek şarttır. Stratejinin üç temel unsuru olan kuvvet, zaman ve mekân dikkate alınmadan, siyasi, iktisadi, askeri, toplumsal güç unsurları hesaba katılmadan, emperyalizmin tahlili yapılmadan Lozan anlaşılmaz. Dahası, Lozan’dan önce Sevr Antlaşması’nda, Londra ve Paris Konferanslarında Türklere dayatılanlar da iyi bilinmelidir. Ancak o zaman, 151. maddesinde “Azınlıklar konusunda müttefiklerin bundan sonra alacağı tüm kararları Osmanlı Devleti peşinen kabul eder” hükmü bulunan Sevr de, Lozan da daha doğru anlaşılır.

Anımsamakta yarar var. Birinci Dünya Savaşı Osmanlı Devleti’nin terekesi nedeniyle çıkmıştır. O savaşta bölgemiz, enerji zenginliği de dikkate alınarak bölüşülmüştür. Savaş, Osmanlı’nın paylaşımı için yapıldığından, tarihten habersiz cahillerin öne sürdüğü gibi, Osmanlı’nın savaş dışı kalması mümkün değildir. Nitekim devleti yönetenlerin savaş dışı kalma yönündeki önerilerine dönemin emperyalist merkezleri hiç itibar etmemiştir. Kaldı ki, Osmanlı Devleti, Almanya’nın yanında savaşa katılmasa bile, hatta savaşı Almanya kazansa dahi, Osmanlı açısından sonuç değişmeyecektir. Çünkü savaşın nedeni ve en büyük ganimeti Osmanlı topraklarıdır. Osmanlı’nın savaşa girişinin zamanı ve yöntemi tartışılsa dahi, savaş dışı kalmasının olanaksız olduğu açıktır.

Lozan’da hem Birinci Dünya Savaşı hem de Kurtuluş Savaşı’nın hesabı birlikte görülmüştür. Ve Birinci Dünya Savaşı’nın ardından imzalanan hiçbir antlaşma Lozan kadar kapsamlı, kalıcı olmamıştır. Oysa Lozan’ı düzenleyen devletler, konferansı öncelikle Birinci Dünya Savaşı’nın sonuçlandırılması için tasarlamışlardır. Türkiye ise konferansa Birinci Dünya Savaşı’nın mağlup devleti olarak değil, Kurtuluş Savaşı’nın galip devleti olarak katıldığını başından itibaren ısrarla vurgulamıştır. İsmet Paşa’nın Türk heyetine başkanlık etmesinin önemli gerekçelerinden biri de, galip devletin komutanlarından biri olarak cephelerden gelmiş olmasıdır. Bu nedenle yüksek bir özgüvene, psikolojik avantaja sahiptir. Bu sayede kapitülasyonlara kesinlikle karşı çıkmış, egemenlik, bağımsızlık ve eşitlikten ödün vermemiştir.

Lozan’ı beğenmeyenlere anımsatmak gerekir: İsmet Paşa, İngilizler tarafından biraz yumuşatılarak önüne konan Sevr projesine direnip, Türkiye’nin tezlerinde ısrar ederken, İstanbul henüz işgal altındadır.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.








Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Çalıkuşu
2 Ağustos 2013 11:50

B.düzü gibiler, Cumhuriyet ve Atatürk konusunda, o kadar önyargılılar ki, bir şeyleri aktarırken, işlerine gelen tarafını aktarıyorlar.

O zaman ben de kısaca, Sivas'ta manda tartışmaları sırasında görüşmelere katılan General Harbord'un anılarındaki şu sözünü aktarayım.
"... Onların manda sözü ile anladıkları, bizim görüşlerimizden farklıdır. Onlara göre manda, ağabeyin kardeşine önerileri gibi bir şey. İç işlerine ve uluslararası ilişkilere karışmadan, her hangi bir otorite ortaya koymadan uygulanan bir ilişki."

Manda tartışmaları olmuşsa da, Kurtuluş Savaşı'nın parolası "Ya istiklal, ya ölüm" olmuştur.

B.DÜZÜ
1 Ağustos 2013 01:15

Milli burjuva yaratma heveslisi ,AKEL İŞBİRLİĞİNİN SİVAS KONGRESİNDEKİ çağrı (manda talebinin altında kimin amzası var) mektubunda saklı olduğunu bilmez konuşur,aklı ermez emperyalizme,NEO NEO diye yanıp tutuşur.BE KARDEŞİM 23 İZMİR İKTİSAT KONGRESİNİN MADDELERİNİ .Okuda emperyalizmle işbirliği nasıl
Misakı milli sınırları nire şimdiki sınırlar nire, k.burjuva kişiliğin olaya böyle bakması kadar doğal bir şey olmazdı zaten ...ama bari doğru okusaydı yorumu anlardı islamcı yada osmanlıcı olmadığımı.....bunca zamandır......
gerçekten sen kimsin nesin be kardeşim.....

Erdem AKEL
31 Temmuz 2013 09:18

Beylikduzu
Gene zirvalamis
Nedenmi?
Osmanli ile Turkiye Cumhuriyetini karistirmis
Bu dinciler hep Ulus kavrami tasiyan her seyin karsisina bir sekilde dilirler
Nedenmi?
Onlar hep emperyalizmin isb,irlikcisi olmuslarda ondan

Ege
28 Temmuz 2013 23:53

Sn. B.Düzü sen şükret haline bence. Lozan antlaşması olmasaydı hala bu kadar rahat konuşabilir miydin ? Atatürk, zayıflamış bir Osmanlı devleti'den geriye kalan yerleri sonuna kadar savunmuş, milli mücadele ruhu göstererek alınması gereken hemen her yer alınmıştır. Osmanlı saltanatında ne kadar çok yer kaybedilmiş emparyelist devletlere önce onu sorgula

k.mürsel
28 Temmuz 2013 02:08

Lozanla ilgili tarih kitaplarındaki önemi özellikleri açısından benim en çok dikkatımi çeken 'geçerliliği bu güne kadar süren tek antlaşmasıdır' her kitap kopyalamış gibi bu maddeyi yazar.10 yıl sonra yani iddalara göre lozanın geçerliliği 2023'te sona erecek.bence bunun doğruluk payı P çünkü günümüzde olan olayların gidişatı 10 yıl sonrasına zemin hazırlanıyor.

Tüm Yorumlar (6)

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI